NEPAL’İN HASAR GÖREN ARKEOLOJİK TARİHİ YÜKSEK TEKNOLOJİYE SAHİP ALETLER İLE YENİDEN İNŞA EDİLECEK

Nepal’deki deprem sonrası başlayan kurtarma operasyonları topluma ve kurumsal yapılara odaklanmanın yanı sıra deprem sırasında zarar gören tarihi yapıların kurtarılmasına da odaklanmaya başlıyor. Bu konuda yavaş yavaş gelişmiş teknolojiden de yardım alınması planlanıyor.

Nepal’deki deprem sonrası başlayan kurtarma operasyonları topluma ve kurumsal yapılara odaklanmanın yanı sıra deprem sırasında zarar gören tarihi yapıların kurtarılmasına da odaklanmaya başlıyor. bu konuda yavaş yavaş gelişmiş teknolojiden de yardım alınması planlanıyor.

Bu hafta başında UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Merkezi, Katmandu Vadisi Dünya Mirası Eserler Listesi üzerine Budist anıtları ve MS 5. yüzyıla tarihlenen Hindu tapınaklarını da kapsayan bir rapor yayınladı. Toplamda yedi eserin içinde yer alan 3 arkeolojik alanın neredeyse tamamen yok olduğu, heykellerin kırıldığı ve kulelerin yıkıldığı belirtildi.

Arkeologlardan, tarihçilerden, bilimcilerden ve yerel mimarlardan oluşan bir ekibin bu arkeolojik alanları restore etme görevini üstlendiği ve iki ana işleri olduğunu belirten yetkililer bu iki ana işin birincisinin hasarın tam ve detaylı bir kaydının çıkartılması  ikinsinin ise yeniden yapım için bir planın oluşturulması olduğunu belirttiler. Ayrıca deprem sonrası ülke genelindeki sorunlar, havaalanlarının ve ulaşımın tam çalışamaması ekibin bu hasarlı arkeolojik bölgelere ulaşımını zorlaştırdığı için bu tarz bir araştırmanın bile yıllar sürebileceğine dikkat çekildi.

Dünya Anıtlar Vakfı bu gibi durumlara çözüm bulmak amacıyla on yılı aşkın bir süredir Getty Konservasyon Enstitüsü ile ortaklaşa olarak “Arches” adlı bir proje üzerinde çalışıyor. Bu yazılım sistemi Farallon Geographics tarafından geliştiriliyor ve her boyuttaki grupların -şehirler, mühendisler, korumacılar- herkese açık dijital kültür envanteri oluşturmalarını, öncesi ve sonrası bilgisi yükleyerek ve paylaşarak olayın boyutlarının anlaşılmasını sağlıyor. Bu detaylı GIS verilerinin, uydu fotoğraflarının, lazer taramaların ve tarihi detayların tek bir merkezde referanslı bir şekilde bulunmasına olanak sağlıyor.

Uzmanlardan Yiannis Avramides “dışarıdan gelecek olan bütün kaliteli bilgiye erişim sağlamak bu projedeki amacımızı oluşturuyor. Bu sayede her birimin daha sağlıklı bir envanter çıkarabilmesini amaçlıyoruz” diyerek  “bu bizim alanımızda karşılaştığımız büyük bir problem çünkü genel olarak bunları geliştirecek yeterli maddi desteği bulamıyoruz” diye de ekliyor.

“Arches” gibi bir programa olan ihtiyaç Orta Doğu’da yapılan çalışmalar sonrası ortaya çıkıyor. Politik değişkenler yüzünden yok olma tehlikesi altında bulunan  bir çok arkeolojik alan bir çok ayrı ekip tarafından yağmalanmış ve hasar görmüş durumda. Ürdün’de ve Irak’ta bulunan ve bütün antik anıtsal yapılarını kaybeden belirli arkeolojik alanlar “Arches” in oluşmasına öncü olan Orta Doğu Antik Eserkler Jeo-Veritabanı gibi webe dayalı coğrafik bilgi sistemi ile çalışan ve alanlar ile etrafını detaylı bir şekilde kayda geçiren sistem ile çalışılmış durumda.

Uydu fotoğraflarının detaylı olması sayesinde uzmanlar ve tarihçiler belirli bölgelere ait gerçek zamanlı görsel bilgiye ulaşabiliyor. Fakat izlenen arkeolojik alanın yüzlerce metre kareye yayılmış olması büyük bir sorun yaratıyor. Uzmanlar belirli aletleri kullanarak alanı haritalandırdıkları gibi alan üzerindeki çadırlar, araç trafiği gibi en küçük değişikliği de izleyebiliyorlar.

Depremden sonra hasarın belirli ölçülerde anlaşılabilmesi için ön hasar raporları hazırlanıyor. Bu öncü çalışma hangi mimari yapıya daha önce müdahale edilmesinin planlanması açısından önemli. Daha önce kağıt üzerinde yapılan ve çok uzun süren bu belgelemeler artık dijital ortamda yapılabiliyor.

2010’da Haiti’de meydana gelen depremden sonra Dünya Anıtlar Vakfı belirli alanlardaki kayıplar üzerine odaklanmıştı. Bölgeye ait hava fotoğraflarına bakarak durumu az çok anlayabilmişlerdi. Bazı uydu şirketleriyle iş birliği yaparak daha iyi açılardan fotoğraflar elde etmişler ve görüntünün daha net olduğu zamanlara ait kaynaklara erişebilmişlerdi.

Bu çeşit bir uygulama zaman ve kaynak açısından ve daha fazla hasarın oluşmasından önce müdahale edilmesini sağlamak açısından büyük bir avantaj sağlıyor. Dünya Anıtlar Vakfı Haiti’ye vardığında ev ev dolaşıp hasar tespiti yapmak yerine, tarihçiler ve uzmanlar tarafından bu yöntemleri kullanarak toplanmış hazır bilgiye erişmişler ve neyin öncelikli olarak yapılması konusunda çok geçerli bir fikir sahibi olmayı başarmışlardı.

Son yıllarda bu çeşit teknolojik aletlerin gelişiminde çok hızlı bir ilerleme görülüyor. Dijital haritalama olarak adlandırılan bir sistem Nepal sokaklarında hizmete geçmiş durumda ve ortaya çıkan hasarı sokak sokak belgeleyen haritalar yapılmakta. Bu haritalar depremden önceki sokak verileri ile karşılaştırılarak durumun derecesi anlaşılmaya çalışılmakta.

Drone’ların (ucuna fotoğraf makinası takılarak hava fotoğrafı çekmek amaçlı kullanılan hava aracı) kullanılması da bu konudaki yenilik ve kolaylıklardan birini oluşturuyor. Nepal’deki hasarın drone’lar tarafından belgelemesi çoktan yapılmış durumda. Kurtarma ekipleri yeni uydu fotoğrafları beklemek zorunda kalmadan alan üzerinde drone uçurarak deprem öncesi ve sonrası fotoğraf karşılaştırması yapabiliyor ve gereken müdahale için harekete geçebiliyor. Bu durumun çok iyi sonuçlar veren ve oldukça az maliyet çıkartan bir sistem olduğunu belirten uzmanlar gelişen teknolojinin özellikle Nepal odaklı olarak çok fazla yararını gördüklerini belirtiyorlar.

 

kaynak: http://gizmodo.com/these-high-tech-archaeological-tools-will-help-rebuild-1701265657