MOZAİKLER NASIL ÜRETİLDİ?

Mozaik üretiminin ilk zamanlarında, deniz ve nehir kıyılarından toplanan doğal çakıl taşları kullanılmaktaydı. Oldukça basit tasarımlara sahip erken örneklere Gordion’da rastlanmıştır (MÖ 8. yüzyıl). Yunanistan’da tam anlamıyla gelişen bu teknik, Pella, Makedonya’da bulunan MÖ 4. yüzyıl sonlarına tarihlenen örneklerde de görüldüğü gibi, figürlü tasarımlara gösterilen özenle birlikte oldukça sofistike bir dereceye yükseldi.

Küçük ya da büyük, basit ya da gösterişli, ince ya da kaba olmaları fark etmeksizin tüm mozaikler belirli ortak özelliklere sahiptir: Küçük parçalar halinde kesilen malzemenin, düzgün ve kalıcı bir yüzey oluşturacak şekilde harç zemini içerisine yerleştirilmesiyle elde edilir. Mozaik üretiminin ilk zamanlarında, deniz ve nehir kıyılarından toplanan doğal çakıl taşları kullanılmaktaydı. Oldukça basit tasarımlara sahip  erken örneklere Gordion’da rastlanmıştır (MÖ 8. yüzyıl). Yunanistan’da tam anlamıyla gelişen bu teknik, Pella, Makedonya’da bulunan MÖ 4. yüzyıl sonlarına tarihlenen örneklerde de görüldüğü gibi, figürlü tasarımlara gösterilen özenle birlikte oldukça sofistike bir dereceye yükseldi. MÖ 3. yüzyıl sonlarında gelişen yeni bir teknik olan tessera, elle kesilen doğal taşlardan yapılma küçük küpler ile yapılıyor, açık yeşil, mavi veya kırmızı gibi taşlardan elde edilemeyecek renkler katmak amacıyla bunların arasına cam ve bazen seramikten üretilen küçük küpler de yerleştiriliyordu. Boyutları değişken olmakla birlikte tesseraların yüzeyleri genellikle 8-10 milimetrelik bir alana sahiptir. En ince yapılmış örneklerde, bazen yalnızca birkaç milimetrelik alanı kaplayan, çok daha küçük boyutlu tesseralar kullanılmıştır. Farklı renkte tesseraların bir araya getirilmesiyle oluşturulan tasarımlar, siyah- beyaz basit geometrik desenlerden, karmaşık ve detaylı figürlü sahnelere kadar uzanan bir çeşitlilik göstermektedir. Bu sahnelerde, örneğin insan derisi veya bir bitkinin yapraklarındaki tonlarda natüralist etkiler yaratmak amacıyla renkli tesseralar bir araya getirilmiştir. Oldukça ince işçilikle yapılmış mozaik örneklerine Küçük Asya’daki Pergamon’da (Bergama), Mısır’daki İskenderiye’de ve Delos Adası’nda rastlanır. Daha sonra bu teknik Romalılar tarafından benimsenerek, imparatorluk boyunca yayılmıştır. Böylece İngiltere’den Kuzey Afrika’ya, Atlantik kıyısından Fırat’a ve ötesine kadar uzanan bir bölgede mozaiklere rastlanır. Önceleri saraylar ile gösterişli konutlarda kullanılan pahalı ve ender bir bezeme formu olan mozaikler, daha sonraları yaygın kullanılan bir döşeme tipi haline gelerek, farklı tip mekanlarda kullanılmıştır. Bunlar arasında hamam, ticari yapılar ve bazı kamu yapılarının yanı sıra en sık kullanım alanı olan orta zenginlikteki özel konutlar gösterilir. Mozaik ustalarının neredeyse hepsi anonimdir. İçlerinden yalnızca biri, ismi Romalı yazar Yaşlı Plinius tarafından, ‘Ansiklopedi’ çalışmasında kayıt altına alınan Pergamonlu Sosos, kendi yaşadığı dönem içinde ünlü sayılabilirdi.