ERKEN HIRİSTİYANLIK DÖNEMİNDE KÖLELİK

İncil’de kölelere de yer verilmiştir. Köleler efendilerine hizmet eder ve onlardan beklenen görevleri yerine getirirler. Hz. İsa ve Havarilerinin bu duruma karşı çıktığı görülmez.

Yeni Ahit’in bazı risalelerinde, kölelerin efendilerine –yalnızca nazik ve makul olanlara değil, sert olanlara da- saygı ile itaat etmeleri gerektiği yönünde nasihatler verilmektedir (1. Pet. 2:18). Efendilerine koşulsuz sevgi gösteren kölelerin, bu davranışlarıyla Tanrı’nın ve Hıristiyanlığın öğretilerine gölge düşmesini engelleyecekleri belirtilmektedir (1. Tim. 6:1). Aslına bakılırsa, efendilerine hizmet etmek köleler için ahlaki bir yükümlülüktü. Efendilerine, yalnızca onlar izlediği sırada değil, tüm içtenlikleriyle, Tanrı’nın takdirini kalplerinde hissederek saygı göstermelidirler (Efs. 6:5- 6). Tartışmasız bir biçimde tam dürüstlük ve mutlak itaat gösteren köleler, Hıristiyan öğretisine itibar sağlayacaktır (Tit. 2:9-10). Bu konuda Aziz Pavlus, kölelere, kendilerine özgürlüklerini kazanma olanağı tanınsa dahi, kendi paylarına düşeni kabul etmeleri yönünde nasihat verecek kadar ileri gitmiştir. Köleliklerinden en iyi şekilde faydalanmaları onların yararına olacaktır. Herkes, ne durumda çağrıldığında hangi sosyal statüde ise, öyle kalsın (1. Kor. 7:20-21). Bu anlayış Kilise Babaları’nın bazıları tarafından da tekrarlanmıştır.

 

İlk Hıristiyanlar, kölelik fikrine farklı bir açıdan yaklaşarak, bu fikrin güçlü bir metafor olarak kullanılabileceğini düşünür.

 

Kölelerin kaderi, büyük ölçüde, efendilerinin serveti ve gücüne bağlıdır. Lüks evlerde yaşıyor olmak genellikle avantajlı bir durumdur.

 

Antik Roma Döneminde kölelik son derece karmaşık bir kurumdu. Köleler her tür işe koşulabiliyordu ve köle kullanımının olmadığı neredeyse hiçbir faaliyet alan yoktu. Erken Hıristiyanlık Döneminde ise köle dendiğinde akla, ev köleleri, yani kişisel veya aileye bağlı hizmetçiler geliyordu. Doğru ve saygılı davranmaları yönündeki nasihatler, işte bu kölelere veriliyordu.

 

Kölelerden bazıları Hıristiyan olmak istediklerini ifade eder etmez, bunun beraberinde çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Kilise kurallarına göre, eğer efendileri inançlı biriyse, kölelerin Hıristiyan olabilmeleri için onun izni gerekirdi. Eğer efendileri pagansa, kölelere “skandal çıkmaması için, efendilerini mutlu etmeleri”nasihat edilirdi. Dolayısıyla, pagan efendilere sahip olan kölelerin kiliseye kabul olma isteği reddediliyor, kiliseye kabul edilenler ise efendileri tarafından dikkatle incelenip, öyle kabul ediliyordu.

 

Hıristiyan olmak, veya rahip veya keşiş olmak isteyen kölelerle ilgili örneklerde de, bu konuda kilise ile köleler arasında bir gerilim yaşandığı görülür.

 

Erken Hıristiyanlık Döneminde, kölelik kurumu hiçbir zaman doğrudan sorgulanmamıştır. Bununla birlikte, misyonerlerin kölelerin dinini değiştirmeye çalıştığı da görülmez. Ancak tarihsel olarak incelendiğinde, konunun çok daha karışık olduğu anlaşılır.

 

Yazı: Dimitris J. KYRTATAS

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 55. sayısında bulabilirsiniz.