ZİNCİRLİ HÖYÜK – SAM´AL KRALLIĞI

Zincirli Höyük yerleşimi, yaklaşık olarak MÖ 920-173 arasında modern İslahiye´nin etrafındaki vadiye hükmeden Demir Çağı krallığı Y´DY ya da Sam´al Krallığı´nın başkenti olan eski Sam´al şehridir. Yerleşmeden ilk olarak 19. yüzyılda yapılmaya başlanan araştırmalarda, pek çok heykel, hükümdarlık yazıtı, sur ve saraylar bulunmuştur. Zincirli´de şu anda Chicago ve Tübingen üniversiteleri tarafından yürütülen kazılarda Sam´al Krallığı´nın geçmişindeki eksik parçalar bulunmaya, ata kültleri ve şehir sakinlerinin yaşamları aydınlatılmaya devam ediliyor.

Yerleşme ve Kurulum

Zincirli, eski Samal şehrinin kanlarının bulunduğu 40 hektarlık höyüğün modern ismidir. Eski Samal sözcüğü Sami dillerinde kuzey” anlana gelir, ama Zincirli bölgesinin bka bir adı, Sami dillerinden gelmeyen Y’DYdir (sesli harfler olmadan, sessiz harflerle yazılır). Zincirli, Nur Dağlarının (eski Amanos Dağları) doğu eteklerinde yer ar. Bu dik, kuzey-güney doğrultulu dağ sıra Toros Dağlarından neye doğru uzanır ve Akdenizde bir ova olan Kilikya batıda Suriye topraklarından ve Fırat Nehrinin üst tarafından arır. Amanos Dağlarından geçilebilmesi için kullanılma gereken iki büyük geçitten biri olan doğu tarafındaki Bahçe Geçidi (Amanos Kapı- ları olarak da bilinir), bu yerleşme sakinlerinin kontrolü altındaydı. Samal kralları bu sayede Mezopotamya ve Akdeniz aranda yapılan karavan ticaretinden kâr elde edebiliyorlardı. Zincirli sakinleri aynı zamanda Amanos Dağlarının gür ormanlarla kap eteklerine de kolayca erişebiliyorlardı. Samal krallarının gelir kaynakları aranda çam ve sedir ağaçlarının keresteleri ve reçineleri var ve bunlar Assur efendilerinin sunduğu haraç listesinden hiç eksik olmazdı.

Elimizdeki botanik kanıtlara göre Zincirli'nin eski sakinlerinin, vadinin zengin alüvyonlu topraklarında buğday ve arpa gibi baklagillerin yanı sıra, üzüm, zeytin ve incir yetiştirdiklerini biliyoruz. Samal Krallığında koyun, keçi, ğır ve domuz çobanlığı yapılıyordu ve yettirdikleri bitkilerle birlikte bunun tipik bir Akdeniz geçim ekonomisi olduğunu söyleyebiliriz. Nehir ve batakklardan balık ve su klarına ve bunların yanında geyik, tavşan, yaban domuzu, aslan ve a gibi yabani hayvanlara da aşina olduklarını Zincirli'deki rölyeflerin üzerinde betimlenen av sahnelerinden anlayabiliyoruz. 

 

Eski Kazılar

1888 ile 1902 yılları aranda liderliğini Felix von Luschanın yaptığı Alman arkeologlardan oluşan bir ekip, Zincirlide b sezon boyunca kazı yaptı ve ultıkları sonuçları b büyük cilt hâlinde yayımladılar. Bu artırma neticesinde Demir Çağı Samalın şehir duvarları ve kapıları haknda bir fikir oltu ve yerleşmenin ortandaki 5 hektarlık yukarı höyükte birkaç saray ve bka büyük yapılar ortaya çıktı. Yukarı höyük, yaklaşık olarak MÖ 2500 ile 1500 aranda bölgeye gitmiş Tunç Çağı yerleşmelerinin kanlarından oluyor. Demir Çağı kralları bu eski höyüğün üzerine yaklaşık olarak MÖ 900de bir kraliyet sara inşa ettirdiler ve höyüğün boyu, etrafını çevreleyen ovadan 15 metre daha yüksek bir hâle geldi. Tarihini tam olarak bilmesek de büyük kentte koruma amacıyla kraliyet sarandan 360 metre uzaklıktaki tarlaların etrafına dairesel bir duvar çektiler ve kentin etrafını çevirmiş oldular.

