GÜÇLÜ ÇENELERE SAHİP OLMAYAN BİR ATANIN SOYUNDAN GELMİŞ OLABİLİRİZ

Uluslararası bir araştırma ekibi, biyomekanik yöntemler ve mühendislik araçlarını kullanarak Australopithecus sedibanın kafatasını analiz etti. Araştırma sonuçları, Australopithecus sedibanın, düzenli olarak sert besinlerden oluşan öğünler yiyerek hayatta kalabilecek çene ve diş yapısına sahip olmadığını gösteriyor.

Australopithecus, yaklaşık 4 milyon yıl önce Afrika boyunca yayılmış olan bir cinstir. Australopithecusun bir türü olan Australopithecus sediba ise, Güney Afrika'da bulunan yaklaşık 2 milyon yıllık fosil kalıntılarına dayanarak tanımlanabilmiştir. Bu Australopithecus türünün, Australopithecus africanusun soyundan geldiği düşünülüyor. 

 

Araştırmanın ekip lideri David Strait, “Çoğu australopithin, çiğnemesi ya da kırması zor olan yemekleri işlemesini sağlayan çeneleri, dişleri ve yüzleri vardı. Aynı zamanda yemekleri çok yüksek kuvvetle ısırabiliyorlardı,” dedi.

 

Araştırmacılardan Justin Ledogar da, “Australopithecus sedibanın güçlü bir şekilde ısırmasını engelleyen çok önemli bir kısıtlamaya sahip olduğunu bulduk; çiğneme kaslarının tam gücünü kullanarak azı dişleriyle bir şeyi ısırsaydı çenesini kırabilirdi," dedi.

 

Güney Afrika'da bulunmuş olan bir Australopithecus sediba kafatasının bilgisayar destekli biyomekanik model denemesi, David Strait'e göre mühendislik araçlarının evrimsel soruları cevaplamak için kullanılabileceğini gösteren iyi bir örnek.

 

İnsanların da bir australopithin soyundan geldiği neredeyse kesin. Australopithecus sediba da, insanın atası veya bir akrabası olmaya aday. Yeni araştırma, Australopithecus sedibanın, doğrudan erken Homo türünün yakın evrimsel akrabası olup olmadığını göstermiyor; fakat erken insanların evrimsel yollarını şekillendiren beslenmeyle ilgili değişimler hakkında daha fazla kanıt sağlıyor.

 

Ledogar, erken Homo türlerinin de bu güçlü şekilde ısırma sınırlamasına sahip olduğundan şüphelendiklerini belirtti. İncelenen diğer australopithlerin bu konuda neredeyse hiç sınırlı olmadığını ifade eden Ledogar, “Bazı australopith toplulukları güçlü ısırma yeteneklerini arttırmak adına adapte olacak şekilde evrim geçirirken, Australopithecus sedibanın dâhil olduğu diğer topluluklar ters yönde evrim geçiriyorlardı.” dedi.

 

Bunların bazılarının Homo türünün ortaya çıkmasına yol açtığını belirten Strait, "Türümüzün kökenlerini anlamak adına, ekolojik faktörlerin australopithlerin beslenme düzeni ve alışkanlıklarını bozmuş olduklarını görmek gerekir. Beslenme alışkanlıkları büyük ihtimalle Homo türünün doğuşunda büyük bir rol oynuyordu" dedi.

 

 

eurekalert.org