NEMİKA ALTAN

Bir Arkeoloji Emekçisi. Hayatı boyunca geçmişi aşkla yaşatmaya çalışmış, tarihin yeniden soluk alması için saçından tırnağına kadar toprağa bulanarak çalışmış bir arkeolog yaşamının sonuna geldiğinde ne hisseder, bunu yaşamımın sonuna geldiğimde öğreneceğim. Şimdilik öyle geliyor ki, toprağa ve toprağın altındaki geçmişi gün yüzüne çıkarmaya adanmış bir yaşamın ardından toprakla bütünleşecek olmak, onun barındırdığı sırlardan birine dönüşecek olmak demek.

Uğur Bey ofisimize geldiğinde “arkeolojiye kanat geren bir emekçi” olarak tanımladığı annesi Nemika Hanım’ı henüz kaybetmiş, duygularını ve Nemika Hanım’ın arkeolojiye adanmış hayatını meslektaşları ile paylaşmak istemişti. Bu sayede Nemika Hanım’ı tanıma şansı bulduk ve aramızdan sessizce ayrılan bir tarih emekçisinden geriye kalan izleri sizlerle paylaşmak istedik. “Annem, arkeolog Nemika Altan, 24 Haziran 2014’te hastanede hayatını kaybettiği akşam, evinin odasının penceresindeki kumrusu hiç susmadı; uğuldadı, hep ağladı. Yemini verdim, yemedi; suyunu içmedi, pencereden ayrılmadı günlerce… Şimdilerde annesizliğe, o kötü yoksunluğa alışabilecek mi? Kim bilir…”
 
Kandilli Kız Lisesini 1944 yılında bitiren Nemika Hanım, çalışma hayatına 1945 yılında, Kurtuluş Savaşı gazisi olan babası Hüseyin Altan’ın jandarma komutanı olarak görev yaptığı Urfa’nın kız meslek lisesinde Matematik öğretmenliğiyle başladı. Nemika öğretmen, 1950 yılında, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünden mezun olduktan bir süre sonra ise, Belçika Kralı Boudouin, Kraliçe Fabiola ve Büyükelçi Hasan Esat Işık’la birlikte Brüksel’de; Fransa Kültür Bakanı ve arkeolog André Malraux ile birlikte Paris’te Büyükelçi Namık Yolga ile Roma’da “Hititlerin Sanatı” adlı sergiyi açacaktı. Pamukkale’de Prof. Verzone’yle, Semahöyük’te Prof. Machdelt Melling’le, Alahan’da Prof. M. Gough’la kazılar yapacak, James Mellaart’ın Çatalhöyüğünde tarihi eser hırsızlarını yakalayıp jandarmaya teslim edecekti. Meslek hayatı boyunca, Topkapı Sarayı’nda (1951-1953), Ankara Etnografya Müzesinde (1953-1955), Anadolu Medeniyetleri Müzesinde (1955-1976) asistan; Anıtlar Yüksek Kurulunda da (1976-1986) temsilci olarak çalıştı. Yine bu tarihler arasında Ankara Kız Lisesinde Tarih, Ankara Gülveren Lisesinde Fransızca öğretmenliği görevlerinde bulundu. 1963’te Pamukkale’de, 1964’te Semahöyük’te, 1965’te Çatalhöyük’te, 1970’te Alahan Manastırı’nda devlet temsilcisi (kazı komiseri) olarak görev yapan Nemika Hanım, Eylül 1963-Haziran 1964 tarihlerinde, Brüksel, Paris ve Roma’da 10 ay boyunca “Hitit Ülkesi Sanatları” (L’art aux pays des Hittites) sergilerinde Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil etti. Nemika Hanım’ın sizlerle paylaşacağımız anılarının içeriğini, eserlerin peşinde, çeşitli ülkelerde geçirdiği bu 10 aylık süreç oluşturuyor.