Alman kazı ekibi düzinelerce yontulmuş taş parça buldu. Şu anda İstanbul ve Berlinde sergilenen bu parçalar içinde önemli binaların girlerini koruyan aslan ve sfenks heykelleri, ana kapılar ve sarayın cephesinde bulunan süslü sütun kaideleri ve rölyef-lenmiş bazalt ortostatlar (yere dik ıy-la duran levhalar) da var. Taşa lenmiş bir şekilde Fenikece, yerel Samal dili, Aramice ve Akadca dillerinde birkaç adet kraliyet yazıtı bulunmtur.

 

Güncel Kazılar

2006 yında Chicago Üniversitesinin Doğu Bilimleri Enstitüsü, Neubauer Family Foundationın desteğiyle Zincirlide modern artırma metotları ve sorularıyla yeni ve büyük öekli kazılara bladı. Bu kazıya 2014de Tübingen Üniversitesi (Almanya) de kaldı. Yeni kazı ekibi 2006 ile 2015 arandaki sekiz kazı sezonu içinde dokuz farklı kazı alanda 5.500 metrekarelik bir alanı açtı.

Chicago-Tübingen kazı ekibi, Demir Çağının büyük ve dairesel aşağı kentini inceledi. Eski Alman kazı ekibinin bulduğu surlar dışında bu bölgeye dokunulmamıştı. Elde edilecek bilgilerle Akdeniz ve Yakın Doğu tarihini şekillendiren bu dönemdeki şehir yaşa ve sosyo-ekonomik organizasyonu konusunda çok daha iyi bir fikir sahibi olabilir, şehrin hükümdarlarının anıtsal saraylar ve surları dışında fark bir perspektif elde edebilirdik. Bu hedefe şöyle yaklaşma uygun gördük: 1) Aşağı kentin modern bina ve ağaçlarla kap olmayan tüm noktalarında jeomanyetik bir arrma rütmek (bölgenin yaklaşık üçte ikisinde) ve 2) Aşağı kentin dört fark bölümünde büyük-çap kazılar gerçekleştirmek. Bu jeomanyetik harita, kazılarda bize rehberlik etmesinin ötesinde şehir planlamave bölge organizasyonu konusunda pek çok kanıt elde etmemizi sağlayabilir. Aşağı kentin farkbölgelerindeki yerel, resmi, endüstriyel ve kült mimarinin çömlekçilik, eser, hayvan kemikleri ve botanik kantıların bağlamsal motiflerine özen gösterilerek kazılma ve açığa çıkarılması, Demir Çağında şehir yaşamının sosyal ve pratik farklılık-ları zler önüne serebilir. Samal Kralğı, politik bağımlılıktan Yeni-Assur İmparatorlunun eyalet bkenti konumuna geldiğinden dolayı, özellikle şehir yaşandaki değişimler konusu üzerine yoğunlaşmak gerekiyordu.

Bka bir am ise Demir Çağı şehrinin altında gömülü olan Erken Tunç Çağı (yaklaşık olarak MÖ 2500-2000) ve Orta Tunç Çağı (yaklaşık olarak MÖ 2000-1500) yerleşmeleri haknda daha fazla bilgi sahibi olmaktı. 2015te yukarı höyükte yanmış bir Orta Tunç Çağı binana ulaşıldı ve bir tane de yok olmuş Erken Tunç Çağı aşağı kenti bulundu. Gelecek kazı sezonlarında bu bölgedeki şehir organizasyonu, çevre ve kültürel bağları Tunç ve Demir Çağları ile karşıltırabilmek amacıyla kazı alagenletilecek.

 

Yerleşme Tarihi ve Arkeolojik Kantılar

Zincirliye ilk yerleşim Erken Tunç Çağında, yaklaşık 2500 ile 2300 yılları aranda Suriyeye hükmetmiş olan Ebla Kralğı Döneminde gerçekleşti. Yerleşmede Orta Tunç Çağında da (yaklaşık olarak 2000-1600) yaşayanlar vardı. Kültepe-Kanişte bulunan binlerce kil tabletin belgelediği üzere bu dönemde Assur ile İç Anadolu aranda uzun-mesafeli ticaret yapılıyordu. Geç Tunç Çağı (yaklaşık olarak 1600-1200) ya da Erken Demir Çağı ( 1200-900) sırasında bu bölgede insanların yaşadığına dair bir kanıt olmadığı için yerleşmenin Mitanni ve Hitit İmparatorlu Döneminde ve Yeni-Hitit Döneminin büyük bir bölümünde terk edildiği sonucuna varıyoruz. Ama yaklaşık 900 yında terk edilmiş Tunç Çağı höyüğü, Samala yaklaşık olarak 713 yından itibaren hükmeden Demir Çağ hanedanğının kurucusu Gabbār tarafından yeniden kurulmtur. Ya kendisi ya da kendi soyundan gelen biri daha sonra 5 hektarlık kraliyet sarayını surlarla çevirmiş ve aşağı kentin etrafını çevirerek yerleşmeyi 40 hektardan oluşan bir alan haline getirmtir.

