ZEUGMA

Abdüsselam ULUÇAM

Ilısu Barajı ve HES’in etki alanı, kültürel mirasımız açısından oldukça zengin bir bölge. Bu bölgede çok sayıda arkeolojik alan tespit edildi ve bunlar arasında en önemli olanı Kültür Bakanlığı envanterine göre Hasankeyf olarak belirlendi. Antik dönemden günümüze kadar birçok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmış olan Hasankeyf’in geçmişi, Geç Assur ve Urartu devirlerine kadar iner. Bazı tarihçilerin, Hasankeyf’teki ilk yerleşimi on-on iki binyıl öncesine dayandırmasıyla birlikte devam eden arkeolojik çalışmalar, Hasankeyf ve bölge tarihi ile ilgili yeni bilgiler ortaya koyar. Hasankeyf, Yukarı Mezopotamya’nın bir bölümü olmakla birlikte, Anadolu kültürleri ve Yakın Doğu kültürlerinin etkileşip kaynaştığı bir bölgede yer alır. Ortaçağ sonlarına kadar Mezopotamya ile Anadolu’nun kesişim noktasında ticaret ve ekonomik gelişmenin odak noktası olmuştur. Binlerce yıllık geçmişi olan bölgede çok sayıda arkeolojik kalıntı görülmektedir. Tarım alanları açsından verimli olan bölge, tarihte “Bereketli Hilal” olarak adlandırılır.  Roma İmparatorluğu zamanında çağın iki süper gücü olan Pers İmparatorluğu ile Romalılar için bir ileri karakol olan Hasankeyf, MS 5. yüzyılda Süryani Piskoposluğu’nun başkenti konumuna gelir. MS 6. ve 7. yüzyıllarda ise doğu ülkelerine özgü Hristiyan kiliselerinin ilk merkezlerinden birine dönüşür. İslamiyet Dönemi’nde Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler ve Mervaniler’in eline geçen Hasankeyf, 1101-1232 tarihleri arasında Artukoğulları’nın başkenti olur. 1232 yılında Eyyübiler’in hâkimiyetine giren kent, 1260 yılında Moğol istilasına uğrayarak tahrip edilir. Moğol istilasından sonra Beylikler arasında durmadan el değiştiren Hasankeyf, 1516 yılında ise Osmanlı İmparatorluğu’na katılır.  I. Dünya Savaşı sırasında terk edilerek harabeye dönüşen Hasankeyf, daha sonra buraya yerleşen köylüler tarafından yerleşim yeri haline getirilir. Mağaralarda yaşayan ailelerin barınması için 1967 yılında evler yapılır. 1990 yılında yapılan düzenleme ile Hasankeyf ilçe haline getirilir ve Batman’a bağlanır. Hasankeyf, Ortaçağ’a ait özgünlüğünü ve bütünlüğünü koruyan önemli bir tarihi kent merkezidir. Tarih boyunca çeşitli uygarlıkların yaşadığı Hasankeyf, Kale’nin bulunduğu alanda yer alan Yukarı Şehir, Dicle’nin güney sahillerindeki teraslara yayılan Aşağı Şehir ve Dicle’nin kuzeyindeki teraslarda bulunan tarihi kent alanları ve mahalleler olmak üzere üç ana bölüme ayrılmıştır.  Artukoğulları devrinde yaptırılan köprü, Ortaçağ’ın en görkemli ve en büyük köprüsü olarak nitelendirilir. Bu dönemin diğer yapıları arasında Kale’deki Ulu Cami’nin aşağısında yer alan Büyük Saray ile Kale’nin doğu tarafında yolun üzerindeki Kale Kapısı bulunmaktadır. Hasankeyf’te yer alan Eyyubi dönemi eserleri ise; Kale’nin en yüksek noktasındaki Ulu Cami, El-Rızk, Sultan Süleyman, Koç, Kızlar ve Küçük Camileri ile İmam Abdullah Zaviyesi ve Kale’nin kuzeydoğusunda yer alan Küçük Saray’dır. Akkoyunlular dönemine ait Zeynel Bey Türbesi ise Dicle Nehri’nin sol kıyısında yer alır.