 
Arkeolojiye Kanat Germek… Arkeolog ve müzeci Nemika Hanım, Türkiye müzelerinde bulunan tarihi eserlerin, bulundukları vitrinlerden çıkartılıp yurt dışında sergilenmesinden son derece rahatsızdır. Kendisi gibi “arkeolojiye kanat geren” çalışma arkadaşları, Saadet Taner ve Nihal Dönmez’le birlikte Milli Eğitim Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne hitaben, tarihi eserlerin yurt dışına çıkarılmaması için dilekçeler yazarlar. Dilekçelerinde, ülkedeki vitrin boşaldığında neyle doldurulacağı sorusunu sormanın yanı sıra, devir ve teslim işlemleri sırasında itina gösterilse dahi, eserlerin sandıktan sandığa, uçaktan uçağa, vapurdan trene veya otomobile nakli sırasında tahrip olmaları durumunda yaşanacak çaresizliği belirtirler; ancak ülkemiz müzelerinin vitrinlerinde bulunan kıymetli eserlerin yurt dışında sergilenmesine engel olamazlar. Tarihi eserlerimiz 1960 yılında “Türk Eski Sanatlar Sergisi” adıyla, Ankara Arkeoloji Müzesi (Anadolu Medeniyetleri Müzesi), Ankara Etnografya Müzesi ve Konya Müzesinden toplanan eserlerle önce Japonya’ya, daha sonra da “Hitit Sanatları Sergisi” adı altında Almanya (Köln, Berlin, Darmstat), İsviçre (Zürich) ve Hollanda’ya (Utrech) gönderilir. Nemika Altan ve arkadaşları çaresizdir. “Fedakarlık edip lütfen görevi kabul edin.” Nemika Hanım, tarihi eserlerin yurt dışına çıkarılmasını, eserlere gösterdiği hassasiyet nedeniyle uygun bulmamaktadır; ancak, genel müdürü Tevfik Bindal, “Bu eserleri en iyi siz muhafaza edersiniz. Sizi Brüksel, Paris ve Roma’da açacağımız ‘Hititlerin Ülkesindeki Sanat’ sergisine yolluyorum. Fedakarlık edip lütfen görevi kabul edin” diyerek kendisini razı eder. Artık iş başa düşmüştür; eserlerle birlikte ülke ülke gezecek ve onlara refakat edecektir. Nemika Hanım, ağırlığı Çatahöyük ile Alaca Höyük buluntuları olan ve Hacılar, Canhasan, Beycesultan, Karaz, Karaoğlan, Ahlatlıbel, Alişar, Polatlı, Kültepe, Mahmatlar Horoztepe, Boğazköy, Çağdın (Gaziantep),  Karkamış, Gordion, Pazarlı, Altıntepe kazı alanlarındançıkarılmış olup Türkiye’nin çeşitli müzelerinde bulunan 215 kalem tarihi eseri uçağa yükleyerek ilk durağı olan Belçika’nın başkenti Brüksel’e götürür. “L’art aux pays des Hittites” adındaki Hititlerin Ülkesindeki Sanat sergisi daha sonra Paris ve Roma’da devam eder.
 
Nemika Hanım’ın Günlüğünden…
8 Ekim1963/Brüksel Hititlerin Sanatı sergimiz akşam saat 20:30’da Palais des beaux arts müzesinin salonlarında halka açıldı. Açılış töreninde Türkiye Büyükelçimiz Hasan Esat Işık, Belçika Eğitim Bakanı M.R. Van Elslande ve  diğer ülkelerin elçi ve kültür ateşeleri de hazır bulundular. Sergi eserleri kronoloji takip edilerek beş salonda teşhir ediliyor. Eserlerin hepsi vitrinler içinde olup yalnız taş ve mulaj eserler açıkta duruyor. Salonların duvarlarında kronolojik tablolar, hafriyat yerlerini gösteren fotoğraflar yer alıyor. Sergimiz büyük sükse yarattı. Radyo, gazete ve televizyonlar sergimizi sürekli haber yapıyorlar.
