ORTAÇAĞ’IN “CADI KIZI”NIN İSKORBÜT HASTASI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

Kuzey İtalya’da geçen yıl yüzü toprağa döndürülmüş şekilde gömülmüş olarak bulunan ve Ortaçağ döneminde yaşamış genç bir kıza ait olduğu anlaşılan iskeletin üzerinde yapılan yeni çalışmalar, bu kızın iskorbüt hastası olduğu ve bu nedenle içinde bulunduğu toplumdan dışlandığını gösteriyor.

Kuzey İtalya’da geçen yıl yüzü toprağa döndürülmüş şekilde gömülmüş olarak bulunan ve  Ortaçağ döneminde yaşamış genç bir kıza ait olduğu anlaşılan iskeletin üzerinde yapılan yeni çalışmalar, bu kızın iskorbüt hastası olduğu ve bu nedenle içinde bulunduğu toplumdan dışlandığını gösteriyor.

İtalyan medyası tarafından “cadı kız” olarak adlandırılan iskelet buluntusu,  2014 Eylül’ünde Ligurian Riviera’da bulunan Albenga’daki San Calocero kompleksinde, Vatikan’daki Hristiyan Arkeolojisi Pontifical Enstitüsünden bir ekip tarafından ortaya çıkartılmıştı.

Kazı alanı, San Calocero’ya adanmış ve MS 5.-6. yüzyıllar arasında inşa edilmiş ve 1593 yılında tamamen terkedilmiş olan kilise alanındaki mezar alanında bulunuyor.

Kazı başkanı olan Stefano Roascio’ya göre iskelet baş aşağı pozisyonda, diğer mezarlardan daha derine kazılmış bir mezarda, kilisenin ön tarafında diğer mezarlardan ayrı bir şekilde gömülmüş olarak bulundu.

Ölünün ağzında bir tuğlayla gömüldüğü, toprağa çivilerle bağlandığı, ve hatta başının gövdeden ayrıldığı  diğer bütün anormal mezarlar gibi baş aşağı gömülme de öleni aşağılamak ve ruhunun mezardan çıkmasını engellemek amacıyla uygulanan bir teknik olarak biliniyor.

Elleri kalça kemiklerine yerleştirilmiş, bacakları düz ve paralel bir şekilde yerleştirilmiş olan genç kızın iskeletinin her parçası çok ileri seviyede kansızlık yaşadığını gösteriyor. Daha ileri aşamada yapılan analizler ise genç kızın C vitamini eksikliğinden ortaya çıkan iskorbüt hastası olduğunu işaret ediyor.

Hastalık 16. ve 18. Yüzyıllar arasında yeterli besin ve C vitamini alamadan uzun seferler yapan denizcilerde görülmekteydi. Sonuç genellikle ölümdü.

Elena Dellu yaptığı açıklama da iskorpüt hastalığının kemik irileşmesi nedeniyle kafatasında oluşan yaralardan anlaşıldığını belirtiyor. Kafatası kemiklerinde bulunan  belirtilerde de görüldüğü gibi kemik irileşmesi kafatası kemiklerinin süngerimsi bir hale gelmesine ve kemik dokusunun gözenekli bir yapıya sahip olmasına neden oluyor. Bu genç kıza ait olan iskelette bu patolojik durumların oldukça belirgin olduğunu belirten uzmanlar, bozulmaların özellikle kafatasının arkasında bulunan kemiğin dış yüzeyinde, göz çukuru üstünde ve temel kemiğinin yanlarında çok açıkça görüldüğünü belirtiyor.

Bu bozulmalar diş oyuklarında ve damakta da görülüyor, genç kızın büyük olasılıkla çok zayıf kan damarı durumuna bağlı olarak birkaç dişini de yaşarken kaybetmiş olduğu düşünülüyor. 

Hastalığının ilk başta aşırı kansızlık olduğu düşünülen genç kızın kafatasının dış kısmında bulunan doku bozulmaları nedeniyle iskorpüt hastalığından mustarip olduğu kesinleşti.

Çok büyük olasılıkla, sarıya kaçan suratı, hastalığına bağlı olarak ağzında, bacaklarında ve gözlerindeki kanamalar, dökülen saçlar, pörtlek gözler, çarpık bacak duruşu ve tekrarlanan bayılma ve krizler bu genç kızın içinde bulunduğu toplumdan dışlanma nedenlerini oluşturuyor. Bu nedenle de öldüğünde baş aşağı gömülmesi ile aşağılanıyor ve kirli olduğu kabul edilen ruhu yeniden gelip yaşayanları rahatsız etmesin diye önlemler alınmış olduğu görülüyor. 

Batı Florida Üniversitesinden biyoloji antropoloğu Kristina Kilgrove  özellikle Orta Çağ Avrupa’sında insanların anlamadıkları her hastalığa sahip insanları kötü olduklarını düşünerek yakarak öldürdüklerini belirtiyor.

Radyo karbon tarihlemesi, genç kızın 1400 yılının ilk yarısı ile 1500 yılının başı arasında bir zamanda, cadı avının dinsel ve sosyal değişimler ile yaygınlaştığı bir zamanda öldüğünü gösteriyor.

Killlgrove’a göre iskorpüt hastalığının buluntuları bu mezarı daha ilginç bir hale getiriyor. İskorpüt hastalığı geçirmiş antik dönem çocukları üzerinde tam olarak yapılmış bir araştırma henüz yok. Yapılan diğer araştırmalar da 3 ila 7 yaş çocuklar arasında değişiyor.

Ayrıca İngiltere ve kuzey Amerika gibi güneşin yeterli olmadığı yerlerde C vitamini eksikliğine bağlı iskorpüt hastalığının görülmesi oldukça yaygın bir durum. Uzmanlar, İtalya gibi güneşin bol olduğu bir yerde böyle bir hastalığın görünmesini ise genç kızda bulunan C vitamini emilim bozukluğuna bağlıyorlar. Bölgenin taze meyve ve C vitamini açısından oldukça zengin bir bölge olduğunu da ekliyorlar.

Araştırmacılar çok yakın bir zamanda kemikler üzerinde biyokimyasal ve doku analizleri yaparak bu genç kızın ne çeşit bir beslenme düzenine sahip olduğunu anlamaya çalışacaklar.

Son üç yıllık sürede bu bölgedeki kazı ve analizleri yürütebilmek için özel fonlardan 90 bin dolar yardım alan kazı, gelecekte bu genç kızla aynı dönemde yaşamış olan daha fazla iskelet bulmayı ve DNA ve doku analizleri yapabilmeyi umut ediyor.

 

Kaynak: http://news.discovery.com/history/archaeology/medieval-witch-girl-likely-just-suffered-from-scurvy-150502.htm