UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTELERİNDE TÜRKİYE

Dört mirasımız daha UNESCO Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Geçici Listesinde

16-27 Haziran tarihlerinde Kamboçya’nın Phnom Penh kentinde düzenlenen 37. Dünya Mirası Komitesi Toplantısı’nda alınan kararlar sonucunda, dört mirasımız daha Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Geçici Listesi’ne alınmaya hak kazandı. 172 ülkeden toplam 1583 kültürel, doğal ve karma kültür varlığının yer aldığı listeye bu yıl Türkiye’den; Laodikeia Antik Kenti (Denizli), Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi (Ankara-Konya-Aksaray), Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri (Manisa), Ceneviz Ticaret Yolu’nda Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Kale ve Surlu Yerleşimleri eklendi.

21 Haziran 2013 tarihinde eklenen bu dört miras ile birlikte ülkemizin Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Geçici Listesi’nde bulunan miras sayısı 41’e ulaştı. Yeni eklenenlerden Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi, geçici listeye giren ilk doğal mirasımız olma özelliğini taşır.  Ülkemizin Dünya Miras Listesi’nde ise 11 adet kayıtlı varlığı bulunmaktadır.

 

Laodikeia Antik Kenti: Denizli ilinin 6 km. doğusunda yer alan ve Lykos (Çürüksu) Vadisi’nin en büyük ve önemli kenti olma özelliğini taşıyan Laodikeia Antik Kenti; M.Ö. 3. yüzyıl ortalarında Seleukoslar Kralı II. Antiokhos tarafından, eşi Kraliçe Laodike adına kurulmuştur. Hellenistik Dönem’de kurulan kent ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılardan edinilen bilgiler, bölgede M.Ö. 5500’den (Erken Kalkolitik Dönem) M.S. 7. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşme olduğunu göstermektedir. Bugün antik kentte kalıntılarını gördüğümüz yapılar ise Roma Dönemi’ndendir. M.Ö. I. yüzyılda Anadolu’nun en ünlü kentlerinden biri olan Laodikeia, bu dönemde Kibyra (Gölhisar-Horzum) Conventus’unun da merkezi olmuştur.

Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi: Ankara, Konya ve Aksaray kentlerinin çevrelediği Tuz Gölü, Van Gölü’nden sonra Türkiye’nin ikinci büyük gölü ve dünyanın ikinci en tuzlu gölüdür. Konya Havzası’nda yer alan ve yer altı sularıyla beslenen Tuz Gölü, Türkiye’nin tuz ihtiyacının yüzde 70’ini karşılamaktadır. 7.414 km2’lik alanı kaplayan ve I. derecede sit alanı olan göl ve çevresi, tarihi değerleri, doğal yapısı, kuş çeşitliliği ve diğer bitki ve hayvan türlerinin çeşitliliği bakımından Türkiye’nin en zengin bölgelerinden biridir.

Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri: Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Sart kasabası yakınlarındaki Sardes Antik Kenti, Demir Çağı Lidya Krallığının başkenti olup, tarihte bilinen ilk paranın basıldığı yer olma özelliğini taşır. M.Ö. 7. yüzyıldan, erken Bizans dönemine uzanan 14 yüzyıllık süre boyunca önemini sürdüren kent ayrıca Batı Anadolu’daki yedi kiliseden biri olarak Hristiyanlığın batıya yayılmasında önemli bir rol oynamıştır. Marmara Gölü’nün güneyinde yer alan kraliyet mezarlığı; Bintepeler Lidya tümülüs mezarlık alanı, irili ufaklı 100 kadar tümülüsüyle dünyadaki en büyük tümülüs alanı örneğidir. Mezarlığın daha erken ve daha geç tarihlerde de kullanılmış olması, bölgedeki kültürel devamlılığı gözler önüne sürer.

Ceneviz Ticaret Yolu’nda Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Kale ve Surlu Yerleşimleri: 11. ve 15. yüzyıllar arasında, Akdeniz, Karadeniz, Atlantik Okyanusu ve Kuzey Avrupa’da ticaret kolonileri kurarak, kıyılarda kaleler inşa eden, ya da eski kaleleri onarıp yeniden kullanan Cenevizliler, Anadolu kıyılarında da pek çok yerleşim yeri kurmuşlardır. Bunlar arasında İstanbul Boğazı’nın Karadeniz çıkışında yer alan Yoros Kalesi, İstanbul’daki Galata Kulesi, Karadeniz’de Amasra Kalesi, Sinop Kalesi, Akçakoca Kalesi ve Ege’de Foça Kalesi ile Çandarlı Kalesi yer almaktadır.

Akçakoca Kalesi: Düzce’nin Akçakoca ilçesinin 2 km. batısında kalan tarihi Ceneviz Kalesi,  Latin Haçlı Ordusu tarafından 1204-1261 yılları arasındaki Latin İmparatorluğu döneminde inşa edilmiştir.

Amasra Kalesi: İlk kez Roma döneminde inşa edilen kale ve Bizans döneminde inşa edilen surlar, M.S. 14. ve 15. yüzyıllarda Cenevizliler tarafından ele geçirilmiş ve kale, ön duvarlar ve kapının da eklenmesiyle güçlendirilmiştir. Kale ve çevresi Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinde çeşitli onarımlar aşamalarından geçmiştir.

Galata Kulesi: Bir kale yapısı olmamasına rağmen, Ceneviz kentsel savunma sistemini yansıtması açısından öneme sahip olan yapı İstanbul’un Galata semtinde yer alır. İlk yapım aşaması M.S. 507-508, Justinianos dönemine tarihlendirilen kule, 1348-49 yıllarında Cenevizliler tarafından yeniden inşa edilmiştir.1509 yılında meydana gelen deprem sonrasında ünlü Osmanlı mimarı Hayrettin tarafından onarılan yapı, 3. kata kadar Ceneviz özellikleri gösterirken, yukarısı Osmanlı özellikleri taşımaktadır.

Yoros Kalesi: Boğaz’ı kontrol etmek amacıyla inşa edilen ve bir Bizans yapısı olan kale, Asya’dan gelen ve Karadeniz üzerinden Akdeniz’e ve Batı Avrupa kıyılarına ulaşan ticaret yolunu ellerinde tutan Cenevizliler tarafından ele geçirilerek, Ceneviz Kalesi adıyla uzun süre boyunca kullanılmıştır.

 

Evliya Çelebi'nin Seyahatnâmesi UNESCO'nun Dünya Belleği Listesinde

18-21 Haziran tarihleri arasında, Güney Kore’nin Gwangju kentinde düzenlenen Dünya Belleği Uluslararası Danışman Komitesi toplantısında Dünya Belleği listesine dâhil edilen belgelerden biri de, Topkapı Sarayı Müzesi ve Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesinde yer alan Evliyâ Çelebi’nin “Seyahatnâmesi” oldu.

Evliyâ Çelebi’nin “Seyahatnâme” adlı eseri, dünya edebiyatında yazılmış en uzun ve bütünlük sahibi gezi kitabıdır. Gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş betimlemelerine yer vermesiyle, gerekse yazarın yaklaşık kırk sene süresince (1640-1680) farklı yerlere gerçekleştirdiği ziyaretlerini içermesiyle kitap geniş bir panorama sağlamaktadır. Osmanlı’nın dünyaya bakış açısına; coğrafya, yer betimleme, idari, şehir kurumları ve sosyal ve iktisadi sistemler gibi olağan alanların yanı sıra; din, folklor, rüya tabirleri ve bireyin kendi kavrayışları gibi alanları da içeren bir ön görü sunmaktadır.