MISIR DAKİ ABUSİR PİRAMİTLERİ YAKININDA 4500 YILLIK BİR TEKNE BULUNDU

Mısır´daki Abusir piramitlerinin yakınında MÖ 2550 yılına tarihlenen bir cenaze teknesi bulundu. 4500 yıllık tekne, Abusir´deki Eski Krallık Dönemi resmi görevlilerine ait bir mezarlıkta kazı çalışmaları yürüten arkeologlar tarafından bulundu.

Mezarlıktaki mastaba biçimli büyük bir mezarda yapılan kazılar sırasında, bu kerpiç mezarın güneyinde bulunan tekne, yaklaşık 18 metre uzunluğunda.

 

Üzeri kumla kapanmış 4500 yıllık ahşap tekne kalıntıları, taş bir taban üzerinde, ahşap parçaları ve halatlarıyla birlikte orijinal hâliyle günümüze kadar ulaştı.

 

Tahta çivilerle birleştirilmiş kalaslar bozulmamış bir şekilde bulundu. Çöl kumu, kalasların ek yerlerindeki bitki liflerini, üstünü kapatarak korumuştu. Gemiye bağlı halatların bir kısmı da, gemiyle birlikte bozulmamıştı.

 

Bunun şüphesiz dikkat çekici bir keşif olduğunu belirten Kazı Başkanı Miroslav Barta, "Abusir'de bulunan teknenin dikkatli kazısı ve kaydı, antik Mısır teknelerini anlamamızda ve onların ölü gömme kültündeki yeri konusunda bize önemli bir katkı sağlayacak. Ve bir tekne varsa, daha fazlası da olabilir" dedi.

 

Antik Mısır cenaze teknelerinin anlamı kesin olarak belli değil. Bazı bilim adamlarına göre, sahibinin yeraltı dünyası yolculuğu sırasında kullandığı bir güneş teknesi olarak tasarlanmıştı. Güneş teknesi, mitolojik olarak bir teknede güneşin gezindiğinin temsilidir. Diğerleri ise bu teknelerin sadece öteki dünyada kullanması için ölüye verilen bir hediye olduğunu savunur.

 

Eski Krallık Dönemi krallarının piramit komplekslerinin içine sıkça birkaç tekne gömülüyordu. Fakat çoğu çukurda tahta kalıntısı bulunamamış ya da kahverengi tozdan biraz daha fazlası bulunmuştur. Tek istisna, Giza'daki Büyük Piramit'i inşa ettiren firavun Khufu'nun iki teknesiydi. Sökülmüş hâlde bulunan bu tekneler, yeniden birleştiriliyor.

 

Arkeologlar, dikkate değer ebatları ile Eski Krallık Döneminden kalan Abusir teknesinin, kraliyet ailesi ile bağlantılı olmayan bir yerde bulunan ilk tekne olduğunu belirtiyor.

 

Bunun sıradışı bir keşif olduğunu ifade eden Barta, sözlerine şöyle devam etti: "Bu dönemde, böylesine büyük boyutlarda ve bu tür yapım tekniğe sahip tekneler, yalnızca toplumun üst kesiminden kişiler için ayrılırdı. Bu kişiler de, genellikle kraliyet ailesine mensuptu."

 

Tekne, mastabanın yaklaşık 12 metre güneyinde bulunmuş olmasına rağmen, yönü, uzunluğu ve içinde bulunan çanak-çömlekler sayesinde mezar ile tekne arasında yakın bir bağlantı kurduruyor.

 

Mastabanın yer altı odalarından birinde bulunan bir çanak, Mısır'ın üçüncü hanedanlığının son kralı Huni'nin adını taşımaktadır. Bu yüzden mezar da, o zamana tarihleniyor. Bununla birlikte, mezar kuyusu henüz bulunmadığı için mastabanın sahibinin ismi bilinmiyor. Tekne, bir kraliyet piramidinin hemen yakınında bulunmadığı için, mezarın sahibi büyük olasılıkla kraliyet ailesinin bir üyesi değildi. Yine de, bu tekne onun oldukça yüksek sosyal statüsüne işaret ediyor.

 

Çek arkeologlar, "teknenin varlığı ve mezarın büyüklüğü, buraya yerleştirilmiş kişinin o dönemde egemen olan firavunla güçlü bağlantıları olan, zamanının seçkinlerinden olduğunu gösteriyor" sonucuna vardılar.

 

 

discovery.com