KAZILAR TAHRİBATA DÖNÜŞMESİN !

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, kazılara son yıllarda daha fazla ödenek verilmekte ve alanda ciddi anlamda restorasyona yönelik çalışmalar yapılması, bu yönde projeler geliştirilmesi istenmektedir

Bunun yanı sıra, ülkemizdeki arkeolojik çalışmalar ve eserlerin korunması ile ilgili uygulamalar konusunda önemli gelişmeler olmaktadır. Bunun neticesinde tüm kazı başkanları, kazılarda ortaya çıkardığı eserlerle ilgili konservasyon, anastylosis ve restorasyon çalışmalarına ağırlık vermeye başlamışlardır. Çünkü kazmak demek, gerekli tedbirler alınamaz ise aynı zamanda tam olarak tahribata yol açmak anlamına gelmektedir. Tüm kazı başkanları bunu çok iyi bilmektedir. Türkiye genelinde çoğu üniversitedeki arkeoloji bölümleri aktif olarak Lisans ve Yüksek Lisans seviyesinde eğitim vermektedir. Özellikle lisans eğitimi konusunda her geçen gün bu sayı artmaktadır. Arkeolojinin yanı sıra son yıllarda, Ön Lisan ve Lisans seviyesinde Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümleri açılmakta, taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının korunması alanlarında eğitim verilmektedir. Bunların dışında önce İstanbul’da başlayan Yüksek Lisans programları diğer üniversitelere de yayılmaya devam etmektedir. Ülkemizde bu konuda da yapılacak çok iş var. Kendilerini iyi yetiştiren restorasyon uzmanlarının, mezun olduklarında iş problemi olmayan meslek gruplarından birisi olduğu kesindir. Ülkemizde, yerli ve yabancı olmak üzere toplam 160 civarında kazı bulunmaktadır. Özellikle bu kazılarda anastylosis, konservasyon ve restorasyon çalışmalarını kazı başkanlıklarının kendisinin yapması istenmektedir.Bunun için ekip çok önemlidir. Ancak daha da önemlisi eserlere yapılan müdahalelerde, ortak bir dilin kullanılması ve belirli bir takım prensiplerin ortaya konulması gerektiği anlaşılmaktadır. Uluslararası Arkeoloji Uygulamaları Sempozyumu’nun ilki 14-16 Kasım 2013 tarihleri arasında Pamukkale Üniversitesi, Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Bu düşüncelerle, kazılarda yapılan konservasyon ve restorasyon çalışmaları uygulamalarını görmek ve bu konuda ortak bir prensip ortaya koymak için Arkeoloji ile Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümleri olarak koruma ve onarım konusunda belirli konulara dikkat çekmek ve yapılan uygulamalara yönelik bilgi ve birikimleri paylaşmak için I. Uluslararası Arkeoloji Uygulamaları Sempozyumu yapılmıştır. Sempozyumda İtalya, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi yurt dışı ve yurt içindeki farklı bölgelerde, değişik alanlardaki kazılarda doğrudan uygulama yapan 35 kişi bildiri sunmuştur. Höyük ve klasik kentlerde farklı uygulamalar yapan arkeolog, Sanat Tarihçi, Mimar, Restoratör, Konservatör, Ressam, Kimyacı, İnşaat Mühendisi ve Jeolog gibi farklı meslekten kişiler tarafından iki gün boyunca bildiriler sunulmuştur. Bildiri konularında genel olarak, arkeolojik kazılardaki koruma ve onarım uygulamaları ile bunlara dikkat edilmesi gereken prensipler üzerinde durulmuştur. Üçüncü gün de sabahleyin höyükler ve klasik kentlerde çalışma yapan kazı başkanlarının katılımı ile bir panel düzenlenmiştir. Bu panelde de uygulamaya yönelik önemli değerlendirmeler yapılmıştır. Öncelikle mimari kalıntıların koruma ve onarım sürecinde; hazırlık aşamasında ekiplerin oluşturulması ve projelendirme, bürokratik uygulamalar, uygulama aşamasında kullanılan malzemenin seçimi ve temini ile uygulama sonrası koruma üzerinde durulmuştur. Bundan sonraki değerlendirmelerde, son zamanlarda çok yaygın olan ve farklı uygulamaları bulunan koruma çatılarının nerede ve nasıl uygulanması gerektiği ile ilgili konular tartışılmıştır. Son aşamada da koruma ve onarımın turizme olan katkıları ve bu aşamada ön planda tutulması gereken bilimsellik üzerinde durulmuştur. Üçüncü gün öğleden sonra da Laodikeia antik kentinde yapılan uygulamalar yerinde incelenmiş ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek tarafından tüm katılımcılara bilgi verilmiştir. Sempozyum süresince aralarında öğrencilerin de olduğu kalabalık bir dinleyici grubu salonda hazır bulunmuşlardır. Toplantı süresince Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden müdür ve uzmanlardan bildiri sunan ve dinleyici olarak katılanlar da olmuştur. Sempozyum sonucundaki tüm katılımcılar, bu toplantıların belirli aralıklarla mutlaka düzenlenmesi gerektiği, uygulamaya yönelik bilgi paylaşımının kesinlikle devam etmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Burada sunulan bildirilerin tamamı 2014 yılı içerisinde, kitap halinde basılacaktır. Böylelikle daha çok okuyucuya ulaşma imkanı ve yapılan çalışmaların kalıcı olması sağlanmış olacaktır. Sempozyumun boyunca yaptıkları katkılardan dolayı Denizli Valisi Sayın Abdulkadir Demir’e, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Osman Zolan’a ve Pamukkale Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ile tüm komite üyeleri ve son ana kadar özveri ile çalışan Arkeoloji ve Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü öğretim elemanı ve öğrencilerine, sempozyum komitesi adına teşekkür ederim.