TANRILARI TAŞTANDI: YUKARI MEZOPOTAMYA´DA İLK RİTÜEL ORGANİZE TOPLUMLAR VE TAPINAKLARIN DOĞUŞU

(62. Sayı - ÇAĞLAR BOYU DEĞİŞMEYEN İNANÇ VE RİTÜELLER )

İlk olarak Nevali Çori yerleşmesinde Alman Arkeolog Harald Hauptmann tarafından net olarak tanımlanarak “Kült Yapısı” adı verilen yapılar ve sonrasında Göbekli Tepe’de 1995’te kazılan sıradışı tapınak yapıları, Ön Asya’da Neolitik Dönemin başlangıcındaki basit avcı-toplayıcı toplulukların çok ötesinde, gelişkin soyutlaştırmalara ve standart bir simgecilik anlayışına dayanan dini kurumlara sahip ve gelişkin yerleşim modelleri sunan bir toplum yapısı ile karşı karşıya olunduğunu göstermektedir.

Bu tapınaklar ve standartlaşan, zengin, eşine az rastlanır ikonografi anlayışının Mezopotamya’da yaklaşık 5000 sene sonra, daha çok Uruk Döneminin (Güney Mezopotamya’da) sonunda, Erken Devlet biçimlerinin çıkışına kadar görülmeyişi de ilginçtir. Buradaki istisna ise, ayrıntılarına bu kapsamda giremeyeceğim MÖ 8. binyıl sonuna tarihlenen, Güney Anadolu Platosu’nun sıradışı yerleşmesi Çatalhöyük’tür. Duvar resimlerinde ve kabartmalarında, hayvan simgeciliğinin Yukarı Mezopotamya örneklerini tekrar eden örnekleri ile benzer kökenleri sergileyen ama daha farklı bir toplum yapısı gösterdiğini not etmek gerekmektedir.

 

Tarihöncesi arkeolojisinin duayeni Mehmet Özdoğan’a göre, Neolitik Dönem her zaman üretim devrimi ile özdeşleştirilmiş, bu nedenle tarımı kanıtlayacak veriler en önemli arkeolojik bulgular olarak görülmüştür. Neolitik yaşam biçiminin tahıl tarımı ile bu denli özdeşleştirilmiş olması, uzun vadede bu yerleşik toplumların beslenmelerini tarıma ve çiftçiliğe dayandırdıklarına ilişkin bir önyargı halini almıştır. MÖ 8000’den itibaren Orta Çanak Çömleksiz Neolitik B (ÇÇNB) döneminden sonra tahılların ve baklagillerin kullanımında artış görülse de, beslenmede ana kaynağın yine avcılık ve toplayıcılık olduğu belirgindir. Bu nedenle, tarımın beslenmede ek bir girdi olarak başladığı ve ÇÇNB döneminin sonuna kadar beslenmenin temeli olmadığı anlaşılmaktadır.

 

Sosyal karmaşıklık ve örgütlenme üzerine modellerini hem saha hem de kuramsal çalışmalarında ortaya koyan Brian Hayden, yerleşikliğin ve bunu izleyen dönemde tarıma geçiş sürecinin, ne iklimin bozulması ne de kaynaklar üzerindeki aşırı nüfus baskısı gibi çevresel belirleyicilik (ecological determinism) bağlamındaki tek yönlü modellerle açıklanamayacağını, başka etkenlerin de göz önüne alınması gerektiğini düşünmektedir. Hayden, yiyeceği kullanan bireyler arasında bir yarış başlamasının, yiyecek üretiminin gelişmesi için gerekli araç ve dürtüleri sağladığını öne sürer. 

 

Yazı: Ali Umut TÜRKCAN

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 62. sayısından ulaşabilir, okuyabilirsiniz.