DENİZCİLİK ARKEOLOJİSİ İÇİN ÖNEMLİ BİR KEŞİF SİLİFKE DANA ADASI TERSANESİ

Dana Adası Mersin’in Silifke ilçesi sınırlarında, kıyıdan yaklaşık 2.5 kilometre açıkta yer alan 2700 metre boyunda, 900 metre eninde küçük bir adadır. Söz konusu adanın kıyısında 2015 yılında sualtı araştırmaları yapılmış, ada çevresinde Tunç Çağından Doğu Roma Dönemine kadar çapalar, batıklar ve başka arkeolojik Ceyda ÖZTOSUN, Hakan ÖNİZ kalıntılar bulunmuştur. Bu çalışmalar sırasında adanın kuzeybatısında gemi rampaları tespit edilmiş, 2016 yılında yapılan çalışmalar sırasında denizcilik arkeolojisi ile ilgili çok önemli sonuçlara ulaşılmıştır.

 

Araştırma süresince, Dana Adası üzerinde farklı dönemlerde kullanılmış bir tersane alanı içinde toplam 274 adet çekek yeri bulunmuş ve çizimleri yapılmıştır. Bu çekek yerlerinin 254’ü denizden başlayarak kıyıda devam etmekte, 17’si ise kıyıdaki çekek yerinin arkasında, 2. Veya 3. sırada yer almaktadır. Çekek yerlerinin arkasında ise gemiler için gerekli donanımların yapıldığı atölyeler, gemi yapım ustalarının konaklama alanları, askerlerin konaklama alanları, askeri ve dini yapılar, yönetici yapıları, gemi çekimi ve gıda ihtiyaçları için gereken hayvanların ahır alanları, demir eritme, işleme ve döküm atölyeleri, hamam, iskele ve rıhtım alanları, dükkânlar, görkemli olabilecek villalar, sütunlu alanlar, gözetleme kuleleri gibi yapılar bulunmaktadır. Söz konusu yapıların büyük çoğunluğu harçsız taş yapılardır ve mimari formları Demir Çağını hatırlatmaktadır. Aralarında iki kilise ve bir hamamın da yer alığı az sayıda yapı, Geç Roma Dönemine tarihlenmiştir. Kıyıda bulunan çekek yerlerinin önemli bir bölümü doğal etkilerle tahrip olmuş durumdadır. Bu nedenle erken döneme ait çekek yerlerinin bir bölümü tespit edilememiştir. Yapılan kıyı çizimlerinde, çekek yerleri arasında bazı boş alanlar bulunmaktadır. Bu boşluk alanlar da muhtemelen tamamen deforme olmuş çekek yerleri olmalıdır.

 

Ada üzerinde bulunan tersane alanı ülkemizde ve dünyada günümüze kadar bulunmuş en büyük tersane alanıdır. Yapıların bir ada üzerinde bulunması; adanın arkeolojik-doğal sit alanı olması, özel mülkiyet bulunmaması ve herhangi bir yapılaşmanın olmaması nedeniyle insan etkili bir bozulma mevcut değildir. Yalnızca doğal etkilerle zarar görmüş alan, dünyada muhtemelen in-situ özelliklerini koruyan çok nadir tersaneler arasındadır.

 

Adanın Muhtemel Tarihi

 

Adanın günümüzde kullanılan adı olan “Dana” ile Geç Tunç Çağının az bilinen deniz kavmi “Danuna” isim benzerliği ilginç ve üzerinde durulması gereken bir tesadüftür. Geç Tunç Çağında Güney Anadolu’da Hititlerle bağlantılı bir krallık olan “Danuna- Danya-Denyen” adı ilk kez “Adaniya” formuyla MÖ 16. yüzyıl Telepinu fermanında geçer. Bu isim Geç Tunç Çağının sona ermesiyle ilişkilendirilen “Deniz Kavimleri” arasında yer almaktadır.

 

Dana Adası Niçin Tersane Olarak Seçilmiştir?

 

Buranın tersane olarak seçilmesinde birden fazla belirleyici neden bulunmaktadır. Gemi yapımı için gerekli ağaç kaynakları adanın çok yakınındadır. Ada niteliğinde olması askeri tersanelerin güvenliği için önemlidir. Adanın kuzeybatısı güvenli liman sayılabilecek özelliktedir, denizden karaya ortalama yüzde 9 eğime sahiptir.

 

 

Yazı: Ceyda ÖZTOSUN - Hakan ÖNİZ

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 55. sayısında bulabilirsiniz.