3,3 MİLYON YILLIK OMURGA FOSİLİ İNSAN OMURGASININ EVRİMİNİ ORTAYA ÇIKARIYOR

Antik bir omurganın analizi, insan evrimi hakkındaki soruları ve bizim omurgalarımızla olan benzerlikleri –aslında çok da benzemiyor- ortaya çıkarıyor.

22 Mayıs günü yayınlanan yeni araştırma, 3 milyon yıl önce yaşamış olan Australopithecus afarensis'in (insanların doğrudan atası) insanlarla aynı sayıda bel ve torakal vertebra’ya (omur) sahip olduğunu ortaya koydu. “Selam” (Habesçe/Amharca’da “Barış” anlamına geliyor) ismi verilen bu 2,5 yaşındaki genç hominin, üst ve alt sırt arasında belirgin bir farklı geçiş gösterdi; bu durum ona iki ayak üzerinde yürüme için destek sağlamış olabilirdi.

 

Missouri Üniversitesi'nden biyolojik antropolog  (ve ayrıca çalışmanın yazarı olan) Carol Ward yaptığı açıklamada, İlk atalarımızın aynı tarzda ve aynı sayıda vertebra’ya (omur) sahip olup olmadığının daha önce hiç bilinmediğini söyledi.

 

Dik Yürümeye Geçiş

 

Ward, sırt yapısının iki ayak üzerinde dik yürümenin bir anahtarı olduğu için bu keşfin önemli olduğunu vurguladı. Modern maymunlar, şempanzeler ve goriller; 24 kaburga kemiğine sahip olan insanlarla karşılaştırıldığında, 26 kaburgaya sahiptir. Ayrıca modern insanların diğer büyük maymunlara göre daha uzun sırtları vardır.

 

Maymunlar bu noktada gerçekten gergin sırt yapısına sahiptir. Eğer el ve kollarımızı kullanarak ağaçların arasında sallanmak istiyorsak bu faydalıdır, fakat insanların sahip olduğu daha esnek alt sırtlar insanların dik yürümesi için daha uygundur.

 

İlk homininler ya da insanın ataları, el ve ayaklar üzerinde yürümekten, iki ayak üzerinde dik yürümeye geçişi temsil eder. Ancak onların omurgaları bir sır olarak kalmıştı. Çünkü vertebra (omur) ve kaburga, fosil kayıtlarında iyi korunmayan küçük, narin kemiklerdi. Australopithecus aferensis, Australopithecus africanus, Australopithecus sediba ve Homo erectus'un kısmi iskeletleri, hominin omurgalarının nasıl göründüğü konusunda bazı ipuçları sağlamıştı. Ancak bunlar çok parçalıydı. Araştırmacılar örneğin,  üstü sırtın kaç tane vertebra’dan (omur) meydana geldiğinden emin değillerdi. 1974'te Etiyopya'da keşfedilen ünlü A. aferensis'in "Lucy" adlı fosili yalnızca dokuz vertebra’ya sahipti; bunlardan birinin daha sonra bir babuna ait olduğu keşfedildi.

 

“Selam” ise tüm bunları değiştiriyor. Bu küçük A. afarensis’in iskeleti, 2000 yılında Etiyopya’nın Dikika kentinde bulunmuştu. O zamandan beri araştırmacılar, kemikleri sert kumtaşlarından titizlikle temizledi ve onlara zarar vermemeye çalıştı. Sonuçta araştırmacılar 3.3 milyon yıllık bu insan atasının iki ayaklı olduğunu ancak ağaçlara tırmandığını öğrendiler.

 

New York Üniversitesi'nden antropolog Scott Williams (kendisi çalışmaya katılmamıştır ancak bu keşfi yapanlar tarafınca kemikler kendisine gösterilmiştir), bunların kesinlikle harika örnekler olduğunu ve çok dikkatli ve titizlikle hazırlanılıp sunulduğunu söyledi.

