KAVUŞAN HÖYÜK KAZILARI

Prof. Dr. Gülriz Kozbe

Diyarbakır İli, Bismil İlçesi’nin 10 kilometre güneydoğusunda, İnardı Mezraa sınırları içinde yer alan Kavuşan Höyük, sürdürülmekte olan Ilısu Barajı ve HES Projesi’nin yakın etki alanı içinde bulunan, yaklaşık 1,5 hektar büyüklüğünde bir yerleşim yeridir.

2001-2009 yılları arasında gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucunda, höyükteki en erken yerleşim, günümüzden 4300 yıl önce Erken Tunç Çağ’ın sonlarına tarihlenirken; en geç yerleşim ise bölgede 12.-14. yüzyıllara tarihlenen Orta Çağ’a aittir. Bu uzun yerleşim sürecinde zaman zaman kesintiler olsa da, Dicle ve Şeyhan Çayı kenarındaki konumundan ve çevresinde tarıma elverişli geniş toprakların yer almasından dolayı Kavuşan, hep tercih edilen bir mevki olmuş olmalıdır. Özellikle MÖ 2. binyılda ve daha geç dönemlerde, Yeni Assur İmparatorluğu’nun MÖ 10. yüzyılda bölgede gerçekleştirdiği yayılım sırasında bu tercihin çok belirgin bir şekilde yapıldığını, her iki döneme ait arkeolojik kalıntıların diğer dönemlere göre, höyükte daha yoğun olarak ele geçmesinden anlaşılabilir.

MÖ 2. binyılın ilk yarısı, bir başka deyişle Orta Tunç Çağ, Kavuşan Höyük de birden fazla mimari tabaka ile temsil edilir. Kavuşan’ın yanı sıra Salat Tepe, Kenan Tepe veya Hirbemerdon gibi komşu höyüklerde de mevcut olan bu dönem, 10 yıldır süren kurtarma kazıları sonucunda artık rahatlıkla tanımlanabilmektedir. Yapım özellikleri ve kap biçimleri belirlenmiş olan MÖ 2. binyıla ait tipik çanak çömlek gelenekleri, Kavuşan’da söz konusu mimari tabakalarla uyumlu bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Kavuşan Höyük’te bu dönem mimarisinin en önemli buluntusu, içinde depolama mekanı bulunan, ciddi bir yangın geçirmiş, olasılıkla iki katlı olan bir yapıdır. Mekanın iç kısmında tespit ettiğimiz çanak çömleklerin parçalanmış ve yanmış görüntüleri, ters düşmüş kaplar, yanık ahşap hatıl parçaları ve düşmüş yanık kerpiç bloklar bu durumu destekler verilerdir. Bölgedeki benzerlerine göre kısmen daha küçük ölçekli bir yapı olmakla birlikte, höyüğün çevresinde, günümüzde de mevcut olan yüzlerce dönümlük bereketli tarım arazisi göz önüne alındığında, Kavuşan Höyük örneğinin de diğer yerleşmelerdekiler gibi, geniş tarım alanlarını kontrolü altında tutan, artı ürünü daha büyük merkezlere verene dek depolarında koruyan küçük çaplı bir toprak sahibinin konutu olduğu düşünülmektedir. Mekan içinde yangın sonucu patlayan bazı depolama kaplarından tabanın geneline dağılmış, buğday, arpa, kara burçak/fiğ ve mercimek yoğun miktarda olmak üzere çavdar, bezelye, yoğurt otu ve üzüm çekirdeğine ait karbonlaşmış bitki kalıntıları bulunmuştur. 2008-2009 çalışmaları sırasında ele geçen, içinde 13,000-13,500 adet buğday tanesi saptanmış arkeobotani örnekleri tane miktarları açısından göz önüne alındığında, Kavuşan Höyük’te tarım faaliyetlerinin ağırlıklı olarak buğdaya dayalı tahıl üretimi şeklinde yapıldığını göstermektedir. İkinci yoğun olarak ele geçen ve bir baklagil olan kara burçak (fiğ) bitkisinin ise öncelikle hayvanların beslenmesinde kullanıldığını, bununla birlikte erken dönemlerde insanlar tarafından özellikle kıtlık dönemlerinde besin kaynağı olarak tüketildiğini söyleyebiliriz. Sonuç olarak MÖ 2. binyıl yapısının geniş duvarları, sıvanın ve mimarinin özenli yapılışı ve yoğun olarak depolanmış tarımsal ürünlerin yanı sıra mekan içinde ele geçen bir adet silindir mühür ile bir adet kırık bulla da bölgede, bu döneme ait otoritenin ve toplumsal örgütlemenin göstergeleri olarak değerlendirilmelidir.  

 

 

Prof. Dr. Gülriz KOZBE