PALEOLİTİK MAGARA SANATINDA HAYVAN

Tarihöncesi çağlarda yaşamış olan insanlar, Avrupa’da yaklaşık 350 mağaraya resimler yapmışlardır. Her mağara, resimlerin yapıldığı dönemin kültürel ve psikolojik durumlarını yansıtan farklı bir hikâye anlatmaktadır. Duvar sanatı ve taşınabilir sanatın binlerce yıllık üretim süreci boyunca çizimler basitten karmaşığa ya da soyuttan doğallığa doğru bir gelişim göstermez. Resmedilen hayvan davranışları aynı bölgede bulunan mağaralarda bile, mağaradan mağaraya büyük ölçüde değişiklik gösterir.

İnsanın diğer hayvanlarla olan ilişkisi, sanatın her döneminde yerini almıştır ancak insanın hayvana duyduğu önem, Paleolitik mağara sanatında olduğu kadar hiçbir dönemde daha etkileyici bir biçimde ortaya çıkmamıştır. Mağaralarda yüzlerce hayvan figüründen oluşan duvar resimleri ve taşınabilir sanat eseri bulunmuş ve bunların çok eski olduğu anlaşılmıştır. 2014’te bilim adamları en eski hayvan figürünün ‘babirusa’ olarak bilinen bir tür domuz-geyik olduğunu belirlemiştir. Bu hayvan figürü günümüzden 35 bin 400 yıl öncesine tarihlenmiş ve bir Endonezya adası olan Sulawesi’deki Leang Timpuseng Mağarası’nda bulunmuştur. Fakat şimdiye kadar bulunan hayvan figürlerinin büyük bir kısmı Avrupalı Paleolitik insanlar tarafından üretilmiştir. Paleolitik mağara sanatının geneline baktığımızda, konunun oldukça geniş ve göreceli olarak yönetilmesinin zor olduğunu görürüz. Endonezya, Güney Afrika, Çin, Avustralya, Arjantin, Hindistan ve Rusya gibi dünyanın birçok bölgesinde devamlı olarak yeni mağara resimleri keşfedilmekte ve önceden bulunanlar yeniden tarihlendirilmektedir. Bu makalenin odak noktası Franco-Cantabrian mağara sanatı olarak anılan ve güneybatı Fransa ve kuzey İspanya’da ortaya çıkartılan Avrupa mağara sanatıdır. Tarihöncesi çağlarda yaşamış olan insanlar, Avrupa’da yaklaşık 350 mağaraya resimler yapmışlardır. Her mağara, resimlerin yapıldığı dönemin kültürel ve psikolojik durumlarını yansıtan farklı bir hikâye anlatmaktadır. Örneğin, duvar sanatı (art parietal) ve taşınabilir sanatın (art mobilier/ portable art) binlerce yıllık üretim süreci boyunca çizimler basitten karmaşığa ya da soyuttan doğallığa doğru bir gelişim göstermez. Resmedilen hayvan davranışları aynı bölgede bulunan mağaralarda bile, mağaradan mağaraya büyük ölçüde değişiklik göstermiştir. Örneğin, Fransa’daki Chauvet Mağarası’nda yer alan hayvan resimleri belirli bir hareket, hız ve gücü yansıtır. Cosquer Mağarası’ndaki resimlerde ise hayvanlar sabit ve hareketsiz durmaktadır. Hayvanların zıplama, koşma ya da beslenme gibi hareketlerine yer verilmemiştir. Çok az hayvan ayakları havada kalacak şekilde ve dilleri dışarıda hareketsiz bir şekilde resmedilmiştir. Bu durum genellikle bu çizimlerin, ölümünü temsil eden ya da ölmekte olan hayvanlara ait olduğunu düşündürmektedir. Örneğin, Altamira Mağarası’nın tavanında bulunan ve kıvrılmış bir pozisyonda çizilen bizonun ölü olabileceği öne sürülmüştür. Diğer yandan, genellikle, her araştırmacı aynı çizimde birbirinden farklı şeyler görebilmektedir. Altamira bizonunun ölü olmadığı, kokusunu bırakmak için yerde yuvarlanıyor olabileceği de düşünülmüştür. Randall White, Paleolitik mağara resimlerinde hayvanların çok seyrek olarak acı çeker şekilde sahnesidir. İnsan figürü, yaralanmış bir bizon tarafından saldırıya uğramış ve büyük olasılıkla ölü olarak yerde yatmaktadır. Bizon insanın etrafında dolaşmaktadır. Yan tarafında bir ok sallanmakta ve yarasından iç organları çıkmaktadır. Belli ki bu ‘ters gitmiş bir av’ sahnesidir. Mağara resimlerinde resmedilen hayvan türleri genellikle toynaklı hayvanlardır (at, bizon, Avrupa bizonu, geyik, dağ keçisi, mamut). Ayılar, kedigiller ve gergedanlar çizimlerin yüzde onunu oluşturur. At ve bizonlar diğer hayvan türlerinden daha büyük boyutlu ve detaylı resmedilmiştir. Niaux Mağarası’ndaki 12 binyıl öncesine tarihlenen gelincik, Cosquer Mağarası’ndaki 18 bin 500 yıl öncesine tarihlenen penguen ve Chauvet ve Le Portel mağaralarındaki baykuşlar gibi bazı küçük hayvan resimleri de vardır.

Yazan : Linda Kalof