KÖPEKLER

İnsan ve köpek arasındaki ilişki, farklı yönde gelişen ve en ilgi çekici ilişki olmuştur. Bu ilişkinin tarihsel yolculuğuna çıkıldığında, bu yolculuğun başlangıcının her zaman değişme yönünde olduğu, hala yeni bulguların elde edildiği görülür.

İnsan ve köpek arasında başlayan ve gelişen bu birliktelik, acaba köpeklerin bir isteği mi yoksa insanoğlunun bir çabası sonucu mu oluşmuştur? Her ne olursa olsun sonunda bu istek, belki de sağlam temellere dayalı en iyi birlikteliğin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarihte ilk evcilleştirilen hayvan türü olarak kabul edilen köpeğin evcilleştirilmesinde, istek ister köpeğin kendisinden isterse insanoğlundan gelmiş olsun, her iki tarafın da menfaatine bir yaklaşım söz konusudur. Bu ilişkinin, geçmişte yaşayan insanların, yemek artıklarını, özellikle de av hayvanlarının artıklarını, yaşadıkları yerlerin etrafına bıraktıkları zaman köpeklerin bunları yemek için buralara kadar sokulması sonucunda yavaş yavaş başladığı düşünülür. Bugünkü davranışlar, vokalizasyon, morfolojik ve moleküler biyolojik çalışmaların kombine sonuçları, köpeğin atasının kurt olduğunu gösterir. Köpek dışında kalan diğer türler, eti için evcilleştirilirken, eti ve derisi pek kullanılmayan köpek, özellikle üstün koku alma yeteneğiyle insan emri ve denetimi altında avcılık ve bekçilik görevlerini üstlenmiştir. İnsanoğlunun avcılık ve bekçilik işlerinde kendine bir arkadaş ararken, köpeğin besine kolay ulaşmak için insanoğlunu kullanma arzusu, bu ilişkinin başlamasında muhtemel bir etken olmuştur. Bu birlikteliğin ne zaman başladığına dair somut kanıtlar, yapılan bazı arkeolojik çalışmalarla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Köpeklerin ilk evcilleştirilmesinin, tarım devrimi öncesinde, Mezolitik Dönemde meydana geldiğine dair genel bir kanı söz konusudur. Hatta birçok araştırmacı bu konuda hiç şüphe olmadığını ileri sürer. Elimizdeki mevcut kanıtlara göre köpeklerin en eski kalıntıları, tüm beklentilerin aksine Kuzey Amerika’da bulunmuştur. Bu kalıntılar sağ üst çene kemiği parçası, bir çift alt çene kemiği ve sol alt çene kemiği olmak üzere Idaho’da Birch Creek Vadisi’ndeki Jaguar Mağarası’nda ortaya çıkarılmıştır. Elbette yapılan radyokarbon tarihlendirmeleri, bu kalıntıların çok eski döneme ait olduğunu doğrulamakta ve bunların orijinlerinin MÖ 8400’e ait olduğunu göstermektedir. Avrupa’da ilk evcil köpek bulguları, Almanya’daki Senckenberg bataklığı ve İngiltere’deki Starr Carr’da keşfedilmiştir. Bu iki bulgu, aşağı yukarı eş zamanlıdır. Starr Carr’daki buluntular radyokarbon analizi sonucu MÖ 7538±350’e tarihlendirilmektedir. Almanya Senckenberg bataklığındaki köpek, daha primitif bir tip olup kurda daha yakındır. Buna karşın Starr Carr köpeği Degerbøl’e göre gerçek evcil bir köpek gibi görünür. Yakındoğu’nun ilk evcil köpek bulguları ise çok daha sonraki bir döneme tarihlendirilmiştir. MÖ 7000 yılına tarihlenen bu köpek buluntuları, Anadolu’da Çayönü’nde bulunmuştur. Bununla birlikte kutsal anlamda ilk köpek iskeleti kalıntıları ise Anadolu’da Değirmentepe’de ortaya çıkarılmıştır. İnsanın köpeklerle olan ilişkisi, sadece av ve bekçilik partneri olarak değil aynı zamanda yaşadıkları evlerini de onlarla paylaşacak yönde olmuştur. Bunun en güzel örneği, Yakındoğu’da (İsrail’de Yukarı Ürdün Vadisi’ndeki Huleh Gölü yakınında Ein Mallah yerleşiminde) bir insan ile beraber gömülmüş, yaklaşık 4-5 aylık evcilleştirilmiş kurt ya da köpek yavrusu olduğu düşünülen bir kalıntının ortaya çıkarılması olmuştur. Bu buluntu, insan-köpek ilişkisinin farklı bir boyutunu gösteren en önemli bulgu olarak değerlendirilmiştir. Özellikle günümüzden yaklaşık 12 binyıl öncesine tarihlendirilen bu yerleşimde yaşayan avcı-toplayıcı insanların, köpekleri avcılık ve bekçilik dışında evlerinde pet hayvanı olarak da yetiştirdiklerinin bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir.

 

Yazan :  Vedat ONAR