ANTİK BİR KABIN İÇİNDE İNSAN KANI, ORGANLARI VE SÜRPRİZ BİR ŞEKİLDE VİRÜS (KIRIM-KONGO) SAPTANDI

MÖ 600-450 yılları arasında bir tarihte, bugünün Almanya’sında yüksek statüdeki bir birey, büyük yaralar ve morarmalar, burundan ve diş etlerinden kanama, kanlı ishal ve idrar gibi bazı rahatsız edici belirtiler gösterdi.

Bireyin durumundan şok olan köylüler, onun ölümünden sonra kan ve organlarını kaplarda sakladı ve onu bir tümülüse gömdü. Şimdilerde ise arkeologlar, muhtemelen bu bireyin, Kırım-Kongo (bugün dünyada insanları hâlâ öldüren şiddetli bir kene hastalığı) virüsünden öldüğü kanısına varmak için antik proteinlerin analizine dayanan yeni bir teknik kullanarak kapların içeriğini yeniden oluşturdu.

 

Çalışmanın lider araştırmacısı ve İndiana’da, Batı Lafayette’deki Purdu Üniversitesinde arkeoloji bölümünde bir doktor adayı olan Conner Wiktorowicz, bunun arkeolojik kayıtta CCHFV veya herhangi bir kanamalı ateş virüsünün ilk saptaması olduğunu söyledi. Bu durum, bölgede bu süre boyunca insan kan ve organlarının çanak çömlek kaplarına gömülmesinin bilinen tek örneğidir ve daha önce arkeologlar tarafından bilinmeyen bu durumun yaygın bir uygulama olup olmadığı sorusunu gündeme getirmiştir.

 

Çanak çömlek kaplarının içeriği zamanla bozuldu ve içerisinde saklanan herhangi bir organik maddeden protein içeren bir tortu bıraktı. Arkeologlar bu proteinleri kurtarmak ve analiz etmek için yeni yollar araştırdı. Bir çalışmada Wiktorowicz liderliğindeki bir ekip, çanak çömlek parçalarının her birinin küçük bir kısmına yapışmış proteinleri yerinden çıkarmak için kimyasallar kullandı ve çeşitli tekniklerle protein parçalarını izole ve analiz etti. Ekip daha sonra bu bilgileri bir ulusal protein veri tabanına girdi.

 

Bu keşif ayrıca, DNA ve RNA gibi daha yaygın incelenen nükleik asitlere göre antik virüslerin onların proteinleri tarafından nasıl daha kolay tanımlanabileceğini de aydınlatabilir. Araştırmacılar çiçek hastalığı gibi patojenlerin tarih öncesi izlerini sürmek için DNA kullanmış olsalar da, proteinler nükleik asitlere göre daha değişmezdir ve potansiyel olarak milyonlarca yıl korunabilir.

 

Bu çalışmaya dâhil olmayan ve New York Şehir Üniversitesinde adli bir antropolog olan Angelique Corthals, antik virüslerden nükleik asitleri kurtarmanın son derece zor olduğunu belirtti. Ayrıca virüs proteinlerinin daha kolay erişilebilir ve bozulmaya daha az yatkın olduğunu da ekledi.

 

Son olarak Wiktorowicz bu keşiflerin arkeologların çanak çömlek parçalarına daha fazla dikkat etmesini sağlayabileceğini söyledi. Wiktorowicz, “Diğer araştırmacıların yapacakları heyecan verici yeni keşifleri hayal edemiyorum” diyerek duygularını dile getirdi.

 

http://www.sciencemag.org/