KOMMAGENE’DE KUTSAL ALANLAR

Antik Dönemin insanları öncelikli olarak tanrılara tapıyor ve geleneksel olarak yerel birliklerinde kendilerini “evde”hissediyorlardı. Tanrıların tapınım gördüğü alanlar yakın çevrede yer alıyor olsa da, dini motivasyonlu gezilerin yapılması nadir bir olay değildi.

Antik Dönemin insanları öncelikli olarak tanrılara tapıyor ve geleneksel olarak yerel birliklerinde kendilerini “evde” hissediyorlardı. Tanrıların tapınım gördüğü alanlar yakın çevrede yer alıyor olsa da, dini motivasyonlu gezilerin yapılması nadir bir olay değildi. İnsanlar, çoğunlukla kehanet merkezlerini ziyaret edebilmek, tanrısal yardıma ulaşabilmek, sağlık dilemek veya kişinin kendisini bir külte takdis edebilmesi için uzaklardaki kutsal alanlara uğramaya çaba gösteriyor; ancak kimi durumlarda bu kutsal alanlara yapılan uzak gezilerin din dışı nedenleri de olabiliyordu. Örneğin, kutsal alandaki veya yakınındaki pazarlar ile buralarda düzenlenen oyunlar veya bayramlar da insanları bu alanları ziyaret etmeye teşvik etmekteydi. Bir kutsal alanın seçkinliği, yani orada tapınılan tanrıların etkisi arttıkça ziyaretçi sayısı da artmakta, böylece bölgenin ticari anlamı ve değeri yükselmekteydi. Yunan kutsal alanları arasında uluslararası ünüyle bilinen en seçkinleri: Delphi, Olympia ve Efes’tir. Güneydoğu Anadolu’nun Kommagene Bölgesi, Antik Dönemin dini teşvikli gezilerinin yelpaze genişliğini aydınlatıcı veriler sunmaktadır. Kommagene bağımsız bir kraliyet halindeyken var olan, Geç Hellenistik Döneme ait birçok veriye ve Gaziantep’in Dülük Baba Tepesi’nde yer alan Iuppiter Dolichenus’un kutsal alanında yürütülen kazı çalışmalarına göz atmak, konuyu aydınlatmaya yardımcı olacaktır.
 
