TİLBAŞAR

MÖ 4. binyılın sonlarında Erken Tunç Çağının ilk evrelerinde küçük boyutlu bir yerleşim modeli gösteren Tilbaşar, MÖ 3. binyıl boyunca kent kimliği gösteren bir yapı içinde büyümeye devam etmiş ve bölgesel bir merkez konumuna ulaşmıştır. Gelişen ticarî ağlar sayesinde farklı birçok etnik yapıyı bir arada barındıran merkezde özellikle nekropol alanlarındaki bulgular, farklı kültürel yapıları ortaya koyar niteliktedir.

Ortağda batı kaynaklarında Turbessel, doğu kaynakların- da ise Tel Bâşir olarak geçen Tılbaşar, Mezopotamya ve Suriyeden gelip Anadolunun içlerine uzanan önemli yol güzergâhlarından biri olan, Sacır Suyu kıyında yer ar. Günümüzde Gaziantepin Oğuzeli ilçesinin Gündoğan köyünde bulunan Tılbaşar Höyüğü, yaklaşık 400 metre uzunluk, 200 metre genlik ve 40 metre yüksekliğiyle Türkiyenin en büyük höklerinden biridir. 2 - 7 metre dolgu olturan aşağı şehri ile birlikte Tilbaşar, 56 hektarlık geniş bir alanı kaplar. Sacır Suyunun beslediği geniş bir ovalık alan merkezinde yer alan Tilbaşarın yan çevresinde benzer kültürel geçmlere sahip Yenice, Karadibek, Akça, Dibecik gibi çok sayıda küçük höyükler bulunmaktadır.

18 ve 19. yüzyılda çeşitli seyahatnamelerde ismine rastlanan Tilbaşarda arkeolojik kazı çalışmalarına kısa süreli bir yüzey artırma sonranda, ilk olarak 1996 yında blanmıştır. İlk nem kazı çalışmalarında merkezdeki en erken yerleşmenin G Neolitik Döneme değin geri gittiği tespit edilmtir. MÖ 4. binyılın sonlarında, Erken Tunç Çağının ilk evrelerinde çük boyutlu bir yerleşim modeli gösteren Tilbaşar, MÖ 3. binyıl boyunca kent kimliği gösteren bir ya içinde bümeye devam etmiş ve bölgesel bir merkez konumuna ulaşmıştır. Gelişen ticarî ağlar sayesinde fark birçok etnik yapı bir arada barındıran merkezde özellikle nekropol alanlarındaki bulgular farklı kültürel yapıları ortaya koyar niteliktedir. MÖ 3. binyılın sonunda bölgedeki birçok merkezde zlemlenen terk edilmelerin veya çülmelerin bir benzeri Tilbaşarda da yaşanmış ve yerleşim ani bir şekilde eski görkemli nlerinden uzaklaşmıştır. Yaklaşık rt yüz yıllık bir gerilemenin ardından, Orta Tunç Çağı ile birlikte yeni bir yerleşim modeli ve kimlik ile kent kısa bir süre daha parlak nlerine geri dönmüştür. MÖ 2. binin ikinci yarından sonra bölgedeki birçok merkezde olduğu gibi kent kimliğinden uzaklaşmış ve Ortaçağa değin köy karakterli bir yerleşim modeli göstermtir. Yazı kaynaklarda MS 2-4 yüzyıllarda bölgedeki önemli kentlerden biri olan Abrara kenti olduğu iddia edilen merkezde, ilk nem kazılarında Hellenistik ve Roma tabakaları tamlanmamıştır. Ancak Roma İmparatorluğu Döneminde Zeugma ve Doliche gibi önemli merkezlerin bulunduğu, aske faaliyetlerin yoğun olduğu bölgede höyük gövdesi üzerinde hiç değilse karakol görevi gören bir yapının bulunduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır.

