TARIMCILIĞA GEÇİŞ

Tarihöncesi insan yaşamında en önemli kültürel değişim avcılık ve toplayıcılıktan, tarımcılığa geçişti. Bu değişim, 11 binyıl önce başlayan, Yakın Doğu insanının bitki ve hayvanları ehlileştirdiği ve yerleşik topluluklar halinde Levant (Doğu Akdeniz) boyunca yerleştiği Neolitik Dönemin başlangıcını gösterir.

 

Tarihöncesi insan yaşamında en önemli kültürel değişim avcılık ve toplayıcılıktan, tarımcılığa geçişti. Bu değişim, 11 binyıl önce başlayan, Yakın Doğu insanının bitki ve hayvanları ehlileştirdiği ve yerleşik topluluklar halinde Levant (Doğu Akdeniz) boyunca yerleştiği Neolitik Dönemin başlangıcını gösterir. Avrupa'da bu dönemde avcı-toplayıcı topluluklar avlanmaya, balıkçılığa ve yabani bitki toplayıcılığına devam etmişlerdir. Merkez kuzey Balkanlar'da Tuna Boğazı bölgesinde, günümüzde Sırbistan ve Romanya arasındaki siyasi sınır üzerinde, 15 binyıl öncesinde Son Buzul Çağının sonunda ortaya çıktığı bilinen avcı-toplayıcı-balıkçı bir topluluk yaşamıştır. 11 bin 500 yıl kadar önce Holosen evresinin başlangıcında ısınmanın başlamasıyla, Tuna Boğazı'ndaki bu topluluklar Tuna boyunca nehir düzlüklerine yerleşmeye başlamışlardır ve yiyecek tüketimleri balığın farklı türlerine dayalı olarak gelişmiştir: Yayın balığı, sazan ve hatta Karadeniz'den Tuna'ya yumurta bırakmak için gelen göçmen mersin balığının çeşitleri, özellikle beluga. Nehir kaynaklarına odaklanan bu gibi bir uyum, bu bölgede Mezolitik olarak bilinen dönem boyunca avcı toplayıcı toplulukları nitelemiştir. Tuna nehrinin farklı jeoloijk tabakalara ayırdığı Tuna Boğazı bölgesi, nehir yatağı ve güçlü girdaplarda, düzensiz dar geçitleri ortaya koymaktadır.  Sırbistan'da Djerdap olarak bilinen bölge, Türkçe'de girdap kelimesinden gelir. 

Neolitik, yaklaşık 8500 yıl önce Anadolu'dan Yunanistan'a ve Balkan bölgesine yayılmıştır. Türkiye Trakya'sı, Karadeniz kıyılarını ve Tuna nehrini yayılım alanı olarak kullanan Neolitik toplulukların Balkanlar'a yayılması sürecinde önemli bölgelerden biri olmalıdır. Araştırmacılar, avcı toplayıcı ve tarım topluluklarının yüz yüze geldiklerinde ne yaptıkları konusunu uzun uzun tartışmışlardır. Son araştırmalarda, Borić ve Prize iskeletleri incelemiş ve radyokarbon tarihlendirmesi ile bu iskeletlerin yaşlarını belirlemiş, zamanla stronsiyum profil doğrusunda önemli değişiklikleri ortaya çıkarmışlardır. Diş minelerinde ölçülen stronsiyumun, izotopik işaretleri yaşam boyunca değişmemiştir ve insanın doğum yerini yansıtır. Stronsiyum vücuda tüketilen su ve yiyecekle girer. Tuna bölgesinden çeşitli alanlardan Mezolitik insanların stronsiyum oranları, bölgeye yerleşmeleri ile birlikte üzerinde birkaç binyıl boyunca yaşadıkları nehir çökeltilerini yansıtır. Yaklaşık 8200 yıl önce, yerel kişilerden daha az ve daha fazla oranlara sahip olan iskeletler görülür. "Yerel olmayan" bireylerin, Balkanlardaki nehirlerden daha uzak bölgelerden geldikleri görülür. Örneğin 8200 yıldan daha önceki yüzlerce gömütün hemen hemen hepsinin yerellere ait olduğu görülür. Fakat 8200 ve 7950 yıl önce Lepenski Vir'in kilit noktalarına gömülen 19 kişiden beşi yerel değildir ve hepsi kadındır.

Borić ve Price, yerel olmayan kişilerin Neolitik göçerleri betimlediği sonucuna varmışlardır. Muhtemelen göçebe kadınlar, yerel avcı toplayıcı topluluklar içinde evlenmişlerdir. Bu dönem süresince yerel olmayan bireyler geniş gömütlerde tipik Mezolitik biçimde gömülmüş olsalar da hemen sonraları yerel olmayan bireyler cenin pozisyonda gömülmeye başlamışlardır. Bu gömüt biçimi Yakın Doğu'daki tipik Neolitik gömüt ritüellerini akla getirir. Yerel olmayan bireylerin çoğu, Lepenski Vir'de bulunmuşlardır. Bu dönemde ayrıca ikizkenar yamuk şeklindeki kireçtaşı zeminler, geometrik bezemeli ve bazen de karma insan-balık yüzlü betimlemeleri içeren kumtaşı kaya blokları gibi bazı istisnai özellikler de mevcuttu. Bu zamana ait olan, Lepenski Vir'de ve komşusu Vlasac'ta karşılaşılan bazı gömütler, ayrıca ölünün vücudundaki süslemelerde de farklılıklar gösterir. Kısmen, spondylus (bir çeşit midye) deniz kabuğundan yapılan süslemeler ilk defa görülür ve diske benzeyen yeni biçimler de Neolitik kadınların Tuna bölgesine tanıttığı Neolitik kültürleri yansıtır. Etkileşim ve kültürel melezliğin birkaç yüzyılı sonrasında, yerli avcı toplayıcı topluluklar Neolitik sosyal ağlarda birbirleriyle kaynaşmışlardır.   

Dr. Dusan Borić

Cardiff University