TÜRKİYE ESKİ ESER TRAFİĞİNİN KAVŞAĞI OLDU / CEM ERCİYES YAZDI

IŞİD parçalamadığı tarihi eserleri de yağmalayıp satıyor. Suriyeli satıcıların Gaziantep´te üstlendiği, satılan eserlerin Türkiye limanlarından Avrupa´ya gönderildiği söyleniyor. Ortadoğu´nun hafızasını sıfırlayan bu korkunç trafiği engellemek de yine Türkiye´ye düşüyor.

UNESCO direktörü İrina Bukova’ya göre, bugün Irak ve Suriye’de yaşanan şey bir ‘kültürel temizlik’. Tıpkı ‘etnik temizlik’ gibi bu bir insanlık suçu. Antik heykeller, kent kalıntıları yıkılıyor parçalanıyor, müzeler yağmalanıp yok ediliyor, gizlice satılabilecekler ise satılıyor. Eski çağlarda böylesi kültürel yıkımı gerçekleştiren istilacılar, farklı kavimlerden olurdu. Şimdi, gariptir o tarihe sahip çıkanlar da yok edenler de Müslüman...

IŞİD’in heykel parçalama görüntülerinin, kafa kesme videolarından ideolojik olarak hiç farkı yok. Propaganda bakımından da öyle. IŞİD ve El Nusra gibi Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren İslami terörist grupların en büyük gelir kapılarından biri de tarihi eserler. İnsanlık mirası, ulusal hazine, kültürel miras gibi onca kutsal anlam ithaf edilen, bulunup restore edilip üzerine titrenerek korunan her şey şimdi bu barbarların elinde parçalanıp yok edilmesi gereken putlar. Alınıp satıldıkları, işe yaradıkları kadar değerleri var. Kendi inançlarından olmayan bütün insanlar gibi…

IŞİD’in barbarlığında artık şaşıracak bir şey kalmadı. Şimdi biraz da onların dolaylı suç ortakları üzerinde durma zamanı. Bölgedeki talandan payını almakta hiç tereddüt etmeyen açgözlü Batılı koleksiyoncular ve fırsatçı Türkiyeli kaçakçılar da İslamcı terör örgütlerinin suç ortakları durumunda. Sadece ‘kültürel temizlik’ hatta ‘kültürel soykırım’a ortak olmuyor bizzat terör örgütünün maddi destekçileri arasında yer alıyorlar…

Pazar günü The Independent’ta çıkan Isabel Hunter imzalı haber konuyu tekrar gündeme getirdi. Hürriyet gazetesinde de yer verilen haberin bizim açımızdan dehşet verici bir yanı var. Bir kez daha teyid ediliyor ki söz konusu antika kaçakçılığının en önemli üssü Türkiye. Bu iddialar daha önce de dile getirilmişti. Hatta ben de Eylül 2014 tarihli bir yazımda, Suriye kökenli ABD’li arkeolog Prof. Amr Al-Azm’ın sözlerine yer vermiştim. The Independent muhabiri, Gaziantep’te bir Sümer tabletini pazarlamaya çalışan Suriyeliler ile buluşup bu iddiaları bizzat doğrulamış oldu. Hunter’ın haberinde konuyla ilgili pek çok detay var. Duvarları içi eski eser dolu çekmecelerle kaplı bir evden başlayan, Avrupa’ya kaçırılan sayısız eserin acı hikayesi bu. (IŞİD'in tarih yağmacılığı: Okumak için)

Irak ve Suriye'deki suç örgütlerinin yeni ilgi alanı tarihi eser kaçakçılığı. Bu örgütler müzelerden ve koleksiyonlardan çalınmış eserleri topluyor. Hatta tarihi alanlarda kazılar yapıyorlar. Buldukları eserlerden IŞİD'e vergi ödüyor ve satmak üzere ülke dışına çıkartıyorlar. Çıkarttıkları yer de belli: Türkiye. Bizzat Suriyeli satıcılar ya da Türkiyeli aracılar Batılı alıcılarla anlaştıktan sonra eserler karayolu ile Bulgaristan ya da Yunanistan üzerinden Avrupa'ya sokuluyor. Daha yoğun bir güzergah ise Antalya, Mersin, İzmir gibi liman kentlerinden Avrupa'nın Porteki, İtalya, Kıbrıs, Yunanistan gibi liman ülkelerine uzanan bir hat çiziyor. Zaten büyük boyutlu eserler dolaşmıyor ortada. Çünkü IŞİD'in heykel düşmanlığından bir şeyleri kurtarmak kolay değil. Kazılarda çıkıp satılan sikkeler, heykelcikler, rölyef parçaları, süs eşyaları ve müzelerden yağmalanmış el yazmaları kolayca kaçırılıyor. Bu eserler Avrupa'ya ulaştığında buradaki kaçakçılar devreye giriyor. Sahte belgelerle eserler Avrupa'daki koleksiyonlara dahil edilip aklanıyor. Bu nedenle uzmanlar, Avrupa'ya ulaştıktan sonra artık o eseri tespit edip geri getirmenin çok zor olduğunu vurguluyor.

Asur, Sümer, Yunan, Roma uygarlıklarından ve hatta Ortaçağ İslam, Hristiyan krallıklarından kalan her şey paramparça ediliyor. Arkeolojik eserlerin nerede nasıl bulunduğu çok önemli. Nereden çıkartıldığı belli olmayan bir antik heykelcik, sadece bir antik heykelcik olarak kalıyor ve bilimsel önemini büyük ölçüde kaybediyor. Dolayısıyla bu talan Ortadoğu'nun bütün kültürel mirasına ağır bir darbe vuruyor. Kültürel temizlik, arkeolojiyi, tarihi, sanat tarihini vuruyor. Ama bütün bu korkunç süreç tüm hızıyla yanmaya devam ediyor. Çünkü IŞİD bu işten büyük gelir elde ediyor.

Biliyoruz ki son yıllarda dünyadaki en büyük üçüncü yasa dışı ticaret, eski eser kaçakçılığı. İlk ikisi uyuşturucu ve silah. Tıpkı uyuşturucu baronları ya da silah tücarları, savaş lordları gibi artık eski eser kaçakçıları da vahşetin bir parçası. ABD destekli kuruluşlar, UNESCO bu ticareti engellemek için çeşitli kampanyalar yürütüyorlar. Ama bu iş, petrol kuyularını bombalamak gibi basitçe halledilecek bir iş değil.

Suriye ve Irak'taki göçmenler, IŞİD ve hatta savaşın kendisi hakkında suçlanan Türkiye, şimdi de eski eser kaçakçılığından sorumlu tutuluyor. Bu hafta sonu Ankara'yı ziyaret eden ABD'li yetkili Richard Kurin'in de iki ülkenin bu konudaki işbirliğini artırmak ve bilinç düzeyini yükseltmek için çalışmalarda bulunacağını tahmin etmek güç değil.

Sonuçta Türkiye, uluslararası topluma karşı sorumlulukları nedeniyle, onu boş versek bile kendi coğrafyasına, buradaki insanlarla paylaştığımız kendi kültürümüze borcumuz nedeniyle eski eser trafiğini durdurmalı. Bunun için bir şeyler yapılıyor mu?

Bilmiyoruz.

 

KAYNAK: http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cem_erciyes/turkiye_eski_eser_trafiginin_kavsagi_oldu-1346515