LİKYA’NIN MÜR SOLUYAN KENTİ

Myra ve Limanı Andriake 2016 yılı çalışmaları başladı.

 

Antalya’nın Demre ilçesinde, deniz ve kara yollarının buluştuğu Orta Likya’da, Likya sanat ve kültürünü hemen hemen her dönemde temsil eden parlak bir metropol olan Myra’da 2016 yılı kazı sezonu başladı.  

 

Myra-Andriake, uluslararası ticaret merkezi olan limanı, kehanet merkezi olan Apollon Tapınağı, Roma Dönemi metropolünü özetleyen benzersiz tiyatrosu, dünyaca ünlü bir simge haline gelen Klasik Dönem kaya mezarları ve St. Nikolaos’u ve daha pek çok özel yanıyla her zaman Likya bölgesinin göz bebeği olmuş, arkeoloji bilimine önemli katkılarda bulunmuştur. 2009 yılından bugüne Myra ve Andriake kazı projesi kapsamında araştırma ve restorasyon çalışmalarının yanı sıra, atölye, panel, sempozyum, sergi ve klasik müzik konserleri gibi etkinlikler de gerçekleştirilmiştir. Zengin kültürel değerlere sahip olan ve derin alüvyon tabakası altında gizlenen kentin bu yıl hangi zenginliklerini ve birikimini ortaya koyacağını düşünmek bile heyecan verici. 

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Akdeniz Üniversitesi adına bu eşsiz antik kentin ve limanın kazı çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Nevzat Çevik ve ekibine kolaylıklar dileriz.

 

MYRA VE LİMANI ANDRIAKE

 

Adonis’in güzeller güzeli annesi Myrhha’ya adını veren Likçe’deki yerel ismi ile “Muri”, ünlü Myra yağının da üretildiği mersin bitkisinden kök alır. Annesi gibi kendisinin de Mersin bitkisinin kabuğundan doğduğuna inanılır Adonis’in. Myra kazılarından çıkan mür yağı şişeleri, kilise çevresindeki yağ işlikleri ve hala bu alanda bulunan mersin ağaçları, her dönemde kentin adına yansır.

 

Antalya’nın Demre ilçesinde, deniz ve kara yollarının buluştuğu Orta Likya’da, her dönemde Likya sanat ve kültürünü nitelikle temsil eden parlak bir metropoldür. Myra ve çevresi sadece kültür ve tarihiyle değil doğasıyla da özeldir. Bugün bataklık-göle dönüşmüş olan limanda 146 tür canlı yaşamaktadır. Bu faunal zenginliği Akdeniz floraları çevreler.

 

Myra Denizi’nde batmış olan antik yerleşimleri kucaklayan masmavi Kekova suları “en ak denizi” sunar. Antik Çağdan bugüne; yaklaşık 1,5 metre çöken bölgenin antik kentlerinin sahil yapılarını altına alan bu sular, zengin ekosistemler denizidir. Kaya mezarlarının benzersiz görkemi, Klasik Dönemde Likya’nın en önemli birkaç yerleşiminden biri olduğunu göstermektedir. Myra kenti, Likya’nın baş tanrısı Apollon Surios’un kehanet tapınağı ve kaynaklarda “Likya’nın en güzel tapınağı” olarak geçen Artemis Tapınağı ile Likya’nın tanrı ailesine de ev sahipliği yapar.

 

Bölgenin en önemli limanı Andriake ve mükemmel sığınma olanakları sunan doğal limanı taçlandıran görkemli liman yapıları ve anıtları ile antik dönemlerde uluslararası bir ticaret merkezi ve asal bir uğraktır. Andriake kazılarında ele geçen bulguların çeşitliliği tam bir uluslararası kozmopolit yerleşim karakteri yansıtmaktadır. Myralı Aziz Nikolaos nedeniyle Hıristiyanlık hac merkezi ve İmparator Constantinus Porphrogenitus’un tanımıyla, “Tanrı’nın hizmetkarı kudretli Nikolaos’un üç kez kutsanmış ve mür soluyan şehri”dir. Bugün de yıllık 500 bin turist sayısıyla bölgede rakipsiz bir kültür ve doğa turizmi merkezidir. Myros (Demre) Çayı’nın etkileyici-dev kanyondan taşıdığı 8 metre yüksekliğe varan alüvyon dolgu altındaki saklı ve korunmuş haliyle de, Likya kültür ve tarihinin karanlıkta kalmış pek çok konusunu aydınlatma konusunda bilime çok şey katmaya aday olan bir tür “Anadolu Pompei’si”’dir.

 

Haberin hazırlanmasında yararlanılan kaynaklar:

Nevzat Çevik, "Myra ve Limanı Andriake", Aktüel Arkeoloji (2011 - Sayı 20)

Nevzat Çevik, Likya Kitabı, Suna ve İnan Kıraç Vakfı (2015)