 

Surlar ve Dekorasyonla

En dış duvarın 3 metre genliği ve yüksekliği, taş zemini ve üzerinde en az on metreye kadar uzadığı düşünülen (ama sonra aşınmış olan) kerpten bir bölümü vardı. Bu duvar yerleşmenin etrafında tam bir daire çiziyor, üzerinde 100 adet dikdörtgen şeklinde kule yer alıyordu. İç kısımda ise yine 100 adet kulesi olan eş-merkezli bka bir duvar vardı. Bu, eşsiz bir çift-duvarlı güvenlik sistemiydi –dış duvar aşılsa bile saldırganlar duvarlar arandaki boşluğa düşmekten kaçınamazlar ve duvarda onları bekleyen şehir sakinleri bu saldırganları kolaylıkla öl- dürebilirlerdi. Chicago ekibi şehrin Kuzeydoğu Kapısındaki dış sur sistemini 2007 ve 2009 yılları aranda yeniden kazdı ve şehrin dış duvarının 45 metresini, Kuzeydoğu Kapısının kule temellerinin 250 metre karesini, odaları ve merkezli ve dış duvarların arandaki koridoru gören saltaşından yapılan girişi ortaya çıkardı.

Çok daha büyük olan Güney Kapı (yaklaşık 1800 metrekare) kerp duvarların (ortostat) dibine yerleştirilmiş büyük, taş bloklarla dekore edilmti ve bu taş blokların üzerinde akıllara Hititlerin erken kapı dekorasyon uygulamalarını getiren bir dizi insan, hayvan ve doğaüstü varkların kabartmabulunuyordu. Bunlar doğaüstü korumayı, insan ve hayvanların evcilleştirilmesi ve yeni bir şehrin kuruluna uygun olacak şekilde hanedanın istikrarını sembolize ediyordu ve Zincirlide bulunan en eski sanatsal üslup kullanılarak yapılmışlardı. 2008de şehrin kapısının 60 metre kadar neyinde bulunan bka bir kabartma ortostat üzerinde belinde kılıç, elinde bir asa ve buğday başağı olan bir hükümdar figürü ve hayat-ağacı kabartması var. Tarz farklılığından dola bunların kapıdaki ortostatlardan daha sonraki bir tarihte yapılmış olduğu düşünülmüştür.

Ortada bulunan eski Tunç Çağı höyüğü tek bir kapı ve yarım daire şeklindeki kuleler ile surları olan bir kale hâline getirilmtir. Bu sur sisteminin yeni detayları, Chicago ekibinin höyüğün ney ucunda yaptıkları bir çalışmayla ortaya çıkmıştır. Erozyondan korunma amacıyla olturulmuş eğimli yüzeydeki topraktan sipere tlardan oluşan bir katman (bir şev”) eklenmiş. Tepesine, birbirini çapraz kesen tahta kirlerle (bugün buna dair tek kanıt taşın içindeki linear boşluklar) güçlendirilmiş ttan bir zemine sahip 3 metre genişliğinde kerpiçten bir duvar inşa edilmtir.

Kale kapı ise Güney Kapısından bile daha özenli dekore edilmti. Benzer tarzda kabartmaları olan kırk ortostatı vardı. Kapının iki kanadının yan taraflarında aslanlar ve balar duruyor, koruma sağlıyorlardı. Kapının doğu tarafında müzisyenlerin eşlik ettiği bir tanlar geçidi, ba tarafında ise avlanma, hükümdarlar, savaş ve kraliyet ata kültü gibi dünyevi sahneler vardı.

İç kapının önündeki olduça büyük bir çukurun içinde de taş kapı muhafızları bulunmtur. Kapı kullanılmamaya blandığında törensel bir şekilde gömülmüşlerdi. Bu ttan, b devasa aslanın gövdeleri kabartma şeklinde yapılmıştır ve bları sonradan eklenmtir. Bunlar Zincirlinin 23 kilometre neyindeki devasa taş ocağından gelmiş olabilir. Chicago ekibinin 2007de bulduğu bitmemiş ya da şematik aslan başı, bu taş ocağında bulunmuş aslanlarla özdeştir.

