ORTA ZAGROS´UN YÜKSEK VADİLERİNDEKİ YERLEŞİK AVCILAR

Batı İran’da Neolitik yaşamın başlangıcına ilişkin mevcut bakış açısı, hem siyasi görüş hem de arkeolojik metot ve teori alanındaki gelişmeler sayesinde oluşmuştur. 1979 yılına kadar Batı İran, Neolitik dahil tüm antik dönemleri kapsayan uluslararası araştırmaların en yoğun olduğu bölgelerden biri olmuştur. Braidwood ekolünü takip eden araştırmacılar, Zagros Dağları’ndaki vadilerde bitki ve hayvan evcilleştirmenin ilk kanıtlarını aramaya devam etmiş ve bölgeyi evcilleştirme merkezleri arasında saymıştır. 1979’daki devrim ve ardından gelen Irak-İran savaşı (1980-88) sonucunda devam etmekte olan çalışmalar durmuş; araştırmacıların koleksiyon ve belgelerine erişimi engellenmiş; son analizlerin oluşturulması ve sonuçların kapsamlı bir biçimde yayımlanması imkansız hale getirilmiştir. Araştırmaların ve yayın faaliyetlerinin yeniden başlatılması yönündeki ilk girişimler ise ancak 20 yılı aşkın bir süre sonra gerçekleştirilebilmiştir.

Araştırma yapılamayan onlarca yıllık süre boyunca, yerleşikleşme ve evcilleştirme süreçlerinin daha önceden Batı İran’daki erken yerleşmelere atfedilen önemli rolü yavaş yavaş hafızalardan silinmiştir. 1980’lerden itibaren Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye’de keşfedilen Nevalı Çori, Göbekli Tepe veya Jerf el-Ahmar gibi nefes kesici anıtsal alanlar, dikkatleri Batı İran’dan daha da uzaklaştırmıştır. Elde edilen yeni bulgular, Jacques Cauvin ve Ian Hodder gibi bilim insanları tarafından sunulan yeni teorik kavramlarla da ilişkilendirilmiştir. Bu yeni kavramlar kaynağını, insan unsurunun tanınması; sembolik ifade ve erken toplulukların oluşumunda ritüellerin rolü gibi önermelerden alır. Bu tür bulgular, bugün için İran’da hala son derece seyrek olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan, Türkiye’nin güneydoğusunda bu keşiflerin 1980 sonrasında gerçekleştirildiğinin de altını çizmek gerekmektedir.

 

Suriye ve Türkiye’de yapılan bu keşifler ayrıca, Neolitik yaşam biçiminin kökeninin Güney Levant’ta olduğunu öne süren varsayımların da sorgulanmasına sebep olmuştur. Ürdün Vadisi’nde yer alan ve 1950’li yıllarda Kathleen Kenyon tarafından kazılan Jericho yerleşmesi, bilinen ilk Çanak Çömleksiz Neolitik yerleşmesi olarak tarihe geçmiştir. Bugünkü araştırmalar Bereketli Hilal içinde kalan Göbekli Tepe’nin ve onunla ilişkili diğer alanların bulunduğu tepe noktalarına odaklanmıştır. Kimi zaman “Bereketli Hilal’in Altın Üçgeni” olarak da adlandırılan bu bölge, obsidyen ve diğer cazip hammadde kaynaklarına erişimi kontrol altında tutan farklı çevresel ortamlardan oluşan bir bölgedir. Bu konsept, evcilleştirmenin ilk ortaya çıkışına ilişkin, daha sonradan evcilleştirilen türlerin yabani atalarının tümünün bir arada bulunduğu bir alandaki tek bir çekirdek bölge arayışı içerisinde olan biyoarkeoloji alanındaki çalışmalar ile de desteklenmiştir. Türkiye ve Suriye’deki gibi muhteşem tapınaklardan yoksun; keçi otlatılan ancak daha geç tarihte evcilleştirilen koyun veya sığırın bulunmadığı İran Neolitiği, yaklaşık on yıl öncesine kadar araştırmalardan bir hayli uzak kalmıştır. Bu, aynı zamanda, İran’daki yerleşimlerde 2000’lere gelinceye kadar (radyokarbon tarihlerinde kalibrasyonun yapılmadığı bir dönemdir) İran Neolitiğinin Bereketli Hilal’in batı ve orta kısımlarının gerisinde kaldığı düşüncesini pekiştirmektedir. 

 

Yazı: Barbara HELWING 

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 69. sayısından ulaşabilirsiniz.