 

Etiyopyalı paleoantropolog Zeresenay Alemseged ise bunların çok kırılgan ve çok eksiksiz olduğunu belirtti.

 

Selam'ın Omurgası

 

Şimdi, araştırma ekibi sonunda Selam'ın omurgasını ilk kez ortaya koydu. Onun omurlarının her biri yaklaşık yarım inç (1,2 santimetre) çapındaydı, bunlar o kadar küçüktü ki, çevredeki kaya parçalarından tamamen temizlenemedi. Ekip, yeterli sayıda kumtaşlarını temizledikten sonra, fosili Fransa'daki Avrupa Sinkrotron Radyasyon Tesisine götürdüler. Araştırmacılar burada X-ışınlarını bir buçuk yıl süren 3D dijital modellere dönüştürdüler. Bu görüntülerin ortaya çıkardığı şey, 12 kaburga ve 12 torakal omurganın bulunduğu bir omurgaydı; tıpkı modern insanların omurgası gibi (Omurga üç bölüme ayrılmıştır: servikal omurgası veya boyun; torakal sırt veya üst sırt ve bel omurgası veya alt sırt).

 

Ancak Selam'ın omurgasının çok önemli bir başka özelliği de insanlara tam olarak benzememesiydi. Aradaki fark torakolumbar değişimde ya da vertebra’daki üstten alta doğru olan anatomik değişikliklerdi. Bu değişiklikler kemikleri bir araya getiren eklemlerde meydana geliyordu. Modern insanlarda, bu eklemler, 12. torakal vertebra’da şekli ve uyumu değiştirirken, onlar, yassı bir şekle ve önden arkaya doğru yönelen daha yuvarlak bir şekle ve daha yan yana bir yönelime sahipti.

 

Selam'ın iskeleti, 11 torakal vertebra’da bu anatomik değişikliğin meydana geldiğini ortaya koyuyor. Bu, A. africanus, A. sediba ve Homo erectus da dâhil olmak üzere, korunmuş birkaç erken hominin kısmi omurgasında görülen aynı modeldir.

 

İnsan omurgalarındaki geçişlerde bazı değişiklikler vardır, bu nedenle modern Homo sapiens'in yaklaşık dörtte birinde, 11. torakal vertebra yerine 12.’sinde torakalumbar geçişi vardır. Ancak, eğer erken hominin omurgaları aynı dağılımı gösterseydi, tesadüfen tüm erken homin fosillerindeki torakolumbar değişimde aynı varyasyonu bulma şansı 10.000'de 1'den az olacaktı. Bu nedenle, erken homininlerin bugünkü insanlardan farklı omurga değişimine sahip oldukları çok daha olasıdır.

 

Yapı ve İşlev

 

Pelvisin, modern insanlarda olduğu gibi omurga ile olan bağlantısında fazla bir esneklik geliştirmediği bir dönemde, daha yüksek geçişler, Selam gibi erken homininlerde daha fazla hareket etmeyi mümkün kılmış olabilir. Bu yine de ispatlanması zor bir teoridir. Bu farka dair herhangi bir kanıt bulunamamıştır. Ancak yetersiz fosil kayıtlarının gösterdiği kadar Australopit’lerde, alt sırt şekillerinde de farklılıklar vardı, bu nedenle torakolumbar geçişin ve omurganın geri kalanı arasındaki etkileşim günümüz insanından farklı olabilirdi. Ancak araştırmacılara göre, bunu test etmek için daha fazla fosil lazım.

 

Selam'ın omurgası, fosil kayıtlarındaki tüm omurları, 60 bin yıl öncesine, Neandertaller'e kadar koruyan tek omurgadır. Neandertaller, modern Homo sapiens'le aynı torakolumbar geçişine sahip gibidir.

 

Araştırmacılar şimdi Selam'ın omurga şeklinden vücut şekli hakkında daha çok şey çıkarmayı planlıyor.

 

http://www.livescience.com