YENİŞEHİR’DEKİ İLK SARAY

Bilindiği gibi Osmanlı Devleti’ni, Orta Asya’da konargöçer bir hayat sürmekte iken Anadolu’ya değişik nedenlerle göç ederek gelmiş olan Türkmen toplulukları kurmuşlardır. O sıralarda Anadolu, bir Moğol gücü olan İlhanlıların tahakkümü altında idi. Bu Türkmen toplulukları, Selçuklu Devleti’nin yönlendirmesiyle birlikte, Ankara’nın Haymana ilçesi civarındaki Karacadağ yöresine gelmişler, daha sonra da Ertuğrul Bey’in görevli olarak Söğüt ve civarına gönderilmesi ile onlar da buraya gelip yerleşmişlerdir.

Selçuklu sultanına bağlı bir sınır bölgesi komutanı olan Ertuğrul, bir müddet sonra vefat edince (1288), görevi oğlu Osman devam ettirmiştir. Selçuklu yönetiminin İlhanlı elinde zafiyet içindeki durumu, sınır bölgelerindeki komutanların zaman içinde bağımsız beylikler oluşturmasına zemin hazırlamıştır.

 

İşte bu ortamda Osman, görevli olduğu komutanlık merkezini terk ederek o sıralarda bomboş bir arazi olan Yenişehir’e (Bursa) göç etmiş ve evler, kışlalar ve buna benzer yapılar inşa ettirerek kendisine merkez edinmiştir. Burayı 1298- 1299 yıllarında kaynakların tabiriyle tahtgâh edinmiştir. Böylece beyliğini de buradaki birimlerden yönetmeyi seçmiş olmalıdır. Zaten burada inşa ettiği saray, durumu anlatmaya yeter. Yenişehir adı da bu sebeple verilmiştir.

 

Yenişehir’i kurup yerleşmesinin sebebinin İznik’i fethetmek olduğu kolaylıkla gösterilebilir, ki hemen kuşatma altına almıştır. Osman Gazi’nin İznik’i 1299- 1301 yılları arasında kuşatma altına aldığı söylenir. O sıralarda İznik, Bizans’ın Anadolu tarafındaki topraklarının en önemli ve en büyük şehridir. Kuşatma tedbirleri ve oluşturulan baskının hayli uzak mesafedeki Söğüt’ten yönetilmesinin pek mümkün olamayacağı tahmin edilebilir. Belirtilen sebepler dolayısıyla kuşatma bölgesine yakın olmayı Osman Gazi daha baştan düşünmüş olmalıdır. Bu tecrübenin onda var olduğunu tahmin etmek için aşiretinin başında yaklaşık yirmi yıldır bulunuyor olmasını hatırlamak yeterli olacaktır. Kuşattığı İznik’in önemine binaen gerek Bizans ve gerekse ona bağlı yöredeki komutanlar, şehrin kuşatmasını kırıp Osman’ın elinden alabilmek için saldırıya geçtilerse de (1302) Osman’ın başarılı baskınlarıyla püskürtüldüler. Kurulan bu şehirde, Selçuklu yerleşim birimlerinden devralınan Osmanlı şehir tipinin olmazsa olmaz yapıları da inşa edilmiş midir? Kalesi var mıdır? Sarayı var mıdır? Ulu Camisi var mıdır? Pazarı kurulur mu? Bedesteni var mıdır? Kapan Hanı var mıdır? İlgili soruları ele alıp inceleyen bir araştırmamız daha önce yayınlanmıştır. Bu çalışma, Osmanlıların kurduğu ilk şehir konumundaki Yenişehir’de inşa edilmiş olan sarayı ve saray kültürünü inceleyecektir.

