Anadolu Paleocoğrafyasına Açılan Yeni Bir Pencere

ELMACIK MEGAFAUNASI

Burdur’a yolu düşenler, şehrin yayılış alanını kuşatan, sel yarıntıları ile dilimlenmiş, boz bulanık renklerdeki yamaç görüntülerini bilirler. Bu yamaçlar, Güneybatı Anadolu’nun en büyük kapalı havzası olan Burdur Havzası’nın ilk oluşum evrelerine ait göl dolguları içinde, bir taraftan yerkabuğu hareketleri, diğer yandan akarsu aşındırmaları ile biçimlenmişlerdir. Yukarıda belirttiğimiz gibi “Burdur Formasyonu” olarak adlandırılan bu gölsel birim, gevşek dokulu marn, kil, kum, çakıl ve yer yer traverten ardalaşmaları gösterir. Gevşek olmaları nedeniyle üzerlerinde akarsu ve rüzgâr erozyonu kuvvetlidir. Kurak dönemlerde çıplak yamaçlardan kopan, rüzgârlarla savrulan tozlar, Burdur üzerine yağar. Bu nedenle şehir, “Tozlu Burdur” olarak da ünlenmiştir. Yöre halkı, onlarca metre kalınlıktaki bu göl dolgularına “kerit” der. Keritler, Burdur şehir merkezi çevresinden başlar, güneye doğru Burdur-Antalya il sınırını oluşturan Katrancık Dağları kuzey eteklerine kadar, 55-60 km uzanırlar. Geniş bir alana yayılan Burdur Formasyonu üzerinde akarsu aşındırmasına bağlı olarak gelişmiş kanyonlar, sel yarıntıları, peribacası oluşumları, çamur akmalarına ait izler, farklı aşınımın eseri olan ilginç görünümler, jeolojik mazimizin bize mirası olan bu gölsel dolguların hızlı bir erozyona maruz kaldığını işaret ederler. Burdur Formasyonu çökelmeye başladığı Üst Miyosen’den beri, neredeyse havzada yaşanan bütün doğa olaylarını kaydetmiş gibidir. Eski akarsulara ait aşınım ve birikim şekilleri, tektonizmanın güncelliğini haber veren fay oluşumları, düşük sıcaklıklar gösteren kükürtlü termal kaynaklar, kendiliğinden alevlenen metan gazı çıkışları, içerisinde dünyaları saklamış travertenler, eski göl kalıntıları, Gölcük volkanizmasına ait tüfit katmanları, heyelanlar, bu göl çevresinde yaşayan canlılara ait izler… Neojen’de oluşan bu muhteşem havzada Neolitik insana ait onlarca höyük… Anadolu’da ilk tarımsal üretim, arkaik dönemlere ait ilk toprak kaplar, bu havzanın coğrafyamıza armağanıdırlar. Antik Dönem’den gelen onlarca yerleşme kalıntısı, Burdur Havzası’nın insanlığın dünyada var olma serüvenine çok şeyler kattığını da işaret eder. Bütün bunları havzanın tarihsel coğrafyası içinde harmanlarsanız; Burdur topraklarının bilim dünyasına ne kadar çok şey verdiğini ve verebileceğini görme şansı da yakalayabilirsiniz. Burdur adının Polydorion, Polydorion’un da Luwi dilindeki Puladaura’dan türediğini Bilge Umar söylemektedir. Kelimenin kökenini irdelerseniz “su koruluğunun yüce adası” anlamına ulaşırsınız ki; herkesin bildiği üzere su hayattır.  Dr. Nurfeddin KAHRAMAN