12 Ekim1963/Brüksel Bizlere ne mutlu ki sergimiz büyük ilgi görüyor. Vasati olarak günde 400 kişi ziyaret ediyor. Bu sayı her gün artıyor. Akşam, Büyükelçimiz Hasan Esat Işık, Belçika’nın ileri gelenlerine bir kokteyl verdi. Sergi hakkında günlük gazete ve dergiler sürekli neşriyat yapıyorlar. Bundan başka, Bruxelles’de bulunan her iki televizyonda serginin açılışı gösterildi.
22 Kasım1963/Brüksel Belçika Kralı Baudouin ve Kraliçe Fabiola sergiye geldiler. Kendilerine sergimizle ilgili iki saat kadar izahat verdik. Büyükelçimiz Hasan Esat Işık da Kral ve Kraliçenin ziyaretinde hazır bulundular. Kral Baudouin ve Kraliçe Fabiola, müzeden mutlu ayrıldılar.
26 Kasım1963/Brüksel Rotary Kulübün isteği üzerine Hotel Metropol’de kulüp azalarına sergi ve Hitit sanatı hakkında bir konferans verdim. Beni sürekli destekleyen ve yardımcı olan Büyükelçimiz Hasan Esat Işık çok gururlandı. Beni kutladı ve “Atatürk’ün ülkesindeki Türk kadınlarını utandırmadınız” dedi.
23 Ocak 1964/Paris Bugün sergi basına açıldı. Epey kalabalık. Henüz bazı işlemler bitmedi; halbuki bir aydır buradayız. Ecnebiler kendilerini hiç sıkmıyorlar; halbuki biz Türkler… Bizim grup her gece bir yerde oturup sohbet ediyoruz. Burada yalnız kalacağım günleri düşünüyorum da hüzün çöküyor.
24 Ocak 1964/Paris Öğleden sonra saat üç buçukta sergi halka açıldı. Fransa Kültür Bakanı M. André Malraux, diğer vekiller, İdil Biret, Nalan Afet Kuşlu ve Büyükelçilik mensupları vardı. Epey kalabalıktı. Ancak ışık düzeni pek iyi değildi. Ördek Tanrıça Başı, Karıkoca Hiyeroglif Anıt adeta hasta gibi ölgün duruyorlardı.
3 Şubat 1964/Paris Tevfik Bey (Genel Müdür Tevfik Bindal), Ekrem Bey’e (Ekrem Akurgal), “Nemika Altan’ı (bu sergilere) severek ve isteyerek gönderdim.” demiş. Demek ki etrafımda beni anlayan kimseler de varmış. Ne olur kıskanmasınlar, ben onların masalarını hiçbir zaman istemiyorum.
6 Şubat 1964/Paris Sergi epey rağbet görüyor. Cumartesi ve Pazar günleri 2 bin ziyaretçi oluyor. Bir hayli de katalog satılıyor. Ne yazık ki sergi hasılatını Fransız hazinesi kazanıyor. Bize bir şey yok. Üzücü ve kırıcı…
10 Şubat 1964/Paris Bugün ressam arkadaşım Nalan Afet Kuşlu ve Mübin Beken’in sergileri açıldı. İki sanatçımız da çok sükse yaptılar.
11 Şubat 1964/Paris Muhibbe’den (Muhibbe Darga) mektup aldım. Hoş kadın vesselam. Oğlu Emir’e (Ressam Emir Sarıer) çok düşkün.
14 Şubat 1964/Paris Elle mecmuasının iki muhabirine izahat verdim. Bir hayli yorgunum.
