PAPUÇBURNU BATIĞI ANTİK BİR TİCARET BATIĞI

Pabuç Burnu’ndaki batık, Bodrumlu dalgıçlar Selim Dinçer ve Aşkın Cambazoğlu tarafından keşfedilmiş ve INA’ya bildirilmiştir. Türkiye kıyılarında INA’nın yıllık batık araştırması sırasında, George Bass yönetimindeki ekip Carolyn denizaltısının yardımıyla 2001 yılında alanı ziyaret etmiştir. Deniz yatağında görülebilir durumdaki aralarında birkaç amphora ve bir oinokhoenin (şarap kabı) de bulunduğu kalıntılar, batığı MÖ 6. yüzyıla (MÖ yaklaşık 560 yılı) tarihlememize yardımcı olmuştur. Doğu Akdeniz’de bu önemli tarihe ait hiçbir batığın kazısının yapılmamış olmasından dolayı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle 2002 yılında bu önemli alanda kazı çalışmaları başlatılmıştır. George Bass, 35-45 metre derinlikte bulunan batık üzerine çalışmalar yürütmek amacıyla uluslararası bir arkeolog ekibi oluşturmuştur. INA tarafından Virazon teknesiyle yürütülen iki sezonluk kazı çalışması sonucunda, ekip, büyük çoğunluğu kırık bir şekilde bulunan, yaklaşık 250 amphora içine koyulmuş tarım ürünlerinden oluşan özel bir yükü taşıyan, orta büyüklükte bir ticaret gemisinin kalıntılarını açığa çıkardı. Bu kapların etrafında ve içinde, kapların akşam yemeğinin ana öğesi olan şarap ve zeytinyağı taşıdığını destekleyen üzüm çekirdekleri (tohumları) ve zeytin çekirdekleri ile karşılaşılmıştır. Kapların formu ve yapım tekniği bu geminin bölgesel seyahatler yaptığını göstermektedir ki bu depolama kaplarının benzer örnekleri, genelde en iyi Halikarnasos, Rhodos ve Güney Ege etrafından bilinmektedir. Arkeolojik bulgular ve ünlü Halikarnasoslu Herodotos’un da içinde bulunduğu antik dönem tarihçilerinin tanıklığı, bu bölgelerin bölgesel ve uluslar arası ticaret ağında ortak olduklarını ortaya koymaktadır. Troya Savaşı kahramanlarının hikâyeleri, aynı zamanda, Pabuç Burnu’nda gemileri batan denizci tüccarlar tarafından yürütülen farklı ekonomik iletişimlerine de bazı ipuçları sunabilir. Homeros’un İlyadası’nda, Grek askerleri Troya kıyılarında konaklarken, Lemnos adası yakınından onlara şarap gönderilmiştir. Şairin anlatımı şöyledir (7.470-75); Atreus, Aagamemnon ve Menelaus oğullarına ayrı ayrı Satsın diye şarap verdi Jason’un oğlu, binlerce ölçü; Ve orada uzun saçlı Akalılar aldı şarabı, Bazıları bronza, diğerleri ışıldayan demire, Bazıları hayvan derisine, diğerleri hayvanlarının kendisine, Bazıları ise kölelerine karşın; ve bereketli bir festival başlattılar. Pabuç Burnu’ndaki MÖ 6. yüzyıl gemi enkazı, Doğu Akdeniz’in erken ticaret girişimlerinin derecesine ve ölçüsüne önemli bir ışık tutmaktadır. Bir batığın bir resmin sadece bir tarafını ortaya çıkarabilse de, biz; Arkaik ticaret, bu ticaret girişimlerinde bulunan denizciler ve bu denizcilerin denize açıldıkları gemiler hakkında daha fazla bilgiye ulaşmayı umuyoruz. Sığ ve derin sulardaki resmi arkeolojik araştırmaların yanı sıra, katılımcı dalgıçların raporları da yeni batıklar, ticaret rotası ve modelleri üzerine yeni bilgileri gün ışığına çıkaracak imkânlar sunuyor. Ege ve Akdeniz sahillerinde INA ve diğer enstitüler tarafından gerçekleştirilecek olan ileriki çalışmalar, bize, Türkiye’nin bu ve bugüne kadar olan dönemlerdeki zengin deniz mirası hakkında daha fazlasını öğrenmemizde yardımcı olacak. Uncovering Evidence for Early Trade: The Sixth-Century BC Shipwreck at Pabuç Burnu The shipwreck at Pabuç Burnu was discovered and reported to INA by Bodrum divers Selim Dincer and Aşkın Cambazoğlu. During its annual shipwreck survey along the Turkish coast, a team directed by George Bass visited the site in 2001 with the assistance of the submersible Carolyn. The artifacts visible on the seabed, including a few amphoras (ceramic storage jars for transport) and an oinochoe (wine pitcher), allowed us to date the wreck to the middle of the sixth century (ca. 560 BC). Because no wreck from this crucial period had been excavated in the eastern Mediterranean, plans were made to begin excavation of this important site in 2002 with the permission of the Ministry of Culture and Tourism’s General Directorate of Cultural Heritage and Museums. George Bass assembled an international team of archaeologists to work on the wreck, which lay at a depth of 35-45 m. Over the course of two summers of excavation conducted from INA’s research vessel Virazon, the team uncovered the remains of a moderate-sized merchant vessel carrying a primary cargo of agricultural goods contained in approximately 250 amphoras, the vast majority of which were found broken. Grape seeds and olive pits discovered in and around the jars suggest that they carried wine and olive oil, the staples of ancient dining. The form and fabric of the jars reveal that the ship traveled locally: the storage jars resemble forms best known from the regions immediately around Halicarnassus, Rhodes, and the southeast Aegean in general. Archaeological evidence and the testimony of ancient historians—including the famous Herodotus of Halicarnassus—reveal that these regions were partners in local and international trade networks. The stories of the Trojan War heroes may also provide clues to the different sorts of economic interactions conducted by the merchants whose ship sank at Pabuç Burnu. In Homer’s Iliad, as the Greek troops camp on Trojan shores, they receive supplies of wine sent from the nearby island of Lemnos. As the poet explains (7.470-75): Separately to the sons of Atreus, Agamemnon and Menelaus, Jason’s son gave wine for export, a thousand measures; And there the long-haired Achaeans bought wine, some for bronze, others for shining iron, some for hides, others for the cows themselves, some for captive slaves; and they set up an abundant feast. . The sixth-century BC shipwreck at Pabuç Burnu provides insight into the size and scale of early trading ventures in the eastern Mediterranean. One shipwreck, however, can provide only one part of the picture, and we hope to learn more about the nature of Archaic trade, the sailors who conducted these ventures, and the ships in which they sailed. Reports from recreational divers as well as formal archaeological survey in shallow and deep water offer the potential to reveal new wrecks and new understanding of trade routes and patterns. Future underwater excavations along the Aegean and Mediterranean coasts by INA and other institutions will help us to learn more about Turkey’s rich maritime heritage during this and other periods of antiquity up to the present day.