YENİ KEŞFEDİLEN ANA TANRIÇA TAPINAĞI

Düver - Yarım Ada dini kompleksini salt Pisidia Bölgesi için değil, Anadolu ve Antik Dönem inancı için ünik kılan, tapınağının içinde kayadan oyularak neredeyse bağımsız bir heykel haline getirilmiş, oturur vaziyetteki ana tanrıça yontusudur.

Ana Tanrıça evrensel bir figürdür. Neolitik Dönemden itibaren ise tüm Akdeniz ve çevresinde tapınım görmüştür. Pisidia Bölgesi’nde Meter  Potamene,  Meter  Metaurene, Meter Ouegna, Meter Polyettene, Meter Tymenene, Meter Kadmene gibi birçok yerel isimle anıldığı bilinir. Bunlar daha da çoğaltılabilir; kültü ile ilişkili Kremna sikkeleri üzerinde yer alan MIDAE DEAE COL CREM lejandı, Tanrıça’nın kentteki kültüne işaret eder. Ona bölgede verilen bu isimler ya niteliğinden ya da tapınım gördüğü yer adlarından kaynaklanmaktadır.

MS 394’te I. Theodosius’un kamuya açık alanlarda bu kültlerin kutlamalarına yasak getirmesiyle büyük bir darbe alır. Bu tarihten itibaren Hristiyanlığının Pisidia Bölgesi’nde çok tanrılı kültleri sistematik olarak yok etmeye çabaladığı ileri sürülmüş, Pisidia Antiokheia’sında Mên Askaênos Tapınağı buna örnek gösterilmiştir; tanrının kutsal alanında heykeller, steller gibi birçok kült nesnesi göksel dinin fanatik- leri tarafından hışımla parçalara ayrılmış ve bir daha bir araya gelmemecesine farklı yerlere atılmışlardır. Bu olaydan sonra kutsal alan pagan kült görevlileri tarafından terk edilmiştir. 1960’lı yıllarda tarihi eser kaçaklığı amacıyla modern vandalistler tarafından başı kopartılan Düver Ana Tanrıçası’nın kült heykeli Geç Antik Dönemin bu kıyımından kurtulabilmişti! Ama nasıl?

Düver Yerleşim Tarihi Araştırmaları Projesi en erkenden en geçe Tanrıça’nın Pisidia Bölgesi’ndeki kültüne dair her bir tarihi veriyi Düver Ana Tanrıça tapınakları ışığında yeniden ele alarak kültle ilgili bu gibi birçok soruyu cevaplamaya çalışmakta ve bölgede Ana Tanrıça’nın izini sürmeye devam etmektedir.

Burdur İli, Yarışlı Gölü, Yarım Ada ve çevresinde sür- dürülen Düver Yerleşim Tarihi Araştırmaları Projesi’nin arazi çalışmaları kapsamında Burdur Müzesi tarafından Yarım Ada’da yapılan kurtarma kazılarında, kayadan oyulmuş, basamaklı iki sunak ve kısmen kayadan oyularak inşa edilmiş iki tapınak gün ışığına çıkartılmıştır.

Bu tapınakların ve sunakların birbirlerine olan uzaklıkları, topografyadaki yerleşimleri, yönelimleri ve işçilikleri, birlikte ve bağlantılı biçimde tasarlandıklarına kuşku bırakmaz. Uzun soluklu bir çalışmanın sonucunda keşfedilen bu tapınak ve basamaklı kaya sunakları, Yarım Ada’nın Demir Çağ inanç ve uygulamalarının anlaşılmasına ışık tutacaktır. Farklı fonksiyonlara sahip ve döşemleriyle bir takım dinsel seremonilere sahne olduğu daha ilk bakışta anlaşılan Düver - Yarım Ada dini kompleksini salt Pisidia Bölgesi için değil, Anadolu ve Antik Dönem inancı için ünik kılan, tapınağının içinde kayadan oyularak neredeyse bağımsız bir heykel haline getirilmiş, oturur vaziyetteki ana tanrıça yontusudur.

Tahtında oturan  kült heykeline sahip ana kayaya oyulmuş bu tapınak, hem bölge için hem de Anadolu Demir Çağı arkeolojisi için büyük önem taşımaktadır. Keşfin, Antik Dönem din anlayışı, heykeltraşisi, tapınak mimarisi gibi bölgede tüm çabalarımıza rağmen hâlâ karanlıkta kalan benzeri konularda sorularımızın cevabı olacağını umuyor ve şimdiye dek bildiklerimizi tekrar gözden geçirmemiz gerektiğine inanıyoruz.

MÖ 6. yüzyıla ait bu Arkaik kutsal alan, Düver’in dinsel yaşamında önemli bir rol oynamış ve büyük olasılıkla döneminde, Yarışlı Gölü çevresinin sakinlerine de hizmet etmiş olmalıydı. Alanın konumu, tapınak ve sunakların kendileri ve bunların düzenlenme şekli buranın sıradan bir bağış ve adak adama yeri olarak seçilmediğini düşündürüyor. Tam tersine bu vurgulanmış dini yönü ile bölgenin dini topografyası için oldukça önemli bir merkez, belki de bir olasılık yakın çevre için küçük bir hac merkeziydi.

Bu alan boyutu ve hacmi düşünüldüğünde daha çok yerel bir yöneticiyi akla getiren siyasi yönetimin resmi himayesini görmüş ve yardımlarını almış olabilir. Ya da toplumun önemli bir parçası olan aristokrat sınıfının “zenginliklerinin kamusal bir ifadesi” idi. Bu düşünce tartışmaya değer. Toplumdaki itibarı artırma amaçlı böylesi girişimler kuşkusuz amacına ulaşmış olmalıydı. Belki de Pisidia yönetici eliti, tanrıça ile yakın ilişkilerini vurgulamaya, böylece yönetimlerinin meşruluğunu artırmaya çabalamışlardı.

Ayrıca kültle ilişkili tüm arkeolojik ve epigrafik buluntuların sağlıklı bir şekilde belgelenebilmesi amacıyla devam eden araştırma projesinin önümüzdeki günlerde Yarışlı Gölü çevresinde daha geniş bir alanda yürütülmesi planlanmaktadır.