TÜRKİYE VE ARKEOLOJİ ENSTİTÜSÜ ?

Aksi takdirde gelecek kuşaklar bugünün bilim insanlarını kişisel çatışmalar içinde büyük bir başarısızlıkla suçlayacak ve Anadolu arkeolojisinin gün be gün yok olmasının mebalini bugünün bilim dünyasının sırtına yükleyecektir.

Editörden

Türkiye ve Arkeoloji Enstitüsü ?

1.     Osman Hamdi Bey’den beri Anadolu’da arkeolojinin yaklaşık 110 yıllık bilimsel bir geçmişi var. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile birlikte yurtdışına arkeoloji eğitimi alması için gönderilen ilk kuşak arkeologların ardından bugün dördüncü kuşak üniversitelerde öğretim görevlisi.  Dördüncü kuşakla birlikte arkeoloji, nitelik ve nicelik bakımından önemli ölçüde yetişmiş insan kaynağına sahip.

2.     Anadolu, insanlık tarihinin neredeyse tüm safhalarını zengin bir biçimde içinde barındıran bir coğrafya. Bu coğrafyada 15 milyon yıllık fosil yatakları da var, Bizans ve Osmanlı kalıntıları da... Yani uygarlık tarihi açısından çok önemli bir kültür tabakalanmasına sahip. Özellikle kendine has kültürel dokuları, dünyada Anadolu’nun diğer benzerlerinden birkaç adım öne çıkmasına neden oluyor. Örneğin: Hitit, Likya, Karya ve Urartu gibi uygarlıkların geride bıraktıklarının ne Mısır’da ne İtalya'da ne de Yunanistan’da bir örneği var.

3.     Türkiye’de Japon – Amerikan – İngiliz – Hollanda – Fransız – Alman Avusturya gibi doğrudan “Anadolu Araştırmaları” Enstitüsü olarak uzun yıllardır faaliyet gösteren kurumlar var. Bunların bir kısmı kendi ülkelerinin Dışişleri Bakanlığına bağlı olarak çalışıyor. Yani neredeyse tüm Avrupa’da Anadolu’yu araştıran bir enstitü var.

4.     Türkiye’de son yıllarda Akdeniz Araştırmaları Enstitüsü, Kilikia Sualtı Araştırma Enstitüsü ve Sualtı Arkeoloji Enstitüsü gibi bölgesel çalışan bazı enstitüler kuruldu. Ayrıca Koç Üniversitesi bünyesinde kurulan ANAMED ise enstitü kapasitesiyle çalışan önemli kurumlardan.

 

Nasıl Bir Arkeoloji?

Öncelikle arkeolojik zenginliği, uzun bir bilimsel tarihi ve yetişmiş insan yapısı göz önüne alındığında Anadolu'da neden çok daha önce ulusal ve uluslararası bir arkeoloji enstitüsünün kurulmadığı konusu üzerinde uzun uzun tartışılması gereken bir konu.

Türkiye’nin arkeoloji sorunlarına bakarsak birkaç başlıkta şöyle toparlayabiliriz.

1.       Arkeoloji ve kültürel mirasa yönelik Türkiye’nin bir kültür politikasının olmaması.

2.       Modern çağ ve inşaata dayalı büyüme karşısında arkeolojik alanların kamu ve özel sektör tarafından her gün yok ediliyor gerçekliği.

3.       Sit alanı kavramının belirsiz ve değişikliğe açık olması. Yani 1. Derece sit alanları korunur ama 3. Derece sit alanlarına istenen yapılabilir.  

4.       Arkeolojik alanların korunması için arazi teşkilatlanmasının olmaması.

5.       Arkeoloji bilgi bankasının olmaması. Yani 50- 60 yıl önceki kazı ve araştırma çalışmalarının görsel ve yazınsal arşivi yok. Kısaca bilginin kaybolması...

6.       Yetişmiş insan kaynaklarının değerlendirilememesi.

7.       Koruma Kurullarının  Koru'ma'ma Kurulu olarak çalışması.

8.       Arkeolojik alanların kazılması yeterli bütçelerin olmaması, hep kısıtlı ve küçük bütçeler ile çalışılması.

9.       Laboratuvar ve analizlerin Türkiye’de yapılamaması, analiz için örneklerin yurt dışına gönderilmesi...

Ve daha birçoğu...

 

Gaziantep Anadolu Arkeolojisi ve Kültürel Miras Enstitüsü yukarıdaki sorunlara ne kadar cevap verecek ve bu sorunların önünü açarak Anadolu Arkeolojisini nasıl hem bilimsel zemin oturtacak hem nasıl korumaya alacak hem de insanı yanına nasıl katacak soruları ise henüz belirlenmiş değil. Başlanan iş saygıya değer ve biz de bunu göstermek için tanıtım toplantısına katıldık.

Umudumuz; hedefleri çok iyi belirlenmiş güçlü ama bu gücü insanlara ve kazılara karşı değil, projeler ve hedeflere doğru yönlendirmiş, herkesin içinde olacağı ve destekleyeceği bir kurum olarak gelişecek olan bir arkeoloji enstitüsü. Başlangıç takdire değer! Devamının şekillenmesinde geniş tabanlı bir danışma kurulu olması ve birçok farklı kesimin fikri, talepleri ve hedeflerinin göz önünde tutulması, Anadolu Arkeoloji Enstitüsüne büyük bir güven sağlayacak ve Anadolu Arkeolojisi için yeni bir dönem olacaktır.

 

Gaziantep Belediye  Başkanı Sayın Fatma Şahin’de birkaç ay sonra geniş tabanı bir komisyon kurulması için bilim insanlarını Gaziantep’e  davet edeceklerini, Enstitüyü’ bilim dünyasının kendisinin kurması gerektiğini belirtmiş olması oldukça önemli. Belediye yapısal ve mimari bazı  destekleri verdikten sonra sorumluluğu tamamen bilim dünyasına verecek görünüyor. Bilim dünyası ise kişisel çekişmelerden uzak, arkeolojinin  yukarıda belirttiğimiz  sorunlarına eğilerek çözümler oluşturabilir  ve Enstitüyü arkeolojik alanların koruma çatısı olarak kurabilirler ise o zaman geleceğe daha aydınlık bakabiliriz.  Aksi takdirde gelecek kuşaklar bugünün bilim insanlarını kişisel çatışmalar içinde büyük bir  başarısızlıkla suçlayacak ve Anadolu arkeolojisinin  gün be gün yok olmasının mebalini bugünün bilim dünyasının sırtına yükleyecektir.

 

Aktüel  Arkeoloji Dergisi

Murat Nagis