TAHRİBAT - ADAMKAYALAR DİNAMİTLENDİ

Yirmi yıl kadar öncesinde yüz, vücut ve elbise detayları çok daha iyi durumda olan kabartmalar, bugün birer siluet haline dönüşmüştür. Özellikle tüfeklerle yapılan atışlara hedef olan rölyeflerin yüzeyinde oluşan küçük patlaklar, ayrıntıların kaybolmasına neden olmaktadır. Nihayet dinamitle yapılan saldırı, bugün bazı kabartmaları kısmen yok etmiştir. Önlem alınmadığı takdirde rölyefleri tamamen kaybetmek an meselesidir.

Mersin’in Kızkalesi beldesinde, yerleşimin 7 km. kuzeyindeki derin bir vadinin sarp yamaçlarında yer alan kaya kabartmaları, 2009 yılı Mart ayında dinamitle patlatılır. 12 kabartmanın bulunduğu alanda, bu seferki saldırıda bir figürün bacakları kopar, sunak bölümünde ise dinsel törenlerin izlendiği oturma basamakları parçalanır, duvarda derin bir çukur açılır. Bu saldırı, Adamkayalar’a yönelik ilk tahribat girişimi değildir ancak en fazla zarar vermiş olanıdır. Daha önce de, farklı araçlarla defalarca tahribata maruz kalan rölyefler, giderek sanatsal özelliklerini yitirmeye başlamışlardır. Yirmi yıl kadar öncesinde yüz, vücut ve elbise detayları çok daha iyi durumda olan kabartmalar, bugün birer siluet haline dönüşmüştür. Özellikle tüfeklerle yapılan atışlara hedef olan rölyeflerin yüzeyinde oluşan küçük patlaklar, ayrıntıların kaybolmasına neden olmaktadır. Nihayet dinamitle yapılan saldırı, bugün bazı kabartmaları kısmen yok etmiştir. Önlem alınmadığı takdirde rölyefleri tamamen kaybetmek an meselesidir. Adamkayalar’da, Hellenistik ve Roma Dönemlerine tarihlenen 12 adet insan figürlü rölyef bulunmaktadır. MÖ 3. yüzyıldan itibaren bölgede yöneticilik yapmış olan aristokratlara ait olan kabartmaları, birer mezar taşı anlamında değerlendirmek mümkündür. Ölenlerin anısını yaşatmak ve onları unutmamak adına, geride kalanların yerine getirmiş olduğu son görevdir. Bu insanların mezarları da yine aynı mekanda yer alan doğal mağaranın içinde olmalıdır. Ancak mağara başta olmak üzere, bu alandaki her nokta onlarca kez soyulup talan edildiği halde, hala bir şeyler bulmak umuduyla ana kaya patlatılmaya başlanmış ve son olarak da kabartmalar dinamitlenmiştir. Saldırıların amacı define bulmaktır. Dağın içinde hazine saklı olduğunu düşünen anlayış, cehaletin derinliğini anlatan en çarpıcı tablodur. “Buda” rölyeflerini havaya uçurarak amacına ulaşmayı hedefleyen beyinler, bir başka yorumla Mersin’de karşımıza çıkmıştır. Adamkayalar’daki rölyefler korumasız biçimde, bu cehaletin inisiyatifine bırakılmış durumdadır. Ülkemizin arkeolojik açıdan zengin olması, her noktayı koruma altına almayı imkansız hale getirmektedir. Bu nedenle arkeolojik tahribat, her bölgede devam etmektedir. Adamkayalar’ı güvenlik altına almak ve ören yeri haline dönüştürmek pek çok açıdan kendi yararımıza bir tavırdır. En önemlisi prestijdir. Ören yerleri, ülkelerin kültürel misyonu hakkında kullandıkları vitrinlerdir. Örneğin, Temmuz 2009’da Atina Akropolisinin yeni düzenlemesi bütün dünyaya büyük bir show olarak sergilenmiştir. Bu anlamda ülkemizde de oldukça saygın örnekler bulunmaktadır. Efes, Perge, Aspendos, Nemrut, Kapadokya ve adını saymadığımız pek çok ören yeri, Türkiye’nin dünyaya dağıttığı kartvizitlerdir. Adamkayalar da bu kadar önemlidir ve korunmaya değerdir. Adamkayalar’a yapılacak küçük bir yatırım sayesinde, bu alan, bölgenin en faal ören yeri haline gelecektir. 24 saat güvenlik sağlanır ve biletle giriş yapılırsa, devletin para kazanması da mümkündür. Kızkalesi’nin turizm potansiyeli düşünüldüğünde, bunun uzak bir olasılık olmadığı görülecektir. Ayrıca Adamkayalar’ın varlığı da Kızkalesi’ne daha çok turist gelmesini sağlayacak bir çarpan etkisine sahiptir. Bu alan, hem Mersin için hem de ülkemiz için çok değerlidir. Bir turizm kenti olmaya çalışan Mersin’de sahip çıkılması gereken en önemli kültürel miras Adamkayalar’dır. Bu kabartmaların kaybedilmesi, büyük bir fırsatın daha kaçırılması anlamına gelecektir.  Yrd. Doç. Dr. Murat DURUKAN -  Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü  Fotoğraflar: Mustafa ESER **Bu tahribatı, Temmuz 2009 sayısında duyuran ve bize fotoğraf desteğinde bulunan Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi’ne teşekkürlerimizi sunuyoruz.