MEZOPOTAMYA’NIN KUZEYİNDE 4 BİN YILLIK ANTİK BİR KENT KEŞFEDİLDİ

Kuzey Mezopotamya’daki Büyük Zap Nehri kıyısında, Xarab-ı Kilashin olarak bilinen 4 bin yıllık antik bir kent keşfedildi.

Bu bölge, siyasi istikrarsızlık ve IŞİD tehdidi yüzünden yıllarca arkeologlar için yasaklı bir bölgeydi. Terörist grup, Palmyra Antik Kenti de dâhil olmak üzere Irak ve Suriye'deki kültürel eserleri imha etmişti. Ancak bu bölgenin tarihî kentlerinden birçoğu hâlâ yeraltında kazılmamış ve IŞİD yıkımından kurtulmuş durumdadır.

 

Xarab-i Kilashin'in keşfi, Fertile Crescent'taki 3.000 km² lik alanda yapılan arkeolojik araştırmaların bir parçası. Genellikle bu bölge, 10 bin yıl önce tarımın doğduğu yer olarak kabul ediliyor. Keşfi gerçekleştiren ekibin lideri olan Adam Mickiewicz Üniversitesinden Rafał Koliński, bu yerleşim yerinin boyutunun şaşırtıcı olduğunu söyledi. Koliński ayrıca, bölgede keşfedilen daha eski yerleşimlerin boyutunun çok küçük olduğunu, nadiren 1 hektarı aştıklarını, Xarab-ı Kilashin’in kent merkezi olarak çağdaş yerleşim yerlerinin aynısı olduğunu sözlerine ekledi.

 

Xarab-ı Kilashin, nehrin kıyısında, yarı dairesel şekilde (yaklaşık 300 metre çapında) planlanmış. Bu büyüklükteki yerleşimlerin Ortaçağ'dan önce bölgede var olduğu düşünülmüyordu. Arazi çalışmaları, incelenen bu 3.000 km² lik alanda, 12 bin arkeolojik eser ortaya çıkardı. Yerleşim yerinde bulunan bu eserler kentin yaşını belirlemenin yanı sıra, Xarab-ı Kilashin'in endüstrisine işaret ediyor.

 

Koliński, çoğunlukla doğuda bulunan çanak çömlek atıklarının yoğun seramik üretimine; süslemede kullanılan pişmiş toprak baskıların ise, güney Mezopotamya kentleri için tipik bir endüstri olan; dokuma atölyelerine işaret ettiğini belirtti.

 

Kentin, nehrin kıyısında yer alan engebeli verimli toprakları yöneten bir lider için bağımsız idari bir yer olduğu düşünülüyor. MÖ 2. binyılda ise Asur İmparatorluğu'nun yükselişiyle bu kentin düşüşe geçtiği biliniyor.

 

Arkeologlar, Xarab-ı Kilashin'in yanı sıra bölgede 260 yeni yerleşim yeri keşfetti. Ekip bu araştırmasında, uydu görüntülerini, Irak’ın Eski Eserler ve Kültürel Miras Kurumunun kayıtlarını, saha çalışmalarını ve yerel halkla yapılan görüşmeleri kullandı. Arkeologlar 2018 yılına kadar bölgenin bir dizi haritasını yayınlamayı planlıyor.

 

http://www.ibtimes.co.uk