VATANDAŞ OLMAK

Duyarlı bir vatandaşın sesine kulak verelim

Aktüel Arkeoloji Dergisine gelen onlarca okur mektubundan birini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bilinçli bir vatandaşın sesine hep beraber kulak verelim.

 

Merhaba.

Çıktığım Güneydoğu Anadolu gezisinin ikinci günü olan 26 Mayıs 2011'de Hasankeyf'den geçerken karşılaştığım bir manzarayı sizinle paylaşmadan edemedim. Fotoğraflar ekte, konuya ilişkin anılarımı aynen aktarıyorum:

Birkaç yüz metre ilerlemiştim ki, iskeleler kurulmuş halde bir türbe gördüm. Tabelasında "Zeynelbey Türbesi" yazıyordu (*Akkoyunlular 1462-1482 yıllarında Hasankeyf'e [Hısn Keyfa] tam hakim olmuşlardır. Bu dönem içinde Hasankeyf'te bıraktıkları tek eser Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın oğlu Zeynel Bey Türbesi'dir. Dicle'nin kuzey yakasında yer alan bu eserin giriş kapısı üzerindeki kitabede, buranın Zeynel Bey'e ait olduğu ifade ediliyor.

Eser dıştan silindirik, içten ise sekizgen bir özellik arz eder .Türbenin silindirik gövdesi üzerinde turkuvaz ve lacivert, sırlı tuğla ile dört kuşak oluşturulmuştur. Birinci kuşakta '' ALLAH'' , ikinci ve üçüncü kuşaklarda baş kısmında "AHMET'' devamında ise ''MUHAMMED'' dipteki son kuşakta ise "ALİ'' isimleri hayranlık verici bir şekilde yazılmıştır. Hem kapı hem de güneydeki pencere aynı renkteki sırlı tuğlalar kullanılarak süslenmiştir. Yapının birçok yerinde, bu sırlı tuğlaların söküldüğü, kasıtlı bir tahribatın yapıldığı göze çarpıyor. Üst kubbesinde aynı tarzda süslerin izleri hala mevcuttur. Üst kubbedeki çatlakların gittikçe açıldığı ve yıkılma tehlikesi arz ettiği görülmektedir.

Uzaktan gördüklerim çok üzüntü verici ve feciydi. Arabayla yakınına kadar gittim. Türbenin çevresinde yerleşim kalıntıları vardı ve bu alan duvarla çevriliydi. Demir kapılardan biri açıktı, çünkü içeride iki kişi bir şeyler yapıyordu. Uzaktan gördüğüm fecaat, yakından bakıldığında akıl almaz bir anlamsızlığa dönüştü.

Son restorasyonu yapanlar türbenin kapısına ulaşmak için bir merdiven yapılmasına karar vermiş ve koruma kurulu da izin vermiş olmalı ki, korkulukları nikelaj taklidi güneş altında parıldayan bir metalden yapılmış demir bir merdiven takmışlar. Çalışmakta olan iki işçi ise demir merdiven basamaklarını beyaza boyuyorlardı. Ne kadar üzüldüğümü ve öfkelendiğimi anlatamam. 15. yüzyılın bu eşsiz yapısına 21. yüzyılın alışveriş merkezlerinde görmeye alışık olduğumuz merdivenlerden birini monte etmek nasıl bir anlayıştır acaba? Merdiven konulması şartsa tarihi yapıya uygun ahşap bir merdiven konulamaz mıydı?

Biraz araştırdım; türbe, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın Otlukbeli Savaşı'nda (1473) şehit düşen oğlu Zeynel Bey anısına inşa edilmiş bir yapıdır. Örneklerine yalnızca Özbekistan ile Azerbaycan'da rastlanan süslemeleri ve anıtsal görünümüyle Anadolu'daki tek mezar yapısıdır. Kitabesinde "Üstad Abdurrahmanoğlu Pir Hüseyin'in eseri" yazmaktadır.

Bunlar nasıl koruma kurullarıdır çok merak ediyorum. Konuyu bilginize ve ilginize iletirim.