Uzak mesafeli ticaretin geltiği, tüccar krallıkların ve aristokratların baskın rol oynadığı Ortağın kaotik ortanda önemli rotaların kesişme noktanda yer alan Tilbaşar, MS 7. yüzyıldan itibaren büyük bir gelişme gösterir. Etrafı bu nemde ç surlarla çevrili olan kent, günümüzde zlemlenen devasa büyüklüğüne ulaşmıştır. Kuzey Suriyede Hamdanulları Beyliğini yıkarak bölgeye hâkim olan Bizanslılar MS 962de kenti ele geçirmler ve kentin surları bta olmak üzere yeni imar faaliyetleri gerçekleştirmlerdir. I. Haç Seferi sıranda, MS 1097de daha sonra Kudüs Kralğı da yapacak olan Boulohne Kontluğundan I. Baudouin önderliğindeki Haçlılar kenti ele geçirmlerdir. Haçlılar Döneminde Urfa Haç Kontluğuna bağlanan merkez, Edessadan sonra ikinci önemli merkez konumuna ulaşmış, Selçuklular tarafından Edessanın alınışı sonra kısa bir süre bkentlik yapmış; ancak Selçuklular tarafından kuşalmışsa da ele geçirilememtir. Kısa bir süre Ermeni beylerinin yönetiminde kalan merkez, MS 1176 yında Selahattin Eyyu komutanda fethedilmiş, Eyyubîler ve arkandan Selçuklular Döneminde gelişimine devam etmtir. Moğol istilasından çekinen Memlûklar, 1260-61 yında kenti yakıp yıkarak tahrip etmlerdir.

Moğol istilası sonrası gösterli nlerinden uzaklaşan Tilbaşar ve çevresi, daha sonra da Osmanlı hakimiyeti sırasında sınır kalesi olma özelliğini yitirince stratejik önemini de kaybetmtir. 1517 Mercidabık Savaşından sonra Ayntab (Gaziantep) ile birlikte Halepe bağlanmıştır. OsmanDöneminde çevresine özellikle Türkmen topluluklar yerleşmtir. Millî Mücadele sıranda 1920-1921 yılları arasındaki 11 aylık Antep kuşatmanda Tilbaşar Ovasındaki köyler Kuva-i Millîyeye hayatî önem taşıyan lojistik destek sağlamış, halkın bu özverisi Nazım Hikmetin Kuvayi Milliye şiirine de yansımışr.

Aşağı şehir haknda henüz doyurucu bir bilgi elde edilememtir; ancak kalenin önemini kaybetmesinden sonra giderek ıssızlaşmış ve sonranda da terk edilmtir. 19. yüzyılda Osman Döneminde Telbaşer adıyla bir nahiye olarak sadece adı kalmış, Cumhuriyet Döneminde ise bunu da kaybetmtir. Günümüzde hemen yandaki yerleşim yeri, Gündoğan adıyla anılan bir köydür.

Kentte gerçekleştirilen birinci dönem kazı çalışmalarında, höyük gövdesinin neyine ve kale kısmı ile aşağı kentin çeşitli kımlarına yoğunlaşılmışr. Danpınar Barajı nedeniyle kısmen su alnda kalması muhtemel olan Tılbaşarda ikinci dönem kazıları 2015 yında blamıştır. Kurtarma kazısı mahiyetindeki ikinci dönem kazı çalışmalarında Kalkolitik Çdan Ortağa uzanan geniş bir zaman dilimi aynlalacaktır. Tılbaşar, Oğuzeli ovası ufkunda muhteşem bir siluet bırakan görkemli höyük yapısıyla ve kazılar sonunda çıkalacak kalesiyle Gaziantep kültür envanterinde yeni bir sayfa açacak gibi görünmektedir.

Tilbaşar'da ikinci dönem kazıları Gaziantep Müze Müdürü Tenzile UYSAL başkanlığında, Yrd. Doç. Dr. Elif GENÇ danışmanlığında başlamış ve devam etmektedir.

 

Yazı: Yrd. Doç. Dr. Rifat ERGEÇ ve Yrd. Doç. Dr. Timur DEMİR