MEMLEKETİMDEN ARKEOLOJİ MANZARALARI

2016 yılı Şubat ayında Saros kıyısı Yayla sahilinde açığa çıkan arkeolojik yerleşimin deniz dalgları ile tahribatı ve ilgiliszliği büyük yankı uyandırdı.

Burası Edirne Keşan İlçesi Saros Körfezi kıyısı olan Yayla Köyü Sahili. Prof. Dr. Engin Beksaç bugünkü Yayla mevkii olarak adlandırılan bölgenin Ortaçağda önemli bir Bizans Liman kenti olduğundan bahseder. Yayla sahilinde denizin dalgaları ile açığa çıkan arkeolojik alan ve saklama kapları olan Pithosların görünür şekilde tahribata uğraması ve ilgisizliği büyük yankı uyandırdı. Daha önce konu ile ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Engin Beksaç; Keşan'ın ve Yayla mevkiinin arkeolojik olarak çok önemli olduğunu ama sahipsiz bırakılmaması gerektiğini belirtti. Deniz dalgaları ile açığa çıkan ve tahrip olan arkeolojik kalıntıların ve saklama kapları olan pithosların korunması ve acil önlem alınması gerektiğini vurgulayarak yerel gazeteye konu ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Engin Beksaç, “Yayla, genel itibariyle Keşan’ın en önemli ortaçağ yerleşmelerinden biri. Yapmış olduğumuz çalışmalarda biz çok geniş bir alana yayılan bir kentle karşılaşmıştık. Yani bir kale değil Yayla.” dedi.

YAYLA, ASKERİ KALEDEN ÇOK BİR TİCARET MERKEZİ

Yayla, esasında bir ortaçağ şehri. O bölgede bulunan bir çok şehirden biri. Genellikle Yayla kale olarak bilinse de kale değil. Bir askeri kaleden çok bir ticaret merkezi olarak faaliyet gösterdiğini biliyoruz. Ve özellikle bölgede bol miktarda bulunan küpler ve diğer bazı malzemeler burada bir depolamanın bulunduğunu ve muhtemelen de şarap ve sabun yapımında kullanılan yağ benzeri malzemenin üretildiğini göstermekte.

 

Ne yazık ki tarihi kayıtlarda fazla belge bulamamaktayız. Ama çok güçlü bir ihtimalle bunun Enez’deki kalede bulunan Gattilusio ailesiyle bağlantılı olabileceğini gösteren bir durumu var. Ve çok ilginç bir özellik, genellikle Keşanlıların gözünden kaçan bir başka arkeolojik malzeme bugün Enez sınırları içinde bir kule. Tam Karaincirli’nin hemen arkasındaki kıyı bölgesinin arkasına gelen arazide, orman içinde bulunan bir kule var. Bu kule irtibat olarak Yayla ile bağlantılı. Yayla’nın gözetleme kulelerinden biri. Saros Körfezini gözetleyen bir kule.  Ve muhtemelen hala üzerinde ateş delikleri bile duran İtalyan tipi bir kule. Ve çok enteresan bir biçimde Samothraki’de karşımıza çıkan kulelerle ve aynı zamanda Ayvalık’ta karşımıza çıkan kulelerle benzeşiyor. Bu kulelerin tipik özellikleri İtalyan tipi kule olmaları. Bu da bize Yayla’nın da esasında bu Orta Çağ sürecinde Gattilusio ailesinin yerleşim alanlarından biri olduğunu gösteriyor. Çünkü bildiğimiz kadarıyla Geç Orta Çağ sürecinde Gattilusio ailesine Enez ve çevresi mülk olarak veriliyor. Aynı zamanda Midilli ve Samothraki adaları ile Edremit bölgesinin de bunlara verildiğini biliyoruz. Bunlar Akdeniz’de büyük boyutlu ticaret yapan, esasında korsanlıktan gelen Cenevizli bir aile. Muhtemelen Yayla da böyle bir şehir ve bir ticaret merkezi.” dedi.

HAVA FOTOĞRAFLARINDA ŞEHRİN PLANI HALA GÖRÜLMEKTE

Yayla’nın enteresan bir bölge olduğunu ancak tahribatın boyutunun da büyük olduğunu kaydeden Beksaç, “Burada bol miktardaki küpler ve benzeri buluntular bize buradaki depolama tesislerini gösteriyor. Esasında kentin yayılım alanı bayağı geniş. Şu anda çok küçük bir parsel kalmış. Ancak hava fotoğrafına baktığımız zaman biz Yayla’nın ne kadar geniş bir alan içinde olduğunu netlikle görebiliyoruz. Bizim Yayla’da yaptığımız araştırmalar sırasında da bu bölgenin sınırlarını tespit etmemiz mümkün oldu. Enteresan bir bölge Yayla. Ancak kaybedilmiş, yazık olmuş. Çok güzel bir Orta Çağ yerleşmesi. Hava fotoğraflarında şehrin planı hala görülmekte. Bütün tahribatına rağmen üç aşağı beş yukarı biz ne olduğunu anlayabiliyoruz. Buranın bir liman şehri olduğu belli. Yani liman olarak kullanılan bir kasaba.  Köyden büyük bir yer, kale değil. Askeri bir teşkilat olsaydı eğer bu şekilde olmaz, daha farklı gelişimleri olurdu.” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak: http://www.medyakesan.com.tr/gundem/prof-dr-engin-beksac-h12959.html