MİMAR SİNAN´A AİT ATİK VALİDE CAMİNİN DİBİNE BETON DÖKÜLÜYOR

Hürriyet Gazetesi’nden Ömer Erbil’in haberine göre İstanbul Üsküdar´daki Mimar Sinan´a ait Atik Valide külliyesinde büyük bir skandal yaşanıyor. 450 senelik külliyenin dibine beton atıp öğrenci yurdu inşa ediliyor.

Sultan 3 Murad'ın annesi Nurbanu Valide Sultan tarafından 1570-1579 yılları arasında Mimar Sinan'a yaptırılan külliyenin tekke bölümünün yanına betondan bina inşa ediliyor.

İnşaat tabelasında 16.11.2013 tarihimde Koruma Kurulu'ndan izin alındığı gösteriliyor. İstanbul Vakıflar 2.Bölge Müdürlüğü iş veren olarak görülürken, yüklenici firma olarak da Atik Valide İlim ve Hizmet Vakfı görünüyor. Öğrenci yurdu yapıldığı ileri sürülüyor.

 

Tarihi binanın duvarlarının yanında en az 4 metre hafriyat yapılarak beton temel atılmış. Binaya verdiği zarar oldukça büyük. Üstelik bu kadar önemli bir tescilli yapının bitişiğine betonarme yapı izni verilmesi 2863 sayılı Kültür varlıklarını koruma yasasına da aykırı bir durum oluşturuyor. Yeni inşaatın kalıpları tarihi yapının duvarlarına dayanıyor.

 

Kaynak:  http://www.hurriyet.com.tr/tarihe-beton-attilar-40115677

Haber  Ömer Erbil

 

ATİK VALİDE KÜLLİYESİ

Üsküdar Atik Valide (Eski Valide, Orta Valide) Cami ve Külliyesi: Üsküdar Meydanı’ndan Zeynep Kamil’e çıkan yol bizi 1577 - 1583 yılında Mimar Sinan tarafından Sultan II. Selim’in hanımı Valide Sultan Nurbanu için yapılan Eski (Atik, Orta) Valide Külliyesi’ne ulaştırır. Bazı kaynaklarda külliyenin ismi Nur Banu olarak geçmektedir.

 

İstanbul’daki en etkileyici külliyelerden biri olan Atik Valide Külliyesi’nin on bir binası yirmi sekiz dönümlük alanı kaplar.

 

Aslen Venedikli Baffo ailesinin Cecilia Venier isimli kızı olan Sultan, Barbaros tarafından on iki yaşındayken esir alınıp saraya yollanmıştır. Sultan II. Selim ile 1571 yılında nişanlandığında Hürrem Sultan’dan sonra resmi nikâhı olan ikinci haseki olmuştur. Valide Sultan külliyenin yapım masrafını kendi gelirinden karşılamıştır

 

Caminin avlusunu doksan bir sütunun taşıdığı kırk kubbeli bir revak çevreler. Merkez kubbenin on sekiz penceresi varken camide toplamda yüz on dört pencere bulunmaktadır.

 

Cami 1583 yılında Mimar Davut Ağa tarafından genişletilmiştir

 

Osmanlı’nın ilk akıl hastanesi 16. yüzyılda külliye içinde kurulmuştur.

 

Külliyenin 1918 yılına kadar açık kalan medresesi on sekiz odalıdır. Medresedeki odalardan on beş tanesi öğrencilere, iki tanesi öğretmen yardımcılarına ve sonuncusu kapıcıya tahsis edilmiştir.

 

1960 - 1963 yıllarında onarılan medrese, bir süre evsizlerin barınma yeri olmuştur.

 

Külliyenin imareti, darüşşifası ve tabhanesi 1807’de Sultan III. Selim’in Nizam-ı Cedid askerler için kışla olarak kullanılmıştır. Ayrıca kervansarayın ve darülhadis üzerine 1834 - 1835 yıllarında eklenen katlar, binalarda son derece kalıcı bozulmalara sebep olmuştur.

 

İmaret ve darüşşifa 1865 yılına kadar kışla olarak kullanıldıktan sonra, Bakırköy Akıl hastanesi 1927 yılında kurulana kadar akıl hastaları için hastane hizmeti vermiştir. Toptaşı Bimarhanesi olarak kayıtlara geçen hastanenin ilk doktoru İtalyan asıllı Mongeri’dir.

 

Darüşşifa binası kadın, darülhadis medresesi erkek akıl hastaları için kullanılmıştır. Hastane olarak kullanıldığı dönemde hastalar müzikle tedavi edildiğinden gramofon bile alınmıştı. Bakırköy Akıl Hastalıkları hastanesinin kuruluşunun ardından cüzzamlı hastalar Darüşşifaya nakil edilmişlerdir.

 

1935 yılında tütün depolanan darüşşifa, 1977 yılında Üsküdar İmam Hatip Lisesi yapılırken, imaret ise terk edilmiştir.  Külliyedeki sedir ağacı Orta Doğu’nun en yaşlı sedir ağacı sayılmaktadır.