TÜRKİYE - DÜNYANIN EN BÜYÜK MÜZESİ

TAY PROJESİ kapsamında Türkye´nin kültür envanteri ve tahribatına ilişkin oluşturulan raporun bir kısmı Aktuel Arkeoloji Dergisi aracılığı ile okurlara sunulacaktır. Kapsam daha çok acil korunması ve kurtarılması gerekli alanlara yönelik hazırlanan bilgilerin paylaşılmasını içerir.

 

1) Yurtyeri Manastırı: Bursa’nın Yıldırım semtinde, Uludağ’ın eteklerindeki Cumalı Kızık’ta yer alan bu kalıntıların bölgede bilinen çok sayıdaki manastırdan birine ait olduğu düşünülüyor. Fakat üzerinde henüz kapsamlı bir araştırma yapılmamış. Mekanların ve mimari parçaların soyguncular tarafından paramparça edildiği bu yapı kompleksinin doğu bölümü de Balıklı Dere’ye doğru kayarak yok oluyor.

2) Kalenderhane Camii: İstanbul’da 12. yüzyıla tarihlenen önemli Bizans eserlerinden biri olan Kalenderhane Camii’nin hemen kuzeydoğusundaki küçük kilisenin (şapel) içi. Belediyenin temizlik işlerini yapması için taşeron bir şirkete verilen bu bölüm, artık bir kilise ya da dini yapı değil bir depo. Ayrıca bu çok kıymetli çöp arabaları ve süpürgelerin çalınmaması için, yapının girişine, büyük bir demir kapı da yapılmış.

3) Bonos Sarayı: İstanbul’da Fatih semti, Müftü Ali Mahallesi’nde Yavuz Selim Külliyesi yakınındaki kalıntılar, bir Bizans sarayına ait. Sarayın içine sığınmış evler ve çevredeki yoğun yapılaşma yakın zamanda saraya ait bütün izleri ortadan kaldıracak.

4)Boğdan Sarayı: Fotoğrafta gördüğünüz 13. yüzyıla ait bir Bizans kilisesinin bir bölümü. Fatih ilçesi Draman Caddesi üzerindeki bu kilise kalıntısı bugün oto lastikçisi olarak kullanılmaya devam ediyor! Nereden nereye. İşte koruma denen şey böyle bir şey olsa gerek. Neredeyse tamamen yok olmuş olan bu kalıntılar, acil olarak koruma altına alınmazsa, bir süre sonra aynı açıdan fotoğraf çekildiğinde, karede sadece “imparatorun araba lastikleri” görünecek.
 

Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri (TAY) Projesi, dünya kültür emanetlerinin önemli bir parçası olan Türkiye kültür varlıklarının bulgularının, kronolojik bir envanterinin çıkartılması ve bu bilginin uluslararası platformda paylaşılması amacına yönelik olarak tasarlanmıştır. En azından 400.000 yıl eskiye uzanan kültürel verileri barındıran Anadolu ve Trakya toprakları üzerinde, 1800'lerin ilk yarısından başlayan araştırmaların sonuçları ile çağdaş yüzey araştırmaları ve kazıların bilgileri dağınık ve çoğunlukla ulaşılamaz durumdadır. Birçok yerleşmenin yeri bilinmemekte, birçoğu da tahribatın/yapılaşmanın kurbanı olmuş ya da olmaktadır. Bu tahribata karşı ve bu emanetleri korumaya yönelik öncelikle yapılabilecek en önemli çalışma, kültürel verilerin merkezi bir yapı içinde toplanması ve derlenmesidir: Belgeleme olmadan koruma olmaz. İlk kez bu projeyle, Türkiye arkeolojik yerleşmeleri, höyükler, tümülüsler, anıtlar, mezarlıklar, ören yerleri, yerleşme yerleşme, höyük höyük, tümülüs tümülüs belgelenmektedir.