1 Mart 1964/Paris Yine 10’da kaktım. Otelde yemek hazırladım. Galiba saat dörttü, otelden çıktık. Père Lachaise mezarlığına gittik. Roma mezar anıtları gibi büyük çatılı mabetler, ev gibi mezarlar var. La Fontaine, Rossini, Honore de Balzac, Chopin, Sarah Bernard ve birçok önemli şahsiyetin yattıkları yerleri gördük. Chuny abidesini de gezdik bugün.
29 Nisan 1964/Roma Bugün büyükelçi Namık Bey’le (Namık Yolga) görüşmemiz vardı. İyi karşılandık. Üç buçuk’ta (basın ateşesi) Nevin Menemencioğlu ile tanıştık. Hava güneşli olmasına rağmen soğuk. Roma, Paris’e hiç benzemiyor. Bakımsız bir şehir. Ama Paris’ten daha arkeolojik bir şehir. Bahçeli, balkonlu güzel evler var. Müzeleriyle, Colosseum’la, kiliseleriyle her şey çok güzel. Hristiyanlığı, İsa’yı, Meryem’i en iyi tasvir eden ülke.
14 Mayıs 1964/Roma Saat 11’de İtalyan Maarif Vekili ve büyükelçi Namık Yolga’nın nutuklarıyla sergi açıldı. Epey kalabalıktı.
30 Mayıs 1964/Roma Sergimiz çok ilgi görüyor. Annemi, babamı, kardeşimi, oğlumu özledim. Dostlarım Sitare Şimşek’e, Saadet Taner’e, Muhibbe Darga’ya, Leman Türer’e, Seyide Çelikkol’a, Nimet Yetişkin’e, Ferdan Soysal’a, Samime Gerçekçi’ye, Nezahat Seçkin’e, Fikriye Erzen Sevim Aktan’a kart yolladım. Haziran ayında ülkeme dönüyorum.
18 Ağustos 1964/Semahöyük-Elmalı Semahöyük’e gittik. Elmalı, yeşillik, sulu bir yer. 840 metre yükseklikte. Kazı başkanı Prof. Macdelt Mellink beni iyi karşıladı. Odam bir hayli temiz.
17 Kasım 1964/Semahöyük-Elmalı Demre’ye Noel Baba’nın türbesine gittik. Çok güzel yerler. Kaya mezarları harikaydı.
19 Kasım 1964/Semahöyük-Elmalı Bugün Antalya’ya Abdullah’ın (Abdullah Ay) arabasıyla, Nancy ile hareket ettik. Eserleri Antalya Müzesine Nancy ile birlikte teslim ettik. Perge’yi gezdik. Hava soğudu. Her yerde kar yağıyor, yollar kapalı.
31 Aralık 1964/Ankara Oğlum Uğur’cuğumla evdeyiz. Akşam 11’e kadar radyo dinledik. Oyun oynadı, beni eğlendirdi. Hediyesini verdim, yıkadım ve uyudu. O kadar mesut ki ben yanında olduğum için…
Tarihin Yarısı Yalan, Yarısı Doğrudur.“Tarihin de insanlar gibi yarısı yalan, yarısı doğru olduğunu söyleyen annem Nemika Altan, diğer çalışma arkadaşları gibi ülkesinin hazinelerini korudu, kolladı. 1987 yılında, 60 yaşındayken hayatında ilk defa kiradan ve sobadan kurtulup babasından kalma kaloriferli bir dairede oturacaktı. Kendisine, 1970’li yılların soğuk bir Ankara gününde “Anne, maaşına zam yapılmış.” dediğimde “Ne yapacağız o kadar parayı?” diyebilecek kadar tevazu içindeydi. Arkeolog, müzeci Nemika Altan, sadece “arkeolojiye kanat geren” bir emekçi değil, tıpkı Aktüel Arkeoloji Dergisi gibi Cumhuriyet’in saf, temiz ve dürüst evlatlarından biriydi. Yaşama gözlerini yummadan önce sorduğu kumrusu ve sevenlerinin kalbi onu hiç unutmayacak.”

Uğur Sayın, Karia Kurşun