 

Samalda Aramiler ve Luviler

MÖ 900lü yıllarda kurulan Samal İmparatorlu, pek çok artırmacı tarafından Aramilerin Fırat Nehrinden neydoğuya göç etmesinin bir sonucu olarak görülür. Muhtelif Yeni-Assur ve Kuzeyba Sami yazıtlarında Aramice konuşan savaş beylerinin, bölgeye onlardan önce hükmetmiş Anadolu doğumlu, Luvice konuşan Yeni- Hitit hükümdarlarına üstün gelerek bu dönemde Suriyenin fark kımlarında kralklar kurmabaşardıklarından bahsedilir. Luvi hükümdarları, MÖ 14. yüzyılın sonlarına doğru Toros Dağlarının neyindeki bölgeyi işgal eden Hitit İmparatorlundan güç miras almışlarr. Hitit kraliyet ağzına çok benzeyen bir Hint-Avrupa dili olan Luvicenin kendine has bir hiyeroglif yazısı var ve Anadolunun neydoğusu ve Suriyenin kuzeyinde bu dilde yazılmış pek çok Demir Çağı yazıtı bulunmtur.

Samal/Y’DYnin MÖ 900lü yıllarda, Gabbār ile blayan yeni hükümdarları, sonraki dönem Samal kraliyet yazıtlarında ortaya çıktığı üzere bir Kuzeybatı Sami dili konuyorlardı. Yine de, yazıtlarında Luvice kullanmasalar da bu hanedanın bazı krallarının Luvi isimleri var (örneğin Kulamuwa ve Panamuwa I ve II). Bu, Luvice konuşan eski elit ile yeni gelen ve Sami dili konuşan hanedan üyeleri aranda bir evlilik olmuş olabileceğini gösterir. Demir Çağı Kuzey Suriyesinde Samal kralları dahil Sami dili konuşan tüm hükümdarlar mimari ve ikonografide Yeni-Hitit tarzını benimsemtir. Bu, o kültürel geleneğin prestijin devam ettirdiğini gösterir. Samalın Sami krallarının, şehirlerinin kapılarında görülebilecek olan yontulmuş ortostat rölyeflerinin de gösterdiği üzere Luvi egemenliğindeki Karkamışa çok benzer bir şekilde Yeni Hitit ikonografi ve dekorasyon tarzlarını benimsediklerinin altını çizmek gerekir. Chicago-Tübingen ekibi anıtsal olmayan birkaç adet Luvi hiyeroglif yazı bulmtur. Bir mühür, önemli bir belge ve bir fildişi kantında rastlanğından dola Samalın bazı sakinlerinin bu dili hâlen konuyor olduğunu anlayabiliriz. Karasu Vadisi böylece Anadolu ve Suriye nüfuslarının birlikte yaşamana ve kültürel adaptasyon sürecine tanıklık etmtir.

 

Hilani Sarayla

Klasik bir Yeni-Hitit saray formu olan ve bu formun Assur saraylarındaki taklitlerini anlatan Assur metinlerinde t-hilāni olarak geçen hilani ilk olarak Zincirlide bulunmtur. Tell Tayinat, Karkamış, Tell Halaf ve bka yerleşmelerde de örnekleri bulunsa da Zincirli bu formdaki en fazla örneğe sahiptir; Alman ekip tarafından kalede kazılmış yerlerden farklı dönemlerden kalma alhilani sarayı çıkalmıştır. Bu sarayların anıtsal bir çehreleri vardı, bazen merdivenle çıkılıyordu ve devasa, dekore edilmiş ttan temeller üzerinde duran ahşap sütunların desteklediği bir verandası vardı. Geniş giriş odandan sonra saran ana kabul odası ve taht odası vardı ve bu odalardan da arkadaki birkaç küçük odaya ılan kapılar ve üst kata çıkan bir merdiven vardı.

Kaledeki en eski saray olan Hilani I höyüğün en yüksek kısmında ve devasa taş temeli dışında iyi korunmuş bir hâlde değil. Kuzeybatı yönüne doğru büyük bir bahçeye bakan, yan yana bulunan iki adet hilani sara var (J ve K Yapıları). J Yapısının girişinde üzerinde yapı inşa eden kral Kulamuwanın bir resmi, bir de yazıtının yer aldığı bir ortostat var (yaklaşık olarak MÖ 830). Bu parçanın üzerinde Kulamuwa Assurlu bir kral tarzında giyinmiş ve batıda, Kilikyadaki saldırgan komşuları Danunalılara karşı Assurlu kra nasıl “kiraladığını ve böylece Y’DYye refah getirip krallığındaki düşman grupları barıştırğından bahsediyor. Kulamuwanın böbürlenmesi küçük Y’DY ile bu dönemde haşmetli olan Assur arasındaki ilkiyi yanlış yansıtıyor olabilir, zira babaHayya MÖ 858de Assur kra Shalmanesere karşı kan bir savaş kaybedip Assura sadakat yemini ediyor, senelik haraç olarak müş, sedir ağacı kerestesi