LİKYA´NIN SAKLI METROPOLÜ: MYRA

Myra’ya ve sonra da Demre’ye dönüşmüş olabilecek “Myrrh ya da Muri” sözcüğü ünlü Myra yağının (mür) üretildiği mersin bitkisinden gelmektedir. Daha da önemlisi vegetasyon tanrıçası Artemis ile özdeştir. Kazılardan çıkan mür yağı şişeleri, kilisenin kuzeyinde çıkan myrophlyon (Mür yağı kutsama odası) ve myrophylakion (mür yağı saklama odası) çevresindeki yağ işlikleri ve hala bölgede rastlanan mersin ağaçları, Demre’ye kadar her dönemde kentin adına yansıyan en kesintisiz özelliğini sunar. Myra adı Ortaçağ portolanlarında Nikolaos Stamiris veya Stamirra; İdrisi’de ise Al-mira olarak anılır.

Myra’nın tarihi, genel Likya tarihi ile paralel olmalıdır. MÖ 3. bin içlerindeki Tunç Çağı yerleşimcilerinin varlığı ve Gelidonya ve Uluburun batıkları ile Likya’da bulunan yeni veriler, Myra’nın da bu dönemlerde yerleşime sahne olduğunu gösterir. Likya, MÖ 545’te Harpagos’la gelen Pers egemenliğinin ardından MÖ 5. yüzyılın ikinci yarısında geçici olarak Attika Delos Deniz Birliği’ne vergi öder. Myra’nın Klasik Dönemde Likya’nın en önemli yerleşimlerinden biri olduğunun bilinmesine karşın, ne yazık ki kentin bu dönemdeki tarihsel rolüne ilişkin henüz yeterli tarihsel veriye sahip değiliz.

 

MÖ 333’te Büyük İskender’in Likya’yı fethini, MÖ 306’da Ptolemaiosların egemenliği takip eder. Tyroslu Porphyrius, Ptolemaios egemenliğinde bulunan Limyra, Patara, Ksanthos ve Andriake’nin MÖ 197 yılında Seleukos kralı III. Antiokhos tarafından ele geçirildiğini aktarmaktadır. MÖ 188 yılında, Roma ile Antiokhos arasında yapılan Apamea Barışı sonucunda Likya, Roma’nın müttefiki Rhodos’a bırakılır. Likya’nın, Rhodos hâkimiyeti sırasında Roma’ya elçiler göndererek bağımsızlığını istemesinin ardından Roma, MÖ 167’de Likya’ya özgürlüğünü geri verir.

 

Myra MÖ 1. yüzyılın başlarında, Patara, Tlos ve Ksanthos ile birlikte metropolis ünvanına sahip kentler arasında yer alır. Myra, Hellenistik Dönemde olduğu gibi İmparatorluk Döneminde de önemli bir kent konumundadır. Nero döneminde Andriake’ye dikilen Likya Birliği Gümrük Yasası’nı içeren yazıt, Myra limanının ne denli önemli olduğunu gösterir. Myra kentinin bu dönemde otonom sikkeleri bastığı düşünülür. Bu yıllar Aziz Paulus’un Likya’yı ziyaret ettiği dönemlerdir. İlk olarak MS 53-57 yıllarında Myra ve Patara’ya uğramıştır. Azizin ikinci kez Likya’ya gelişi MS 60/61 yıllarındadır. Andriake’de Roma’ya İskenderiye bandıralı bir gemiyle nakledilir.

 

Likya MS 240’lı yıllarda büyük bir depreme daha sahne olmuştur. Hristiyanlığın başlangıcından itibaren Likya’nın en ünlü ve önemli kenti Myra’dır. Likya, MS 7. Yüzyıl Doğu Roma’nın özelliklen denizden yürüttüğü seferler için önemli bir askeri üs konumuna gelir.

 

Myra antik kentinin kesin sınırlarını şimdilik belirlemek mümkün olmasa da, kentin tiyatrodan yaklaşık 1700/1800 metre çapında bir yarım daire içine yayıldığını söylemek mümkündür. L. Ross, agorada gördüğü Dor sütunlarından birinde okuduğu yazıttan, Limyra ile Andriake arasında işleyen gemi hakkında bilgiler olduğunu aktarır. Antik kaynaklar ve epigrafik veriler kentteki bazı yapılardan bahseder.

 

Yazı: Nevzat ÇEVİK

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 56. sayısında bulabilirsiniz.