KNİDOS ASLANI

Vice-Consul Sir Charles Thomas Newton, British Museum adına 1858-59 yıllarında Knidos’ta ilk kapsamlı ve planlı kazıları gerçekleştirmişti...

Anadolu’nun güneybatı ucunda, Ege ve Akdeniz’in birleştiği noktada yer alan Knidos, antik dönem boyunca önemli bir kültür, sanat, din ve ticaret merkezi konumundadır. Bu Karya kenti, anıtsal yapıları, sanat eserleri, ticari ürünleri ve yetiştirdiği düşünür ve bilim insanlarıyla antik çağın dikkat çeken parlak kentlerindendir. Deniz ticaret yollarının kesişme noktasındaki stratejik konumunu iyi değerlendiren Knidoslular, şehrin kurulmasından kısa bir süre sonra antik dünyanın ekonomik yaşamında söz sahibi olmuşlardır. Knidos, ticaret yaşantısının yanı sıra Dor Birliği’nin (Dorik Hexapolis) dini merkezi olmasının avantajlarını da iyi kullanarak döneminin en zengin kentlerinden biri olmuştur. Bu gibi özellikleri, antik çağ yazarlarının ifadeleri ve tarihsel süreç içindeki yeriyle kent, Rönesans ve  sonrası  Avrupa’sının  entelektüel  insanlarının da dikkatini üzerine çekmiştir. Knidos, batılı arkeologlar, bilim insanları ve ilgililer tarafından 18. yüzyılın ilk yarısından 20. yüzyıla kadar devam eden uzun bir süreçte ziyaret edilmiştir. Bu araştırıcıların notları, çizimleri, eskizleri ve gözlemleri Knidos ile ilgili bilgilerimize önemli katkılar sağlamıştır. Ancak bu faaliyetlerin, büyük bir ölçüde Knidos’un en önemli anıtlarının ve sanat eserlerinin  yaratıldıkları  topraklardan kopmasına neden olduğu da acı bir gerçektir. Dağılma sürecindeki  imparatorluğun  sadece öz kaynaklarının  ve topraklarının değil aynı zamanda kültürel birikiminin de batılılarca yağmalandığı 19. yüzyıl, ne yazık ki Knidos’un da yüzyıllar boyunca toprak altında kalmış zenginliklerinin yerlerinden edilerek batı müzelerinin sergi salonlarına götürüldükleri bir dönem olmuştur.

 

Bu dönemde batılı devletlerin elçileri, konsolosları ve tüccarları, imparatorluğun topraklarının paylaşılmasının yanı sıra Anadolu’ya ait her türlü kültür varlığının batıya taşınması için gerekli alt yapıyı hazırlayıp, faaliyete geçiren bir misyonu da üstlenmişlerdir. İmparatorluğun zayıflığından ve zayıf karakterli bazı yöneticilerden ya da halkın fakirliğinden faydalanarak bu yağmayı kendi siyasi gelecekleri için kullanan yabancı devlet görevlileri birbirleriyle eski eser yağma yarışına girmiş gibidirler. Kendilerince elde ettikleri başarıları ve Osmanlı’nın elinden kurtardıkları iddiası ile haklı buldukları girişimleri, ülkelerine döndüklerinde, yöneticileri  tarafından  da  soyluluk  ifadeleri  ile övülerek  onurlandırılmıştır. Bir imparatorluğun çöküşü ve felaketi, diğer bir imparatorluğun kültürel anlamda da yükselişine aracı olmuştur.

 

Anadolu kültür tarihi için kara sayfa olarak nitelendirebileceğimiz bu süreçte batılı bilim insanları ya da entelektüellerin masum ve romantik duygular ile başlayan gezileri, gerçek bir kültür yağmasına dönüşmüştür. Bu durumu en iyi gösteren yerlerden biri de Knidos’tur. C.T. Newton’un Halikarnas, Didim ve ardından Knidos’ta gerçekleştirdiği kazılar, Anadolu’nun en önemli eserlerinin British Museum’a nakli ile sonuçlanmıştır. Anadolu’nun yağmalanması için yaptığı bu faaliyetlerin sonunda Newton, sadece British Museum Klasik Eserler Bölümü Müdürlüğü ile değil aynı zamanda soyluluk unvanları ve devlet nişanlarıyla da ödüllendirilmiştir.

 

Anadolu kıyılarında yaptığı faaliyetleri kendi kalemiyle övgü ve gururla yazan Newton’un günlükleri ve bu günlüklerdeki ifadeleri bizler ve yerlerinden edilmiş kültür varlıklarının acısını hissedenler için aslında çok hüzün vericidir. Bu ifadeler aynı zamanda Batılıların bu eserleri elde etmek için hiçbir  masraftan  ve  zorluktan  kaçınmadıklarını ve bunlar için devlet politikası kapsamında nasıl çaba gösterdiklerini de anlatmaktadır. Yazılanlar bu eserlerin elde  edilmesi için ekonomik, siyasi ve politik baskıların yanı sıra gerektiğinde askeri  güç  gösterisinde  bulunmaktan kaçınmadıklarını da göstermektedir. Royal Engineer’in (Kraliyet Mühendisleri) maddi desteği ile, Vice -Consul Sir Charles Thomas Newton, British Museum adına 1858- 59 yıllarında Knidos’ta ilk kapsamlı ve planlı kazıları gerçekleştirmiştir. Bu çalışmalar sırasında, Osmanlı Yönetiminin izni ve yerel yönetici Mehmet Ali Ağa’nın desteği  ve  sağladığı  geniş  olanaklar  ile  kentin önemli  anıtları  ve  yapıları  açığa çıkartılmıştır. Bu çalışmalar sırasında ünlü Aslanlı Mezar Anıtı, ‘Demeter Kutsal Alanı’, ‘Musalar Kutsal Alanı’, Nekropol Alanı, Odeon ve ‘Küçük Tiyatro’da kazılar yapılmış ve bulunan değerli eserlerin büyük bir kısmı Londra-British Museum’a götürülmüştür. Günümüzde British Museum sergi salonlarını süsleyen Knidos eserlerinden belki de en dikkat çekeni, ‘Knidos Aslanı’dır. Müzenin ana giriş kapısının açıldığı büyük avlunun (Wolfson Katı- kuzey) hemen başında bulunan bu devasa ve görkemli aslan, müzeye gelen ziyaretçileri ‘hoş geldiniz’ dercesine karşılar pozisyonda yerleştirilmiştir.

 

Yazar : Ertekin DOKSANALTI