NEANDERTHAL DNA´SININ HASTALIKLARIMIZLA İLİŞKİSİ BELİRGİNLEŞİYOR

Avrupalı atalara sahip yetişkinlerin önemli bir kısmının genomlarındaki neanderthal DNA´sı, bunların klinik kayıtlarıyla karşılaştırılarak, modern insan biyolojisi üzerinde neanderthal DNA´sının önemli bir etkisi olduğu doğrulandı. Neanderthal DNA´sı ile immünolojik (bağışıklık sistemiyle ilgili), dermatolojik, nörolojik, psikiyatrik ve üreme hastalıkları da dâhil olmak üzere, çok çeşitli ilişkiler keşfedildi.

Avrasyalı insanların DNA'sının yüzde 1 ile 4 oranında neanderthallerden kaldığı, 2010 yılından beri biliniyordu. Klinik kayıtlar ile Avrupalı atalara sahip yetişkinlerin önemli bir kısmının genomlarındaki neanderthal DNA'sını direkt olarak karşılaştırarak, bir ilk olan bu çalışma, bu arkaik genetik mirasın modern insan biyolojisi üzerinde güç algılanan; fakat önemli bir etkiye sahip olduğunu doğruluyor.

 

Vanderbilt Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. John Capra, "Başlıca bulgumuz, neanderthal DNA'sının, modern insanların klinik özelliklerini etkilediğidir: Neanderthal DNA'sı ile immünolojik (bağışıklık sistemiyle ilgili), dermatolojik, nörolojik, psikiyatrik ve üreme hastalıkları da dâhil olmak üzere, çok çeşitli ilişkiler keşfettik," dedi.

 

Capra ve meslektaşlarının hastalıklar ve neanderthal geni arasında bulduğu bazı bağlantılar, önceki hipotezleri doğruluyor. Buna örnek olarak, neanderthal DNA’sının, deriyi, ultraviyole radyasyon ve patojenler gibi çevresel zararlardan korumaya yardımcı olan, "keratinosit" adı verilen hücreleri etkilemesi verilebilir. Yeni analiz, neanderthal genetik varyasyonunun, modern insanlarda deri biyolojisini etkilediğini ve özellikle de düzgün çalışmayan keratinositlerin neden olduğu "keratoz" adı verilen, güneşin neden olduğu deri lezyonu riskini etkilediğini gösterdi.

 

Bununla birlikte, bazı sürprizler vardı. Örneğin, neanderthal DNA'sının belli bir parçası, nikotin bağımlılığı riskini önemli bir oranda arttırdığı keşfedildi. Depresyon riskini de etkileyen, bazı varyasyonlar keşfedildi. Bu etkilerin bazıları olumlu, bazıları olumsuz yöndedir. Çalışma sonucunda, neanderthal DNA'sının, şaşırtıcı bir şekilde psikiyatrik ve nörolojik etkilerle bağlantılı olduğu da bulundu. 

 

Araştırmacılara göre, 40 binyıl önce modern insanlar Afrika’dan başka yerlere göç ederken, çevreye uyum sağlama konusunda avantaj sağlayan neanderthal DNA’ları, günümüz nüfuslarında korunmuş.

 

Modern insan Afrika dışına göç ederken farklı mikropların bulunduğu ve farklı güneş seviyelerine maruz kaldığı yeni çevrelere gelmişti. Ancak bu özelliklerin çoğu, modern çevrelerde artık yarar sağlamıyor olabilir. Bunun bir örneği, kan pıhtılaşmasını arttıran neanderthal varyasyonu. Yaraların daha çabuk kapanmasına yardımcı olan ve mikropların vücuda girmesini engelleyen bu değişiklik, atalarımızın yeni topraklarda karşılaştığı mikroplarla savaşmasına yardım etmiş olabilir. Modern hayatta hiperkoagülasyon (aşırı kan pıhtılaşması), felç, hamilelik sorunları ve akciğer embolisi risklerini arttıran bu gen, daha zararlı bir hâle gelmiş durumda.

 

Bu ilişkileri ortaya çıkartmak amacıyla araştırmacılar, 28 bin hastanın biyolojik örneklerini içeren bir veri tabanını kullandılar. Bu veriler, kişilerin kalp hastalığı, artrit (eklem iltihabı) veya depresyon gibi rahatsızlıklar için tedavi görüp görmediğini ortaya koydu. Ardından, her bir bireyin genomu, taşıdığı benzersiz neanderthal DNA parçasının tespit edilmesi için incelendi.

 

Capra'ya göre bu çalışma, son dönemlerde gerçekleşen insan evrimindeki olayların etkileri hakkındaki sorulara yanıt aramak için yeni bir yöntem oluşturuyor.

 

Bu araştırma, neanderthal DNA’sını, hastane kayıtlarındaki fiziksel özelliklerle (fenotip) karşılaştırmakla kısıtlıydı; fakat sağlık kayıtlarında Capra’nın aynı şekilde incelediği laboratuar sonuçları, doktor notları ve görseller gibi birçok farklı bilgi bulunuyor.

 

 

vanderbilt.edu