MUMYALAR ÜZERİNDE YAPILAN DNA ANALİZLERİ ANTİK MISIRLILARIN GENLERİ HAKKINDA ŞAŞIRTICI KEŞİFLER ORTAYA ÇIKARIYOR

Antik mumyalar üzerinde yapılan yeni bir DNA analizi, Antik Mısırlıların modern Mısırlılara kıyasla Yakın Doğu’daki insanlarla daha fazla gen paylaştıklarını ortaya çıkardı. Analize göre mevcut Mısır nüfusunda görülen Sahra altı Afrikalı gen daha yakın geçmişte ortaya çıkmış.

Mısır’ın Antik Akdeniz dünyasındaki ayrıcalıklı konumu, tarihsel nüfus dinamikleri ve genetikleri üzerine çalışan bilim insanlarında hayranlık uyandırmıştır. Bölgelerarası ticari alışverişler ve yabancı istilalar da dâhil olmak üzere farklı kültürler arasındaki etkileşimler, eskiçağ tarihi boyunca Mısır'da belgelenmiştir.

 

Araştırmacılar Nature Communications'da yayınlanan bir araştırmada, bu etkileşimlerin Mısır'ın geçmiş nüfusunu nasıl şekillendirdiği ve günümüz Mısırlılarının DNA'sında nasıl görülebilecekleri konusunda daha fazla bilgi edinmeye çalıştı. Araştırmacılar, özellikle Ptolemaik (MÖ 332-30) ve Roma dönemlerinde gerçekleşen yabancı fetihlerin ve nüfuzların, Antik Mısırlıların genomlarını etkileyip etkilemediğini öğrenmek için istekliydiler.

 

Mitokondriyal ve genom analizleri

 

Mısır’ın nüfus tarihi çalışmaları günümüze kadar, çoğunlukla edebi kaynaklara ve arkeolojik kanıtlara dayanıyordu. Antik mumya genomlarının analizleri daha önce de yapılmıştı, ancak DNA kontaminasyonu hakkında endişeler vardı. Çünkü bilim insanları, Antik DNA'nın gerçekten korunmuş olup olmadığından emin değillerdi.

 

Bilim insanları elde ettikleri DNA örneklerinin antik kökenlerini kesinleştirmek için ilk defa modern dizilim ve güvenilirlik tekniklerini kullandı (aynı zamanda mumyaların antik insanlık tarihini incelemek için geçerli bir genetik kaynak olduğunu doğrulamak için).

 

Almanya'daki Max Plank İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü'nden Johannes Krause liderliğindeki araştırmacılar, Kahire yakınlarındaki Abusir el-Melek sitesinde bulunan Pre-Ptolemaik, Ptolemaik ve Roma dönemlerine ait antik mumyalar üzerinde çalıştı. Onların DNA örnekleri MÖ 1388'den MS 426’ya kadar uzanıyor; yani Antik Mısır’ın 1300 yıllık tarihini kapsıyordu.

 

Araştırmacılar, toplam 90 antik mitokondriyal genomun yanı sıra üç kişinin genomlarını da inceledi. Ekibin lideri olan Krause yaptığı açıklamada şunları kaydetti: Çalıştığımız bireyler orta sınıfa aitti ve Kahire'den çok da uzak olmayan ve bütün Mısır dünyasıyla ilişkili geniş bir mezarlığa gömülmüşlerdi. Bu yüzden antik Mısır nüfusunu bütünüyle temsil eden örneklere sahibiz. 150 mumya ile bu araştırmaya başladık, ama mitokondriyal DNA'sı iyi korunmuş 90 tanesiyle çalıştık. Buna ek olarak, üç tanesinden, iyi derecede korunmuş nükleer DNA'yı elde edebildik.

 

Sonuçta DNA analizleri, antik Mısırlıların, Yakın Doğu halkıyla daha çok gen paylaştıklarını ortaya koydu. Araştırmaya göre Mısır nüfusundaki Sahra Altı Afrika geni oranı Roma döneminden sonra artmaya başladı. Aslında Mısır'daki yabancı istilalar, bu antik insanların DNA'sı üzerinde çok az etkiye sahip gibi görünüyordu.

 

Krause’ye göre bu çalışma, Mısır Orta Krallığı'ndan Roma dönemine kadar dikkate değer bir genetik sürekliliğin olduğunu göstermektedir. Tahminlerine rağmen Nubya’dan hiçbir gen akışı yoktu. Antik Mısırlılar Sahra altı bir gen göstermedi ve daha önce düşünülenden daha çok Yakın Doğu’ya bağlıydılar. Sahra altı Afrika'dan gelen genetik etki son 1500 yılda ortaya çıktı.

 

Bulgular, Antik Mısırlıların neye benzediği ve Sahra altı ailelerin Mısır'a nasıl getirildiğine dair çok soru ortaya çıkarıyor. Araştırmacılar kullandıkları tekniklerin ileride diğer mumyalar üzerinde tekrar bu konuları araştırmak için kullanılmasını umuyor.

 

http://www.ibtimes.co.uk