PRESTİJDEN GÜCE ARSLANTEPE

Arslantepe’nin MÖ 4. binyıl sonlarına tarihlenen saray kompleksinde elde edilen bulgular, yerleşmede karmaşık bir ekonomik-idari örgütlenme biçiminin varlığını ve otorite ve gücün uygulanma biçimindeki laikleşmeyi gözler önüne seriyor.

Farklı toplum türlerinde, sosyal farklar ve toplumsal karmaşıklığın birçok türü ve derecesi vardır. Burada “karmaşıklık” kavramının kendisine değinmeyeceğim çünkü bu şekilde ele alındığında, kavramın işe yararlılığı kanımca tartışmalıdır. Burada “karmaşıklık” terimini kullanırken yalnızca “hiyerarşik karmaşıklık”ı, yani kaynakları biriktirme ve kontrol etme kapasitesi ile karar verme yetkisi bağlamında gerçek toplumsal eşitsizlikleri ifade ettiğimi vurgulamak istiyorum.

 

Bazı toplumlarda görülen kökleri derine inen “sosyal farklılıklar”, gerçek sosyo-ekonomik eşitsizliklere dönüşme ve kalıcı siyasal otoritelerin ortaya çıkışını teşvik etme potansiyeline sahip olabilir. Bu tür sosyal farklılıklar büyük olasılıkla, doğuştan gelen statüler ile ilişkiliydi. Bu tür statüler genellikle soy hatlarını takip eden ve genellikle soyları ortak ve sıklıkla tanrısallaştırılmış bir ataya dayanan (gerçek veya farazi) kan bağı ilişkileri kurallarına dayanıyordu. Bu tür statülere ilişkin tipik bir örnek etnografik kaynaklarda da bilinen “konik klan modeli”dir. Bu tür kan bağı ilişkileri sistemlerinin Güney Mezopotamya’da, en erken MÖ 5. binyılda, büyük olasılıkla bölgenin, merkezi koordinasyon ve en nihayetinde hiyerarşilerin ortaya çıkışını teşvik eden özel çevresel koşullarına bağlı olarak ortaya çıktığını düşünüyorum.

 

Bu tür bir toplumsal yapının toplumsal, ekonomik ve siyasi değişimlere neden olacak güçlü bir potansiyele sahip olduğunu düşünebiliriz. Yüksek statüye sahip kişiler, siyasi ve dini liderlik mertebesine yükselerek, tartışmasız bir yetki kazanmış ve bu durum toplumda gitgide artan bir hiyerarşik düzenin ortaya çıkışının ve toplumun önde gelen grupları ile halk arasındaki uçurumun giderek daha da derinleşmesinin temelini oluşturmuş olabilir. Güneydoğu Anadolu’da yer alan Arslantepe’de, erken devlet oluşumlarının çok daha erken bir biçimi ile karşılaşırız. Ancak buradaki oluşum, benzer köklere ve kuruluş esaslarına dayanmaz.

 

Yerleşme, MÖ 4. binyıl ve belki de 5. binyıl boyunca Mezopotamya dünyası ile yakından ilişkilidir. Fırat ve Dicle havzaları bölgesinin tamamına yayılan bu yakın ilişkiler toplumsal ve ekonomik ilişkiler ile siyasal merkezileşme yönünde, aynı olmasa da benzer yörüngeler çizmiş olabilir. Mezopotamya’daki diğer hiyerarşik toplumlarda olduğu gibi, Arslantepe’de de, MÖ 4. binyıl süresince ortaya çıkmış olan egemenlik / bağlılık ilişkileri iki temel unsura dayanır: (1) ayrıcalıklı sınıfların temel ekonomiye (temel ihtiyaç malları) müdahale etme ve üzerinde baskı kurma kapasitesi, böylelikle ekonomik güç elde etmeleri; (2) yüksek statüye sahip kişilerin toplumsal olarak kabul görmüş ayrıcalıkları nedeniyle resmi yetki, böylelikle siyasi güç elde etmeleri. Bu ayrıcalıklar büyük olasılıkla, güç elde etme yönünde kritik bir adım olan, artan “prestij” kazanımı aracığıyla elde ediliyor ve gitgide fazlalaşıyordu.

 

Seçkin kesimin prestij elde etme yöntemlerinden biri de “yeniden dağıtım”dı. Temel ihtiyaç mallarının, özellikle de gıda maddelerinin toplumun gitgide kalabalıklaşan kesimlerine dağıtımı, kendi kendini besleyen bir sistemin oluşmasına neden oldu: yiyecek dağıtımı aracılığıyla prestij kazanan liderler, böylelikle halktan daha fazla mal talep edebiliyor, bu şekilde belki de üretim araçları (arazi ve besi hayvanları) elde edebiliyordu. Diğer yandan, temel ihtiyaç mallarına olan talep, belki de nüfusun bazı kesimlerinin gitgide daha da fakirleşmesine neden oluyor, böylelikle bu kişiler de hizmetlerini sunmaya mecbur bırakılıyordu. Daha fazla kişinin işgücüne katılımı, daha fazla yiyeceğin dağıtımını gerektirdiğinden, liderlerin temel ihtiyaç malları üzerindeki kontrolü artıyor, böylelikle çok daha fazla güce sahip oluyorlardı. Yiyecek dağıtımı, böylece yeni ortaya çıkan seçkin kesim tarafından uygulamaya konan siyasal ekonominin temel taşı ve nüfusun ömrü üzerinde kontrol sağlamaya olanak sağlayan etkili bir araç haline geldi.

Arslantepe Malatya’nın kuzeydoğusundaki Arslantepe Höyüğü’nde uzun yıllardır devam eden kazılar, bu sürecin birçok kritik yönünü keşfetmemize olanak sağladı. MÖ 4. binyıl sonlarına tarihlenen “saray kompleksi” ve özellikle kompleksin 2014-2015 kazı sezonlarında ortaya çıkarılan kuzey bölümü, otorite ve gücün uygulanma biçimindeki laikleşmeye kanıt oluşturdu.

 

Ortaya çıkan bulgular, böylesine erken bir dönem için henüz başka hiçbir yerde örneği görülmeyen bu tür bir değişimin, Anadolu’nun doğusundaki bu merkezde ortaya çıktığını kanıtlar nitelikte. Yakın zamanda ortaya çıkan bu bulgular, Arslantepe kazılarının daha erken aşamalarında ortaya çıkan sofistike ve karmaşık bir ekonomik-idari örgütlenme biçimine ilişkin tablonun tamamlanmasını ve bu anıtsal kompleks içerisindeki kamusal alanların karmaşık ve geniş çeşitlilikteki işlevlerini anlamamızı sağladı. Saray kompleksinde ortaya çıkan yeni bulgular ayrıca, MÖ 4. binyılın ilk yarısında, Arslantepe’nin törensel/kült alan evresinin ardından meydana gelen geniş kapsamlı ve hızlı değişimin anlaşılmasına da olanak sağladı.

 

Yazı : Marcella FRANGIPANE

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 58. dayısından ulaşabilir, okuyabilirsiniz.