YAPILAN YENİ DNA ÇALIŞMALARI NEOLİTİK DÖNEM AVRUPALILARININ ANADOLULU GÖÇMENLERLE MELEZLEŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR

Uluslararası bir araştırma ekibi, Avrupa’nın belirli bölgelerinde yaşayan Neolitik Dönem avcı-toplayıcı toplulukları ile Yakın Doğu’daki çiftçileri ile melezleştiği bulgusunu ortaya attı. Nature adlı bilimsel dergide yayımlanan makaleye göre ekip, Avrupa’daki birkaç erken dönem topluluklarından alınan DNA örneklerini karşılaştırıyor ve melezleşmenin kanıtlarını sunuyor.

Harvard Tıp Fakültesi, Macar Bilimler Akademisinden ve Max Planck Enstütüsü insanlık tarihi bölümüne bağlı bilim insanlarından oluşan uluslararası bir ekibin hazırladığı bu çalışma, erken çiftçilerle geç avcı-toplayıcı grupları arasındaki bölgesel etkileşimi, geniş bir zaman aralığında inceledi. Avrupa'daki üç yerde: Batı'da İber Yarımadası, kuzey-orta Avrupa'da Orta Elbe-Saale Bölgesi ve Macaristan’da Karpat Havzası'nın verimli toprakları bu araştırmanın çalışma bölgesini oluşturdu.

 

Yeni Taş Devri olarak da adlandırılan Neolitik Dönem, insanlık tarihinin yaklaşık MÖ 15.000 ile 3.000 arasını kapsayan bir dönemidir. Önceki araştırmalar; Almanya, Macaristan ve İspanya'da yaşayan insanların, çoğunlukla, Neolitik Dönemde avcı-toplayıcıyken yerlerini Yakın Doğu'dan (Anadolu) gelen çiftçilere bıraktıklarını göstermiştir. Araştırmacıların bu yeni girişimleri, iki grup arasındaki melezleşmenin avcı-toplayıcılığın çöküşüne sebep olduğunu önermektedir. Sonuç olarak en modern Avrupalılar avcı-toplayıcı DNA kalıntılarını da barındırsa, Yakın Doğu göçmen çiftçilerin soyundan gelir.

 

Araştırmacılar, Avrupa’daki erken insanların tarihi hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla, Macaristan, Almanya ve İspanya’dan MÖ 6.000 ila 2.200 tarihleri arasında değişen, 180 DNA örneği elde edip analiz etti. Çalışma alanlarında nüfus etkileşiminin simülasyonunu yapmak için DNA analiz verilerini matematiksel bir model oluşturmak için kullandılar.

 

Araştırmacılar iki grup arasında düşünüldüğünden daha fazla melezleşme olduğunu düşünüyorlar. Çiftçilerin göçü ile birlikte melezleşme hemen başladı. Araştırma yapılan tüm yerleşmelerde bu durumun birkaç yüzyıl devam ettiği görülse de ekip, İspanya, Macaristan ve Almanya’da daha hızlı gerçekleştiğini bildiriyor.

 

Harvard Tıp Fakültesi Genetik Bölümünde araştırmacı ve aynı zamanda makalenin yazarı olan Mark Lipson : “Avcı-toplayıcı gruplar, yerel olarakşekillendi ancak daha da önemlisi üç ana bölge arasında büyük farklılık gösteriyor. Bu yerel avcı-toplayıcı topluluklar yavaş yavaş fakat istikrarlı bir biçimde erken çiftçi topluluklarına uyum sağladılar.” dedi.

 

Avcı-toplayıcı mirası, yüzdesel olarak hiçbir zaman çok yüksek seviyelere ulaşmasa da zamanla arttı. Bu bulgu, çiftçilerin ilk geldiği zamanda yerel avcı-toplayıcılar tarafından itilmediği veya çiftçiler tarafından da imha edilmediklerini gösterir. Daha ziyade iki grup artan etkileşimlerle birlikte zaman içinde var olmuş gözüküyor. Dahası, her yerden gelen çiftçiler kendi bölgelerindeki avcı-toplayıcılar ile karıştılar ve yerleştiler.

 

Macar Bilim Akademisinden Anna Szecsenyi: “Çalışmamızın yeniliklerinden biri, erken Avrupalı çiftçileri özgül yerel avcı-toplayıcı imzalarıyla ayırt edebiliyoruz. İspanya’daki çiftçiler İspanya La Brana’daki avcı-toplayıcılar ile soylarını paylaşırken Orta Avrupa’daki çiftçiler Loschbour mağarasındaki bireylerden biri gibi avcı-toplayıcılarla daha fazla soylarını paylaştılar. Benzer şekilde, Karpat Havzası’nda da aynı bölgedeki avcı-toplayıcılarla daha fazla soy paylaşımı oldu.” dedi.

 

Ekip ayrıca, nüfuslar arasındaki entegrasyon olaylarından bu yana geçen zamanın nispeten uzunluğunu araştırdı; tek bir kişiden miras alınan DNA bloklarının parçalanmasına odaklanan en ileri istatistiksel teknikler kullanıldı. Yöntem, bilim insanlarının nüfusun ne zaman karıştığını tahmin etmelerini sağlamaktadır. Özellikle, ekip Karpat Havzası yakın zamanlarda yaşayan 90 kişiye baktı. Devam eden nüfus dönüşümünü ve karışımını gösteren sonuçlar, ekibin avcı-toplayıcı ve çiftçi grupları arasındaki etkileşimlerin ilk sayısal modelini oluşturmasını sağladı. 

 

Harvard Tıp Fakültesinden Genetik profesörü David Reich: “En olası senaryo ile her iki grup arasında başlangıçta küçük ölçekli melezleşmeler oldu ve bu durum birkaç yüzyıl devam etti.” dedi.

 

Ekip ortaya çıkan bulguların oldukça mantıklı olduğunu; iki grup arasındaki etkileşimin orijinal grubu yok etmesinden ziyade melezleşmenin gerçekleşmiş olması muhtemel bir sonuç olduğunu belirtiyor. 

 

Kaynak: https://phys.org