SULUİN MAĞARASI

Karain Mağarası’nın çevresinde yer alan mağaralardan biridir. Antalya’nın yaklaşık 32 metre kuzeybatısında, Döşemealtı ilçesine bağlı Yağca köyü sınırları içerisindedir. Mağara, Katran Dağı’nın doğuya doğru alçalan yamaçlarının ova ile birleştiği noktada yer alır. Karain Mağarası’nın 1 kilometre kuzeydoğusunda, Öküzini Mağarası’nın ise 125 metre kuzeybatısındadır.

Karain Mağarası’nın çevresinde yer alan mağaralardan biridir. Antalya’nın yaklaşık 32 metre kuzeybatısında, Döşemealtı ilçesine bağlı Yağca köyü sınırları içerisindedir. Mağara, Katran Dağı’nın doğuya doğru alçalan yamaçlarının ova ile birleştiği noktada yer alır. Karain Mağarası’nın 1 kilometre kuzeydoğusunda, Öküzini Mağarası’nın ise 125 metre kuzeybatısındadır. Deniz seviyesinden 320 metre yükseklikte bulunan mağara, önündeki ovadan ise 20 metre yüksekliktedir. Tek bir boşluktan oluşan mağaranın ağzı doğuya bakar ve dip kısmında turkuaz ve lacivert renklerin hâkim olduğu muazzam bir karstik tatlı su gölü bulunur. Mağaranın doğuya doğru uzanan tavan kısmı kuvvetli bir deprem sonucu çökmüş ve büyük kalker bloklar mağaranın zeminini büyük ölçüde kaplamışlardır. Mağara yörede Kırkgöz olarak adlandırılan çok sayıdaki su kaynaklarının hemen yakınında yer alır. Sık sık Fethiye’de bulunan Suluin Mağarası ile karıştırıldığından “Kırkgöz Suluin Mağarası” olarak isimlendirilmesi daha doğru olur.

Her ne kadar Suluin Mağarası I. Derece Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı içinde kalan tescilli bir mağara olsa da, arkeolojik kazıların başlamasından önce, yeterli koruma önlemleri bulunmamaktaydı. Sıcak ve güneşli yaz günlerinde çevredeki keçi sürülerinin gölgelenmek üzere mağaraya girmeleri ve mağaranın dip kısmında bulunan gölün özellikle hafta sonlarında insanlar tarafından bir piknik alanı gibi kullanılması, arkeolojik dolguların sürekli tahrip edilmesine neden olmuştur. Defineciler tarafından yapılan kaçak kazılar da mağara dolgularının tahrip edilmesinin bir diğer nedenidir.  İşte bu nedenlerle Suluin Mağarası’nda acil olarak bir kurtarma kazısı yapılması ve mağaranın etrafının kapatılarak koruma altına alınması yönündeki istemimiz, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından olumlu karşılanmış ve mağarada arkeolojik kurtarma kazılarının yapılmasına karar verilmiştir.

Mağarada arkeolojik kazılar 2007-2009 yılları arasında Antalya Müze Müdürlüğü başkanlığında başlamıştır. Arkeolojik kazıların bilimsel sorumluluğunu alan Prof. Dr. Harun Taşkıran, daha sonra 2010 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kazı başkanlığını da üstlenmiştir.

Mağarada kazı çalışmalarına başlamak hiç de kolay olmamıştır. Zira yıllardır kendi kaderine terk edilmiş Suluin Mağarası’nın giriş (ön) ve iç kısmı kurumuş ve yıkılmış ağaçlar, dikenli çalı ve sarmaşıklarla kaplanmıştı. Bir kazı alanı oluşturulabilmesi için öncelikle bu ağaç, ot ve çalıların temizliği yapılmış ve mağaranın giriş kısmı temizlenerek mağaraya girilmesi kolaylaştırılmıştır. Daha sonra mağara tavanından depremlerle dökülerek mağaranın zeminini kaplayan kalker blokların kaldırılmasına başlanmıştır. Yüzeyde bulunan büyük kalker bloklar balyozlarla parçalanarak kaldırılmışlardır. Temizlik çalışmalarının yanı sıra mağaranın etrafının demir parmaklıklarla kapatılması ve en azından mağaraya hayvan sürülerinin girişinin önlenmesi için çalışmalara başlanmıştır. Bu amaçla mağaranın önü ve yanları demir doğrama ve parmaklıklarla kapatılarak koruma altına alınmıştır. Tüm bu çalışmalardan sonra mağarada kazı yapılacak bir alanın ortaya çıkarılması sağlanmıştır. Paleolitik bir kazı titizliğiyle yapılan çalışmalarda kazıdan çıkartılan toprağın tamamı, üç farklı elekte hem kuru hem de sulu elemeye tabi tutularak milimetrik buluntuların bile gözden kaçması engellenmiştir.

Suluin Mağarası’ndaki arkeolojik dolguların kalınlığı 2 ile 2,5 metre arasında değişir. Kazılarda birbirinden farklı beş jeolojik seviye saptanmıştır. Dolguların tamamı Holosen Döneme ait olup, Pleistosen Döneme ait dolgularla karşılaşılmamıştır. Yapılan kazılar ise oldukça ilginç sonuçlar vermiştir. 20. arkeolojik seviyeden itibaren yani yaklaşık yüzeyden 2 metre derinlikte arkeolojik buluntularda bir azalma hatta yok olma söz konusudur. Bu durum yapılan arkeo-jeofizik çalışmasıyla da kanıtlanmıştır. Jeofizik çalışması yaklaşık 2,5 metre derinlikte karşılaşılan büyük kaya bloklarının altında arkeolojik dolguların olup olmadığını anlamak için yapılmıştır. Yüzeyden 5,5 metre derinliğe kadar devam eden çalışmalarda herhangi bir kültür katı veya arkeolojik bulgu ile karşılaşılmamıştır. Ulaşılan bu derinlikte mağaranın doğal tabanıyla bağlantılı olduğu düşünülen büyük kaya bloklarıyla karşılaşıldığından, arkeolojik kazılara 2014 yılında son verilmesine karar verilmiştir.

Arkeolojik kazılara başlandığında yüzeyden itibaren görülen ve belirli bir düzen göstermeyen yoğun döküntü kalker taşların, 60 santimetreden sonra bazı mekânları çevreleyen duvarlar olduğu görülmüştür. Suluin’de “A”, “B” ve “C” olarak isimlendirilen üç mekân ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan “B” mekânının tabanı çamur bir sıva ile kaplıdır. Karain ve çevresindeki mağaralar arasında tabakaları içinden ilk kez mimari kalıntılar veren Suluin Mağarası, bu özelliğiyle büyük bir öneme sahiptir. Söz konusu mekânlar içinde çok sayıda dal izli parçalar (topaklar) bulunmuştur. Bu dal izli parçalar,  Suluin Mağarası’nda saptanan mekânların mimari özelliklerinin anlaşılmasına da katkıda bulunmuştur. Suluin Mağarası’ndaki mimari oldukça basittir.