SOMUT OLMAYAN KÜLTÜR MİRAS

Karagöz Gölge Oyunu, Aşıklık Geleneği ve Nevruz, UNESCO’nun insanlığın somut olmayan kültür mirası listesine alındı. Sözlü ve somut olmayan kültürel mirasın korunması, 1970’li yıllardan bu yana UNESCO’nun gündeminde yer alıyor. Yıllar içinde çeşitli faaliyetler gerçekleştirilmiş, 1990’lı yılların sonlarından itibaren ise bu konuda bir uluslararası hukuki belge hazırlanması amacına odaklanılmış. 2002 yılında İstanbul toplantısında bu konuya ilişkin bir bildiri sunulmuş. Yapılan çalışmalar neticesinde 2003 yılında Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi Paris toplantısında kabul edilmiş. 2003 yılında Türkiye tarafından aday gösterilen "Meddah Hikayeleri" 2005 yılında ise "Mevlevi Sema Ayini" sözlü ve somut olmayan baş yapıtlar arasına alınmış. “Somut olmayan kültürel miras” toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler -ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar- anlamına geliyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan somut olmayan bu kültürel miras, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak, sürekli biçimde yenilenerek kimlikler arasında devamlılık duygusu oluşturuyor; böylece kültürel çeşitliliğe ve insan yaratıcılığına duyulan saygıya katkıda bulunuryor. Türkiye insanoğlunun uygarlaşma sürecinin tarihsel çoğrafya olarak yaşandığı en köklü ülkelerden biri olması dolayısı ile bir çok gelenek binlerce yıldır, kültürler ve kimlikler arasında yenilenerek devam edebilmiştir. Bu geleneklerin bir çoğu yavaş yavaş evrensel miras listesine alınarak ortak bilince kaydediliyor. Gecen yıl Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Hükümetlerarası Komitesi’nin Abu Dabi’de yapılan 4. olağan toplantısında, Türkiye’nin sunduğu "Aşıklık Geleneği" ve "Karagöz Gölge Oyunu" ile "Nevruz Kutlamaları" başvuruları, Türkiye’nin de ortak sunucusu olduğu başvurular bin yıllık gelneklerin süren devamlılığı ilkesi ile uluslararası hükümlerce koruma altına alınarak kabul edildi.                                                       AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ 14.SAYI