KAYIP BİR DİL

  Kayıp Bir Dil BulunduGüneydoğu Anadolu’da Yeni Assur Krallığı dönemine tarihlenen unutulmuş bir dile ait kanıtlar bulundu. Diyarbakır bölgesinde Ziyaret Tepe’de çalışan araştırmacılar bu dili, modern Irak – İran sınır bölgesindeki Zagroslardan tehcir yoluyla getirilenlerin konuştuğuna inanıyor.  

Akron Üniversitesinden Prof. Dr. Timothy Matney’in bilimsel başkanlığında, Marmara Üniversitesi’nden Kemalettin Köroğlu, Mainz Üniversitesinden Dr. Dirk Wicke ve Cambridge Üniversitesi’nden Dr. John McGinnis denetimindeki uluslararası bir ekip tarafından yürütülen Ziyaret Tepe kazılarında bulunan bir tablet üzerindeki kadın isimlerinin çoğunun daha önce bilinmeyen bir dile ait olduğu ortaya çıkarıldı.

Yeni çalışmalar bu kentin Assur eyalet merkezi Tushan olabileceğine ilişkin kanıtlar ortaya koyuyor. Özellikle sitadelde gün yüzüne çıkarılan anıtsal boyuttaki yapıların Assur kralı II. Aşurnasirpal (MÖ 883-859) tarafından inşa edildiği düşünülmekte.

Yeni dile ilişkin kanıt, Tushan’daki sarayın 8. yüzyıl sonlarına doğru bir yangınla tahrip olması sırasında pişerek korunan kil bir tablet üzerinde günümüze ulaştı. Çivi yazısıyla yazılan tablette sarayda ve yerel Assur yönetimin emrinde çalışan toplam 60 kadar kadın ismi yer alıyor. Bir veya ikisi Assurca, diğer birkaçı Luwice ve Hurrice gibi dönemin bilinen dillerine aitken isimlerin çoğu bilinmeyen bir dile ait. Sistematik analizler yalnızca Assur İmparatorluğu içindeki dillerle ilgili olarak değil, ayrıca Mısır, Elam ve Urartu dilleri üzerinde de yapıldı. En iyimser değerlendirmeyle, okunabilen isimlerden 15’i tarihçilerin bildiği dillerle bağlantılı.

Raporda, bu gizemli dilin kökeni hakkında birkaç teori yer almakta ve bu dille ilişkili toplumlardan birinin Şubrialılar olabileceği öne sürülmektedir. Bu yerel halk dili Assurlular geldiğinde bölgede konuşulmaktaydı. Bilindiği üzere Şubrialıların dili yazıya geçirilmemiş. Her ne kadar bu dilin Hurricenin bir diyalekti olduğu kabul edilse de tablet üzerindeki isimlerin çoğuyla benzerlik göstermemektedir.

En ikna edici teori, burada söz konusu olan dilin Zagros Dağlarından tehcir yoluyla getirilen insanlar tarafından konuşulduğu. Tehcir, MÖ 9. yüzyıldan itibaren genişleyen imparatorluğu yöneten kralların başvurduğu standart uygulamalarından biriydi. Bu uygulamanın amaçlarından biri yeni fethedilen bölgelerde Assur’un gücünü pekiştirmekti. Eğer halk yeni bir bölgeye tehcir edilirse bu toplumun geleceği Assur yönetimine bağlı hale geliyordu. Bu teori doğruysa, Assur’a sonradan dâhil edilen Zagros bölgesi, daha önce bilinmeyen bu dilin anavatanı olabilir.

Tablet şu anda Diyarbakır Müzesi’nde koruma altında ve sergilenmeyi beklemekte. Ayrıca Dr. McGinnis’in tabletin çözümüne ait raporu Journal of Near Eastern Studies dergisinin Nisan sayısında yayımlandı.