İlahi Tahtta Kralın Mezarı
 
Kommagene Kraliyeti, Toroslar ile Fırat Nehri arasında uzanıp, Adıyaman vilayetini ve Gaziantep’in bir kısmını kapsamıştır. Kommagene Kraliyeti MÖ 2. yüzyılda kurulmuş olup, ara sıra kesintilerle beraber ve aslında Roma’nın izin vermesi sayesinde, MS 72 yılına dek varlığını sürdürmüştür. Kraliyetin ünü ise, MÖ 69 - yaklaşık MÖ 36 tarihleri arasında hükmetmiş olan, en tanınmış kralı I. Antiokhos’a ait çok sayıdaki anıta bağlıdır. Hükümdar, mükemmel bir din programı oluşturmuştur. Bu din programının orta noktasında kendisi, ataları ve kendisi tarafından geliştirilmiş tanrılar yer almaktadır. Günümüze dek varlığını koruyabilmiş olan birçok veri, bu kültün ne kadar kati bir kuralcılığa bağlı olduğunu, insan hayatını ne kadar güçlü bir şekilde etkilemeye çalıştığını ortaya koymaktadır. Antiokhos çok kısa bir süre içerisinde, kendisine ve tanrılarına tapınım gösterilen, oldukça yoğun bir kutsal alan ağını oluşturmuştur. Şimdiye dek bu kutsal alanlardan en az 13 tanesi bilinmektedir. Bunlar genelde yazıtlı ve rölyefli stel buluntuları sayesinde ispatlanabilmektedir. Bu steller üzerinde kral, değişik tanrılarla el sıkışır halde (dexiosis) betimlenmiştir. Yazıtlarında ise Antiokhos bu kurulumların amaçlarını tam olarak ifade etmiştir: “... Toplantılara, bayram birlikteliği ve kurban şölenlerine göre, İmparatorluğun halk yoğunluğunun dağılımını köylere ve de kentlere yapıyorum ve bir sonraki kült alanlarında kutlamalarını yapmalarına, kime neresi en uygunsa izin veriyorum…” Bu demektir ki, Kommagene’nin her bir vatandaşının, kralın doğum gününde ve de hükümdarlığa geçtiği günde bir kutsal alanı ziyaret edip burada kurban sunması gerekmektedir. 
Antiokhos`un atalarının gömülü olduğu yerler ise büyük önem kazanmıştır. Mezarların etrafına, kendi ailesinin ve de kendisinin sanını yükseltmesini sağlayan, masraflı kutsal alanlar yaptırmıştır. Bugünkü adı Eski Kahta/Kocahisar olan, Nymphaios Arsameia’sının tesisleri iyi bir durumda günümüze dek koruna gelmiştir. Antik kent, arasından Nymphaios nehrinin aktığı iki kayalık tepenin üzerine yayılmıştır. Bugün Eski Kale olarak adlandırılan, güneydeki tepe üzerinde Antiokhos’un babasının, II. Mithridates Kallinikos’un mezarı yer almaktaydı. Zirve platosunda, kült alanı olarak hizmet etmiş olan şölen mekanlarıyla devasa tanrı heykelleri tesisi günümüze oldukça iyi koruna gelmiştir. Lakin, yukarıdaki zirveye doğru takip eden yol oldukça ilgi çekicidir. Bu yol dini alay olarak şekillendirilmiş olup üç kült alanının yanından geçiş sağlamaktadır. Bunlar steller, yazıtlar ve işlevleri tam olarak şimdiye dek açıklığa kavuşturulamamış olan, yeraltı tesisleriyle süslenmiştir. Ziyaretçiler burada kurbanlarını sunmuşlardır. Bugün hâlen, stellerin sıralı bir şekilde ayağa kaldırılması sonucunda, burada düzenlenmiş dini alayların geçişini iyi bir şekilde canlandırmaya yardımcı olmaktadır. Kommagene’de en tanınmış hac hedefi ise Nemrut Dağı’nda yer alan Antiokhos’un kendi mezarıdır. 2150 metre yüksekliğindeki zirvede bir tümülüs yer alır. Bu tümülüs, abidevi tanrı heykellerinin ve de kralın atalarını gösteren eserlerin sıralandığı iki terasla çevrelenmiştir. Kült yazıtında “...yeni bayramlar da tanrıların ve de bizlerin onurlandırılması için düzenlensin. Böylelikle bedenimin dünyaya geldiği günü kutsal kıldım, 16. Audnaios ve tacımı taktığım günü de, 10. Loos…” emretmektedir. Halk bu günlerde Nemrut Dağı’na çıkması için tembihlenmiştir. Armağan olarak da burada gerçekleştirilen bayram ziyafetine katılımları sunulmuştur. Genel olarak yazıt ve de anıtlardan, devlet halkının belirli kutsal alanlarını düzenli ziyaret etmeleri için nasıl da teşvik edilmiş olduklarını oldukça iyi bir şekilde görebilmekteyiz. Nemrut Dağı’nda da olduğu gibi, oldukça zorlayıcı bir durum olsa da insanlar bunun için kraliyet tarafından teşvik edilmekteydiler. I. Antiokhos’un on yıllarca sürmüş olan uğraşlarıyla gerçekleştirmek istediği, kraliyetinin halkının dini hayatını değiştirmekti ve ne yazık ki başarısız olmuştu. Görünüşe göre, kralın ve de kralın oluşturmuş olduğu yeni tanrıların halk tarafından onurlandırılması, onlara tapınılması büyük bir olasılıkla kralın ölümünden sonra başa geçen oğlu III. Mithridates’in hükmüyle son bulmuştur. ve Nemrut Dağı’ndaki mezar tesisleri büyük bir olasılıkla tamamlanmamıştır. Kralın, halkının düzenli olarak zirvedeki kutsal alana gelip kurban sunması isteği dikkate alınmamıştır.
 
Dini Bir Merkez Dülük Baba Tepesi
I. Antiokhos’un hükümdarlık kültü Kommagene’nin yerel halkına hitap ederken, Roma Döneminde bölgenin güney kısmında bir kült merkezi gelişmekte ve bu kültün tanrılarına inananların yayılımı bütün Roma İmparatorluğu’nda kendini göstermekteydi. Bahsi geçen kült merkezi, Gaziantep’te bulunan Dülük Baba Tepesi’ndeki Iuppiter Dolichenus Kutsal Alanı’dır. MÖ 1. binden itibaren 100 metre yüksekliğindeki tepede varlığını önemli bir kutsal alan ile göstermiştir. Bu kutsal alan dörtgen formda olup yaklaşık 2000 metrekarelik bir kısmı, zirvenin en üst noktasını kapsamıştır. Alanın iç bölümünde olduğu gibi dış bölümünde de gösterişli kül depoları keşfedilmiştir. Bunlar kesin olarak kurban kalıntıları olarak tanımlanabilir. Bu kül tabakaları, kutsal alanda kurban edilmiş olan hayvanlara ait binlerce kemiği barındırmıştır. Bundan dolayı ve başka zirve kutsal alanlarından da bilindiği üzere, burası bir kült hanenin kül altarı olarak da tasvir edilebilir. Kutsal alanın MÖ 7.- 4. yüzyıllarda büyük bir önem taşıdığı ve insanların yakından olsun uzaktan olsun buraya geldikleri kesin olarak söylenebilmektedir. Bu, geniş kurban sunumlarıyla adanmış olunan takı, damga ve silindir mühürleriyle fibula buluntuları sayesinde belgelenebilmektedir.
 
Michael BLÖMER / Dilek ÇOBANOĞLU