SUALTI ARAŞTIRMALARI

Antalya Kıyıları Sualtı Arkeolojik Araştırmaları, özellikle deniz kıyılarında yaşayan Neolitik Dönem karma ekonomi toplumlarına ait yerleşimlerin önemli bir kısmı bugün kısmen ya da tamamen suların derinliklerinde bulunuyor.

  Antalya sualtı kültür mirası envanterinin tamamlanması ve bulunan batıklar ile antik limanlar üzerinde bilimsel çalışmalar gerçekleştirmesi amacıyla bu kıyılarda 2014 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında sualtı araştırmaları yapılmıştır. Ülkemizin ilk sualtı arkeoloji gemisi olan Selçuk 1’in kullanıldığı bu çalışmalarda sonar çekim faaliyetleri için yine Selçuk Üniversitesine ait Triton 1 isimli tekne kullanılmıştır. Bilimsel araştırma-inceleme gemisi statüsündeki bu geminin çekme ve atma işlemleri, Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı ve Setur Antalya Marina tarafından desteklenmiştir. 27 metre boyunda 7 metre enindeki gemi 7 + 1 kamara, çalışma salonu, dalış platformu ve gerekli diğer açık ve kapalı alanlara sahiptir ve sualtı kazı ve araştırmaları için özel olarak adapte edilmiştir. Selçuk Üniversitesinin Antalya’da bulunan bu gemisi yılın 12 ayı sualtı arkeolojisi faaliyetleri hizmetindedir ve kış koşullarında 18 kişinin konaklamasına uygundur. Bu nedenle gemi genellikle konaklama için de kullanılmış, böylelikle karada zaman kaybı olmadan daha uzun çalışma imkânına kavuşulmuştur. Çalışmaların lojistik desteği ve ekibin genel konaklamaları Selçuk Üniversitesinin Antalya Kemer’deki binasında sağlanmış, binada bulunan misafirhane, koruma ve onarım laboratuarı, kütüphane, ofisler, sınıflar ve diğer olanaklar yaz boyu kullanılmıştır.
Gazipaşa’da Kaledran’dan başlayarak 640 kilometrelik bir şerit halinde Kaş’ın Eşen Çayı’nda sona eren Antalya, Paleolitik Çağdan Osmanlı Dönemine kadar zengin bir geçmişe sahiptir. Zenginlik yalnızca Patara, Andriake, Olympos, Phaselis, Attaliea, Justinianopolis, Iotape, Selinus, Antiochea Ad Cragum ve onlarca benzer antik kıyı kenti ve limanlarıyla sınırlı değildir. Eşen Çayı vasıtasıyla ulaşılan Ksanthos, Aksu Nehri üzerinden ulaşılan Perge ve Köprüçay yoluyla ulaşılan Aspendos gibi antik kentler de denizcilik arkeolojisinin önemli değerleridir. Günümüzden yaklaşık 16 binyıl önce başlayan ve halen içinde bulunduğumuz Holosen Dönemin başlarından beri okyanus seviyeleri yükselmektedir. Özellikle deniz kıyılarında yaşayan Neolitik Dönem karma ekonomi toplumlarına ait yerleşimlerin önemli bir kısmı bugün kısmen ya da tamamen suların derinliklerinde bulunmaktadır. Bu bağlamda hem su yükselmeleri hem de tektonik hareketler nedeniyle Antalya kıyılarında sualtında kalmış yerleşimler bulunmaktadır. Kekova Adası çevresindeki Aperlai, Teimussa ve Simena gibi bilinen örneklerin dışında belki daha erken dönemlere ait başka yerleşim kalıntıları da hala keşfedilmeyi beklemektedir. Dünyada bilinen en önemli batıklara da elli yıl kadar önce Antalya’da ulaşılmıştır. Önce süngerciler tarafından bulunan sonra Prof. George Bass ve ekibi tarafından kazısı yapılan ve Geç Tunç Çağına tarihlenen meşhur Gelidonya Batığı Kumluca ilçesinde, Uluburun Batığı ise Kaş ilçesinde bulunmaktadır.
Antalya kıyılarında 1999 yılından beri, 15 yıldır devam eden sualtı araştırmalarının en önemli özelliği süngerciler ve eski dalgıçlardan gelen ihbarları araştırmanın yanı sıra sistematik uygulamalar yaparak doğudan batıya bütün kıyılarda çalışmaların yürütülmesidir. Gemilerin batabileceği burunlar, adacıklar, nehir girişleri ile antik alanların kıyıları, dalıcılar tarafından görerek yapılan araştırmalarda en önemli dikkat noktasını oluşturur. Belirlenen ilçelerdeki tüm kıyı şeridi sığ derinliklerde dalıcılar tarafından araştırılır. Gerek görüldüğünde motorlu botla dalıcıyı dipte çekme yöntemi veya scooter kullanılarak batık ya da eser olabilecek geniş alanlar taranabilmektedir. 20- 60 metreye kadar olan derinliklerde ise multi beam sonar, yan taramalı sonar ve düz sonar cihazları kullanılmıştır. Sonar görüntülerinde tespit edilen arkeolojik nitelikteki formlara aletli dalış yöntemleriyle dalarak ya da sualtı robotlarıyla (ROV) inilir. Görüntüler hakikaten arkeolojik bir kalıntıya aitse bunlar diğer tespitlerde olduğu gibi numaralanır, in-situ konumları bozulmadan fotoğraflanır, filmlenir, çizilir, koordinatları alınır, plana ve uydu fotoğraflarına işlenir. Böylelikle envanteri çıkartılmış olan bu kalıntılar hem ilgili müzeye hem de bakanlığa raporlanmış olur. Sonrasında ise yayın çalışmaları başlar.
Kesintisiz 60 gün süren 2014 yaz sezonu faaliyetleri Antalya kıyılarında bir sezonda en uzun deniz çalışmalarının yapıldığı dönemi oluşturmuştur. Gazipaşa’nın doğusundan başlayarak Alanya, Manavgat, Serik ve Kumluca ilçeleri kıyılarında arkeolojik sualtı araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışmalarda Tunç Çağına ait beş adet liman veya demirleme yeri ile en eskisi 2 bin 500 yıllık olduğu tahmin edilen 12 adet batığa ulaşılmıştır. Çalışmalar kapsamında teknolojik alt yapı kullanılarak sualtının görsel haritaları da çıkarılmıştır.