 

Saray

 

İznik kuşatmasına istinadgâh olarak kullanılması gereken en uygun yerin Yenişehir olduğu ortadadır. Belki Osman Gazi’nin gücünü bölmemek için aynı anda kuşatmayı planlamadığı, ama bölge tekfurlarının saldırı ordusunda bulunması sebebiyle kuşatmak durumunda kaldığı Bursa da önemli bir şehirdi. Yani 1299 yılından itibaren İznik kuşatması, 1302 yılından itibaren de Bursa kuşatması başlatılacak ve yıllarca sürecektir. Bu faaliyetlerin planlaması ve yürütülmesi onlarca yıl boyunca hep Yenişehir’den takip edilmiş görünmektedir. Kuşatmanın uzun yıllar boyunca devam edeceğini tahmin eden Osman Gazi, başkentini Yenişehir’e pek tabii bir şekilde taşımaktan kaçınmamıştır. Çatışma ortamını yakından yönetmek başarıyı sağlamada en önemli yoldur. Ancak bu yakınlık, karşı saldırı tehlikesini de artırmaktadır. Osman Gazi yakın olmayı tercih ederken tehlikeye karşı tedbirlerini Yenişehir’i karargâh edinerek de almış görünmektedir.

 

 Neşrî’nin “Kendi Yenişehir’e varıp oraya taht kurdu. Burayı karargâh edindi” şeklindeki ifadelerine bakılırsa, Osman Gazi Yenişehir’de taht kurmakla orayı başkent edinmiş oluyordu. Beyliğin yöneticisi olan kişinin bir şehre gelip orayı merkez edinmesi demek, devletin birçok kurumunun da oraya taşınması demekti. Saray, hanedan ailesi, ordu ve bunun gibi birimlerin Yenişehir’e nakli anlamına geliyordu. Daha önce kışladıkları şehir olan Söğüt’te bugüne kadar bir sarayın bulunduğuna dair hiçbir kaynakta bilgiye rastlanmamıştır.

 

Bizce de Söğüt, sarayı gerektirecek konumda kullanılmamış olmalıdır. Bu sebeple tahtın taşınması değil de ilk defa ihdas edilmiş olması düşünülmelidir. Böyle yorumlamak için, yukarıdaki açıklamalarımız ve kaynaklarda geçen ‘tahtgâh edinmek’ veya ‘taht kurmak’ tabirleri yeterince açıklayıcıdır diye düşünüyoruz. Yenişehir’de taht kurmak demek orada saray inşa etmek anlamına da gelir. Orayı karargâh edinmek demek, devlet organları, adamları ve askerleriyle beraber orada çok sağlam bir savunma ve plânlama üssü oluşturmak demektir. Bu da oraya pek çok yapının inşa edilmesi demektir. Osman Gazi burayı başkent edinerek yerleştiyse, muhakkak bir saray binası yaptırmış olmalıdır.

 

Saray Hamamı

 

Bu isimle anılan bir hamamın varlığı hakkında halk arasında yaygın bir kanaat vardır. Eldeki belgelerden bu hamamla ilgili bilgi veren en eski tarihli olanı da 1530 yılına aittir. Bu defterdeki bilgileri değerlendiren Barkan, eserinde Ücret-i Hamam-ı Saray şeklindeki kaydı da belirtmiştir.

 

Ulu Cami

 

Bir yerleşim biriminin öncelikle şehir olabilmesi için zaten Osmanlı anlayışına göre “Cum’a kılınur Pazarı durur” yer olması şarttır. Şehrin kurulduğu zamandan beri burada Cuma namazının kılındığı bir mabedin bulunması zorunlu bir durumdur. Yenişehir’de Ulu Cami adıyla bilinen bir cami halen vardır. Bu caminin Orhan Gazi tarafından inşa ettirildiğine inanılır. Vakıf Muhasebe defterlerinde de Orhan Gazi’nin yaptırdığına dair bilgiler vardır.

 

Pazar

 

Yenişehir’de tarihi bir pazar vardır. 1487 ve 1530 tahrirlerinde mahallelerden birinin adının Mahalle-i Mescid-i Bazar olarak kayıt edilmiş olmasına bakarak burada bir de Pazar Mescidinin bulunduğu söylenebilir.

 

Yazı: Sezai SEVİM

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 57. sayısında bulabilirsiniz.

 

 

 

 

Diğerleri