SELÇUKLULAR SERGİSİ

İhtişamlı Bir İmparatorluk, Görkemli Bir Miras Selçuklular Sergisi Türk ve İslam Eserleri Müzesi´nde Sizi Bekliyor...

11. yüzyılda İslâm dünyasının en büyük gücü olan Selçuklular, Orta Asya’dan batıya esen kuvvetli bir Bozkır Rüzgârı gibi, doğuda Orta Asya’dan batıda Ege ve Akdeniz sahillerine kuzeyde Aral gölü, Hazar denizi Kafkasya ve Karadeniz’e güneyde Umman Denizi’ne kadar uzanan geniş topraklarda yaklaşık üç yüz yıl etkisini hissettiren İslâm tarihinin en büyük imparatorluklarından birini kurmuştur.

Tarih sahnesinden çekilmesi dahi, Selçukluların yarattığı etkiyi yok edememiş bu coğrafyada yeni kurulan İslâm devletleri tarafından yüzyıllarca yaşatılmıştır. Ortaya koydukları inanılmaz eserlerden oluşan görkemli Selçuklu mirası ise, Bozkır Rüzgârını yüzlerce yıl öteye günümüze taşımış, kuşkusuz yüzlerce yıl öteye geleceğe doğru da taşıyacaktır. Bir Oğuz boyu tarafından kurulan ve bir Oğuz isyanı ile yıkılan Selçuklular, tarih sahnesinde bulundukları süre içinde siyasi tarihleri, adalet ve refahın temel olduğu devlet teşkilatı, sanat ortamı, toplum hayatı, eğitime ve bilime katkıları, bilim adamları ve sanatçıları himaye etmeleri, din büyüklerine gösterdikleri hürmetle İslâm tarihinin dikkat çekici imparatorluklardan biridir. Selçuklulardan günümüze pek çok anıtsal yapı, küçük el sanatı örneği, birçok el yazması ulaşmış ve bu eserler onlarca bilimsel yayında ele alınmış olmasına karşın, bugüne kadar Selçuklu dünyası birkaç münferit örnek dışında kapsamlı bir sergiye konu olmamıştır. Fetihler, büyük meydan savaşları, isyanlar, saltanat kavgaları ve Haçlılara karşı verilen inanılmaz mücadeleyle geçen 268 yıl İslâm tarihinin en karmaşık dönemlerinden biri olmasının yanı sıra, Anadolu’nun fethedilerek Türklere yurt olmasının sağlanması ve 600 yıl üç kıtaya hükmedecek bir imparatorluğun kurulması için ortam hazırlanması açısından da İslâm tarihindeki önemli dönüm noktalarından biridir. Siyasi açıdan büyük bir mücadelenin tüm şiddetiyle cereyan ettiği bu dönem, aynı zamanda Türklerin batıya göç ettikleri, göçebelikten yerleşik hayata geçiş yaptıkları, göç ettikleri yerlerin halkı ile kaynaşmaya çalıştıkları kısacası toplumsal yaşam açısından da son derece karışık bir dönemdir. Bununla birlikte, bu karışıklık Selçukluların görkemli kültür mirasının biçimlenmesinde son derece önemli bir etken olmuş ve özellikle Anadolu’da ortaya konan Selçuklu sanatına inanılmaz bir zenginlik kazandırmıştır. Selçuklu sanatının geniş bir bölge içinde hissedilen etkisi İslâm dünyasında ortak bir dilin oluşmasını sağlamış, artan zenginlik ve refaha paralel olarak mimariden el sanatlarına, sanatın her da- lının gelişmesine ve üretilen eserlerin sayısının artırmasına ortam hazırlamıştır. Selçuklu dönemi sanatçıları eserlerinde mükemmelliği aramış ve bu nedenle günlük yaşamda kullanılan bir buhurdan, bir seramik tabak, bir halı, bir altın bilezik, duvarları süsleyen bir çini karo dahi birer sanat eseri haline dönüşmüştür. Ortaçağ tarihinin bu denli önemli imparatorluklarından birini tarihsel ve kültürel zenginliğiyle kapsamlı bir sergide ele almak kuşkusuz son derece zahmetli ve uzun süreli bir çalışma sürecinden sonra mümkün olabilmiştir. Hüküm sürdükleri bölgelere göre “Büyük Selçuklular” ve “Anadolu Selçukluları” olarak adlandırılan Selçuklular, sergi kapsamında devlet teşkilatından, günlük yaşam, eğitim, sanat, mimari ve ticaret hayatına kadar her alanda ortak bir geleneğe sahip oldukları için “Selçuklular” adıyla anılmıştır. Selçuklu dünyası bu sergide; “Tarihçe-Selçuklular”, “Hanedan-İktidar Alametleri”, “İktidar-Siyasetname”, “Mimari-Kentler ve Yapılar”, “Sembolizm-Mimari”, “Sembolizm- Düğümler ve Desenler”, “İnanç-Tasavvuf”, “Günlük Yaşam-İnsanlar”, “Günlük Yaşam-Konut”, “Ticaret-Kervansaraylar ve Yollar”, “Saray-Mimari”, “Saray-İhtişam”, “Saray-Eğlence”, “Saray-Aşk”, “Saray- Av ve Savaş” temaları altında ele alınmıştır.