ANTİK DÜNYADA TIP VE SAĞLIK

Bugün ‘modern tıbbın babası’ olarak bilinen Hippokrates, tarih boyunca tıp biliminin kurucusu ve en yüksek otoritesi olarak görülmüştür. ‘Hippokratik tıp’ bugün, yalnızca hastalığa odaklı değil, kişinin tamamen iyileşmesine odaklı bir tıp anlamına gelen ‘holistik tıp’ tanımı için kullanılan bir eşanlamlı sözcük haline gelmiştir.

Klasik Döneme ilgi duyan modern çağ hastaları, Epidauros, Kos veya Pergamon gibi Antik Çağ Akdeniz dünyasının önemli sağlık merkezlerinden
birine yapacakları bir ziyaretten esinlenebilir. Bu tür bir deneyim kendi hastalıklarına başka bir gözle bakmalarını sağlayabilir, hastalıklarını tarihsel bir perspektife yerleştirmelerine yardımcı olabilir, şifa arayışlarına yeni bir anlam kazandırabilir ve gündelik yaşamlarındaki acılarını az da olsa unutmalarını sağlayabilir.
Seyahatin kendisi bir ölçüde şifa verici olabilir ve tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, Antik Çağ şifa merkezlerini ziyaret eden modern çağ hastaları, hastalık
nedenleri farklı olsa da, aynı yolculuğa 20 yüzyıldan fazla bir süre önce çıkan seleflerinden çok da farklı değillerdir.
Öyleyse, Antik Çağ tıbbının günümüzün modern hastalık ve sağlık anlayışıyla nasıl bir ilişkisi vardır?
 
Kos Adası’na seyahat eden modern çağ seyyahları, ziyaretlerinin önemli bir durak noktası olarak kent meydanında yer alan ulu ağacı ziyaret ederler.
Hippokrates’in (Hipokrat), gölgesinde öğrencilerine ders verdiği bu ağaç ‘Hippokrates çınarı’ olarak bilinir. Ancak bu ağaç yalnızca 500 yaşındadır.
Diğer yandan, Hippokrates’in MÖ 5. yüzyıl sonundan MÖ 4. yüzyılın ilk yarısı arasında yaşamış olduğu bilinmektedir.
Dolayısıyla bu hikaye tarihsel verilerle doğrulanamaz.
Bugün, hala Hippokrates’in adına aşina olmayan bir grup insan olmakla birlikte, Hippokrates yaygın olarak ‘modern tıbbın babası’ olarak bilinir. 
‘Hippokratik tıp’ bugün, holistik tıp veya yalnızca hastalığa odaklı değil, kişinin tamamen iyileşmesine odaklı bir tıp anlamına gelen bir tanım için
kullanılan bir eşanlamlı sözcük haline gelmiştir.

(...)

Piero Tassinari

Yazının tamamı, Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 42. sayısında...