KENYA´DA İLK SAVAŞIN İZLERİ BULUNDU

Kenya´da bulunan Turkana Gölü´nün 30 km batısındaki Nataruk isimli bölgede yer alan bir lagünün kıyısında yaklaşık 10 binyıl önce katledilmiş bir avcı-toplayıcı grubunun fosilleşmiş iskelet kalıntıları bulundu. Avcı-toplayıcı gruplar arasındaki vahşi bir karşılaşmayı gösteren bu eşsiz kalıntılar, Geç Taş Devri´nin avcı-toplayıcı toplumlarında “savaşın varlığına” işaret ediyor.

Cambridge Üniversitesi'nden araştırmacılar, en az 8 kadın ve 6 çocuğun bulunduğu 27 kişinin tüm olmayan kalıntılarına ulaştı. Bu iskeletlerden 12 tanesineredeyse bütün hâldeydi. Bunlardan onu vahşi ölüme dair belirgin ipuçları sunar. Bunlar arasında; keskin olmayan bir cisimle kafatası ve elmacık kemiğine alınan çok güçlü bir darbeyi, el, diz ve kaburgalarda kırıkları, boyunda ok yaraları ile iki adamın kafatasına ve göğsüne saplanmış bir tür taş silah ucu yer alır.

 

Birçoğunun kafatasında kırılmalar görülen bazı iskeletler yüzüstü bulundu. Öldükleri yerde bulunan iskeletlerden en az beşinde, bazıları ok yarası olabilecek, keskin bir aletle yapılmış kafa darbesi bulunur. Hamileliğin son dönemlerindeki bir kadına ait kalıntıların da arasında bulunduğu4 iskelet, muhtemelen ellerinin bağlanmış olduğunu gösteren bir pozisyonda bulundu. Gömülmemiş olan cesetler, uzun zaman önce kuruyan bir lagünün içine düşmüş ve gölün dibindeki tortuda korunmuş.

 

Buluntular, büyük bir ailenin üyeleri olduğu düşünülen bu avcı-toplayıcı grubunun, rakip bir grubun saldırısına uğradığı ve öldürüldüğünü gösteriyor. Araştırmacılar, savaş hâlinin antik öncüsü sayılabilecek, insanlar arasındaki bilimsel olarak tarihlenen en eski çatışmanın kanıtlarına ulaştıklarını düşünüyor.

 

Nataruk katliamı, büyük ölçüde göçebe olan tarih öncesi avcı-toplayıcı gruplar arasındaki şiddetin ilk kaydıdır. Karşılaştırılabilir yegane bulgu 1960’lı yıllarda Sudan’da bulunmuştu. Genelde benzer tarihler verilse de, bu bulgu tarihlendirilmemiştir. Bulgular yerleşik hayatı gösteren mezarlık gömülerinden oluşur.

 

Nataruk'taki ölümlerin, gruplar arası şiddet ve savaşın ne kadar eski olduğunun kanıtı olduğunu söyleyen araştırma projesinin sorumlusu Dr. Marta Mirazón Lahr, küçük bir avcı-toplayıcı grubun kasıtlı olarak öldürüldüğünü gösteren özellikle gömülmemiş bu insan kalıntılarının, bazı tarih öncesi avcı-toplayıcılar arasındaki ilişkilerde savaşın da yer aldığını gösteren eşsiz kanıtlar olduğunu ifade etti.

 

İlk kez 2012 yılında keşfedilen yerleşimde bulunan iskeletler ile deniz kabukları ve kalıntıları çevreleyen tortudan alınan örnekler üzerinde radyokarbon ve farklı tarihleme teknikleri uygulayan araştırmacılar, olayın 9 bin 500 ile 10 bin 500 yıl önce, Son Buzul Çağı'nın ardından gelen Holosen evresinin başlangıcında meydana geldiğini tahmin ediyor.

 

Günümüzde çalılık bir bölge olan Nataruk çevresi, 10 bin yıl önce azımsanamaz bir nüfusu barındıran verimli bir göl kıyısıydı ve yerleşim daha geniş alana yayılan Turkana Gölü’nün yakınındaki bir lagünün köşesinde bulunuyordu. Lagün yanındaki bu konum, içme suyuna ve balığa olan kolay ulaşımı sayesinde, tarih öncesi avcı-toplayıcıların yerleşmesi için ideal ve aynı zamanda başkaları için de çekici bir yerdi. Buluntular arasında yer alan keramikler, toplanan yiyeceklerin depolandığını gösteriyor.

 

Nataruk katliamı; bölge, kadın, çocuk ve seramiklerde depolanmış yiyecek gibi kaynakları ele geçirmek adına bir girişimin sonucu gerçekleşmiş olabilir. Bu kaynaklar, kendi gıdalarını üreten sonraki tarım toplumlarında da aynı değeri taşımaktaydı ve bu toplumlarda yerleşimlere gerçekleştirilen şiddetli saldırılar, yaşamın bir parçası hâline gelmişti.

 

Bu bulgular, başka erken dönem savaş durumlarına da temel oluşturan aynı sosyo-ekonomik koşulların geçmişini daha da genişletir. Ancak Nataruk, o dönemden iki grup arasındaki bir çatışmaya karşı standart rekabetçi bir tepkinin kalıntıları olabilir. Yakın geçmişteki avcı-toplayıcı gruplardaki rekabet, genelde erkeklerin öldürülmesi, kadın ve çocukların kazanan tarafa dâhil edilmesiyle sonuçlanır. Fakat Nataruk’ta, eğer varsa bile, yok denecek kadar az kişinin bağışlandığı görülür. 

 

cam.ac.uk