ESKİ İNSANLAR AKRABALARI İLE ÇİFTLEŞMEKTEN KAÇINIYORLARDI

34.000 yıllık DNA örnekleri üzerinde yapılan analizler, avcı-toplayıcı grupların eşlerini bulmak için yaşadıkları yerden ayrıldıklarını gösteriyor.

Günümüzden yaklaşık 34.000 yıl önce yaşamış olan insanların DNA'sı, insanların evrimsel başarısının anahtarı olabilecek canlı bir sosyal sahneyi ortaya koyuyor.

 

Yapılan yeni bir araştırma, antik Avrasyalıların, günümüzde yaşayan avcı-toplayıcıların geleneklerine benzer şekilde eşlerini grup dışından seçtiklerini ve bu yolla edindikleri yeni dostlar ve akrabalar sayesinde, daha sonraki dönemlerde ortaya çıkacak olan kentler ve medeniyetler için hayati önem taşıyan ilişkiler ve ağlar kurduklarını gösteriyor.

 

Danimarka’nın Kopenhag kentindeki Doğa Tarihi Müzesinden evrimsel genetik bilimci Martin Sikora ve ekip arkadaşları, 34.000 yıl önce yaşamış avcı toplayıcı grupların, gruplar halinde, yalnızca yakın akrabaları ile birlikte yaşadıklarını, dolayısıyla bu durumun eş bulmak konusundaki olanakları kısıtladığını söylüyorlar. Sikora ve ekibi, Science News dergisinde yayımladıkları çalışmalarında, her iki cinsiyetten ergenlerin büyük olasılıkla, kendi gruplarından farklı topluluklardan eş seçtiklerini, böylelikle farklı gruplar arasındaki toplumsal bağları güçlendirdiklerini öne sürüyor.

 

Arizona Eyalet Üniversitesinden antropolog Kim Hill’e göre Sikora’nın bulguları, Taş Devri sonları ile muhtemelen daha erken dönemlerde avcı-toplayıcı grupların eşleşme yoluyla oluşan akrabalar ile akraba olmayan bireylerden oluştuğu yönündeki varsayımı da destekliyor. Eşleşme yoluyla oluşan oluşan yeni akrabalıklar, medeniyetlerin ortaya çıkışının önkoşulu olan topluluklar arası iletişimi ve sosyal öğrenmeyi de kuvvetlendirmiş olmalı.

 

Hill, “Avcı-toplayıcı toplulukların sosyal yapısı, yalnızca insana özgüdür ve neden yalnızca insan türünün kültüre böylesine bağımlı olduğunu ve böylesine geliştiğini açıklar niteliktedir” diyor.

 

Yeni çalışma, Taş Devrinde avcı-toplayıcıların yalnızca yakın akrabalardan oluşan gruplar halinde yaşadığı ve gruptaki erkeklerin, şempanzelere benzer biçimde bölgelerini rakip gruplara karşı korumak amacıyla ittifaklar kurduğu yönündeki uzun süredir kabul görmüş olan görüşü de çürütüyor. Eğer bu varsayım doğruysa, modern avcı-toplayıcı gruplar, günümüzden 10.000 yıl önce tarımın yaygınlaşması ile birlikte sosyal ilişkiler ve toplumsal bağlar kurmuş olmalıdır. University College London’dan antropolog Andrea Migliano, Sikora’nın çalışmasının modern insanın tarımın ortaya çıkışından çok daha öncesinde zaten sosyal açıdan hareketli topluluklar halinde yaşadığını gösterdiğini söylüyor.

 

Çalışmada yer alan, Cambridge Üniversitesinden paleoantropolog Marta Mirazón Lahr, günümüzden 40.000 yıl öncesinde Avrupa ve Batı Asya'nın kutup bölgelerinde yaşayan insanların akraba olmayan bireylerden oluşan küçük, etkileşimli gruplar halinde yaşadığını söylüyor. Lahr, bu avcı-toplayıcı grupların hayatta kalabilmek için çok geniş alanlara yayıldıklarını ve topluluklar arası eş değiştirmenin grup içi eşleşmeleri en aza indirdiğini öne sürüyor.

 

Sikora ve ekibinin çalışması, Rusya’da yer alan Sunghir isimli yerleşmede bulunan 4 bireye ait iskeletlerden elde edilen DNA örneklerinin analizlerini kapsıyor. Sunghir 1950’lerden bu yana çeşitli araştırmacılar tarfından incelenen bir yerleşme. Çalışmada incelenen gömütler arasındaki bireylerden biri kendi mezarında gömülü yetişkin bir erkek birey. Bu gömütün yakınındaki bir diğer gömütte ise, aynı mezara konulmuş, kafa kafaya yerleştirilmiş iki genç ergen birey. Ergen bireylerin mezarı yakınında ise, üzerinde kırmızı pigment tespit edilen bir yetişkine ait üst bacak kemiği yer alıyor. Her iki mezar da, fildişi boncuklar ve mızraklar, pazıbent ve oymalı süsler gibi süslü mezar hediyeleri içeriyor.

 

Sunghir’deki insan fosilleri ile bölgede bulunan mamut kemiği üzerinde yapılan yeni radyokarbon testlerinin sonuçları, önceden yapılanlara kıyasla daha kesin bir tarih verdi.

 

Sunghir’de bulunan dört bireye ait antik DNA örnekleri, bireylerin hangi cinsiyete ait olduğunu da gösterdi. Bilim adamları daha önce Sunghir gençlerinden birinin bir kız olduğundan şüpheleniyordu ancak sonuçlar hepsinin erkek olduğunu gösterdi. Yapılan genetik karşılaştırmalar sonucunda bireylerde yakın biyolojik akrabalık izine rastlanmadı. Bireylerin hiçbiri birbiri ile, ebeveyn, büyükbaba, büyük kardeş, teyze, amca, kuzen veya yeğen gibi herhangi bir akrabalık ilişkine sahip değil.

 

Ergen bireylerden birinin DNA sonuçları, bu bireyin yaklaşık 38.000 yıl önce modern Avrupalıların doğrudan atası olan bir gruptan bölünmüş bir nüfustan geldiğini gösteriyor. Araştırmacılar, Sunghir yerleşmesi nüfusunun diğer ilişkili yerleşmelerdeki nüfusa göre oldukça küçük olduğunu, yerleşmede yaklaşık 160 ila 900 arasında yetişkin bireyin yaşadığını belirtiyor.

 

Sikora ve ekibinin elde ettiği sonuçlar, günümüzde yaşayan Avrupalılar ve Doğu Asyalılar için önceki tahminlerle kabaca uyumlu bir şekilde, Sunghir bireylerinin DNA'sının yaklaşık yüzde 2,5'ini Neandertallerden miras aldıklarını gösteriyor. Araştırmacılar, bu melezleşmenin yaklaşık 55.000 yıl önce gerçekleştiğini hesapladı.

 

Ayrıca, 36.000 yıl önceki çapraz tür geçişleri Sunghir topluluğuna yaklaşık yüzde 0,4 oranında Neandertal DNA’sı olarak katkıda bulunduğunu belirtiyorlar.

 

Sunghir insanları, daha önceden Neandertal DNA'sında görülen grup içi akrabalıklara dair genetik belirtiler göstermiyor. Araştırmacılar, Neandertal gruplarında, antik insanlarda görülen bu çiftleşme ağlarına rastlanmadığını söylüyor. 

 

Kaynak: https://www.sciencenews.org