YEMEN’DEKİ İÇ SAVAŞ BİNLERCE YILLIK MUMYALARI VE TARİHİ ESERLERİ TEHDİT EDİYOR

Yemen’deki iç savaş bugüne kadar binlerce can aldı ve milyonlarca insanı kıtlığa sürükledi. Ülkedeki bu iç çatışma şimdilerde bölge tarihini silmekle tehdit ediyor.

Yemen’in başkentinde yer alan Sanaa Üniversitesi Müzesindeki binlerce yıllık mumya topluluğu, savaşın bir sonucu olarak yok olabilir. Elektrik üreten enerji santralleri ve ülkenin limanları ablukaya alındığından dolayı, mumyaların ısısı, nemi ve koruyucu kimyasalları eksik kalmaya başladı. Uzmanlar bu tehditle karşı karşıya kalan mumyaları kurtarmak için mücadele ediyor.

 

MÖ 400 civarında bölgeyi yöneten bir krallığa ait mumya kalıntılarında hala diş ve saç telleri görülebilir. Sanaa Üniversitesi Arkeoloji Bölüm başkanı Abdulrahman Jarallah, bu mumyaların bir ulusun tarihinin somut kanıtı olduğunu ve mumyaların bu savaştan etkilendiğini söyledi. Jarallah’a göre mumyalar altı ayda bir düzenli bakıma ihtiyaç duyuyor. Hatta bazıları elektriği ve uygun koruyucu kimyasalları alamadığı için çürümeye başlamış durumda. Uzmanlar ayrıca bunlardan gelen pis kokuyu kontrol etmek için de çaba sarf ediyor. Jarallah, hem mumyaların korunması hem de onları kontrol edenlerin sağlığı için endişe duyduklarını dile getirdi.

 

Suriye’nin Palmyra’sından Libya’nın Leptis Magna’sına kadar binlerce yıllık tarihi kalıntılar, Ortadoğu’daki olaylar yüzünden yağma ve yıkımla karşı karşıya kalmış durumda. İslam Devleti grupları 2014 yılında, her iki ülkeyi zorla ele geçirdikten sonra Suriye ve Irak’ta İslam öncesi anıtları sistematik bir biçimde yıktı. Hâkimiyetlerini finanse etmek için ise küçük parçaları yağmalayıp kara borsada sattılar.

 

Geçen yıl İsviçre makamları, Cenevre'nin serbest limanlarında depolanan Yemen, Suriye ve Libya'dan yağmalamış kültürel eserleri ele geçirmişti. Çok değerli eşyalar vergiden muaf tutulduğu için bu depolar birkaç soru sonrası gelen malları sorgulamaksızın ücretsiz bir şekilde güvenle depoluyor.

 

1986'dan bu yana UNESCO'nun Dünya Mirası Listesinde olan Eski Sanaa kenti, başka tehlikelerle de karşı karşıya. Yemen’in batı dağlarında, 2 bin 300 metre yükseklikteki yerleşim yerleri 2 bin 500 yılı aşkın süre boyunca yerleşim görmüştür. Burası ayrıca erken İslam mimarisinin bazılarına ev sahipliği yapmaktadır. 11. yüzyıldan önce 100’den fazla camii ve 6 bin konut inşa edilen eski şehir, süslü kemerli pencereleri ve çok katlı kırmızı bazalt kaya evleri ile ünlüdür.

 

Ancak Suudi liderliğindeki koalisyon, İran destekli Husilere müdahale ettikten (Mart 2015) birkaç ay sonra UNESCO, bu eski kenti tehlikeli bölge olarak listesine ekledi. Aynı yılın Haziran ayında meydana gelen bir bomba olayı sonucu eski şehirde 5 kişi öldü ve Osmanlı kalesinin de yer aldığı birkaç ev yok oldu.

 

Yemenli arkeologlar yerel makamlara ve uluslararası kuruluşlara, malzeme ve personel ihtiyacını kolaylaştırarak mumyaların korunması sağlamak için bir çağrıda bulundu. Sanaa Üniversitesi Müzesi restorasyon uzmanı Fahmi el-Ariq de bozulan 12 mumyayı kurtarmak için kendileriyle çalışmak üzere uzmanlara ihtiyaç duyduklarını belirtti.

 

Ancak bu çağrılar cevapsız kaldıkça Yemenli arkeologlar, kültürel mirasın kaybedilmesinden endişe duyuyorlar.

 

Jarallah, Yemen'de daha hala keşfedilmemiş arkeolojik alanların ve mumyalanmış kalıntıların dolu olduğunu ve kültürlerinin, tarihlerinin hiçbir zaman ortadan kaybolmayacağını söyledi.

 

https://www.afp.com